TÜRK EDEBİYATI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TÜRK EDEBİYATI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2022 Pazartesi

YILKI ATI – ABBAS SAYAR

 

Merhaba kısacık ama yüreğe işlenen bir romanla geldim. İnsan neden böyle nankördür, sadece kendini düşünür, hayvanlara eziyet eder diye okurken çok kez sorguladım. Bir at var Doru Kısrak, zamanında sahibine çok yarış kazandırmış, çok yavru vermiş. Sahibini bolluk içinde yaşatmış ama yarışamayınca tarlaya sürülmüş, sonra güçten düşünce de ‘yılkılık’lar arasına atılmış. bir sonraki yaza kadar sahibi olmadan yaşamaya çalışan atlara yılkı atı deniyor. 

İbrahim atının her şeyinden yararlanmış ama kendisi kışı rahat geçirmek, bir boğaz eksiltmek için Kısrak’ı gözden çıkarıyor. Doru'nun güçsüz ve yaşlı olduğunu, ölme ihtimalinin yüksek olduğunu bile bile gönderiyor atını İbrahim. Bizim yılkı atlarını tanıma hikayemiz de böyle başlıyor. 

12 Temmuz 2021 Pazartesi

HUZURSUZLUK – ÖMER ZÜLFÜ LİVANELİ

 

Merhaba :) Bayağıdır Livaneli’den okumamıştım, bu kitabı arkadaşım hediye etti ona da tekrar teşekkür ederim, sonunda fırsat bulup okuyabildim. Kitabı beğendim ama daha iyi de olabilirmiş. Bazı kısımları gereksizdi. Yine de güzel çünkü çoğumuzun bilmediği, zulüm görüp dışlanan Ezidi halkından bahsediyor kitap. Livaneli Ortadoğu’nun yaşadıklarına dünyanın sessiz kalmasını eleştirmek istemiş bu kitapta. 

Gazeteci İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölümünü duyunca neler olduğunu öğrenmek için uzun zamandır gitmediği memleketi Mardin’e döner. Hüseyin’i tanıyanlarla konuşur. Hüseyin çok yardımsever, cesaretli bir gençtir, göçmenlere yardım ederken Meleknaz adında Ezidi bir kıza aşık olunca hayatı değişir. Türkiye’de vurulur, Amerika’da öldürülür. İbrahim arkadaşının hikayesinin detaylarını öğrenmek ister. Hüseyin’in ailesini bırakmayı göze aldığı o kadını bulaya çalışır hem de. Meleknaz ve onlara yaşatılanlar hariç her şey önemsiz olur İbrahim'in gözünde.

22 Şubat 2021 Pazartesi

YENİ DÜNYA – SABAHATTİN ALİ

 

Merhaba :) Nasılsınız? Neler yaptınız? Sözde ara tatilde daha çok aktif olacaktım benim işlerim biter mi bitmez. Çok yoğun bir dönemi geride bıraktık daha da yoğun olacağım dönem bugün başladı bile. Ara tatilde 20’lik dişlerimi çektirdim, iyileşme süreci, sıkıntı, ağrı ve stres derken 1 aylık tatilim komple böyle geçti. Kitap okumaya devam ettim, dizi izledim The Stand ve True Beauty bitirmek üzereyim ikisini de.

Sabahattin Ali’nin anlatımını çok seviyorum. Doğal bir anlatımı var çok dengeli her şey. Okurken yabancı gelmiyor yaşananlar, çok çeşitli insanların hayatlarını aktarmış kâğıda. Yeni Dünya kitabı öyküler içeriyor 13 tane. Kısacık kitap hemen bitti. Öyküleri dram ağırlıklı. Bazıları trajikomik. Anadolu insanının yaşantısı çokça hissediliyor kitapta. Fakirlik, açlık, hastalıklar, ulaşım zorluğu, efsaneleri içeriyor öyküler genel olarak. Klasik günlük hayatta olabilecek şeyleri anlatmış ama insanın içine dokunuyor. Severek okudum çoğunu.

Köy yolunu yaptırmak isteyen bir öğretmenin, vicdanlı şarkıcı kadının, oyuncu kadınların, hasta adamların, kardeşlerini doyurmak için gün boyu ayran satmaya çalışıp en sonunda başarısız olan bir oğlanın, evladını ısıtmak için koşuşturan ama fakirlikten mahvolan bir annenin, uzun yolda uykuyla mücadele eden şoföre emanet giden yolcuların, bir selam sonucu ailesini terk edip genç kadına kaçan adamın, kabadayılıkla başlayıp daha kötü bir işe sahip olan adamın, bir konferansı dinleyip de hiçbir şey anlamayan anlamadığını tekrar baştan dinlememek için belirtmeyen köylülerin, cimri adam ölünce gece boyu parasını arayan sonra evde ne var ne yok yiyip bitiren kadınların, karısına sulfata almak için çırpınan bir eşin, aşığı uğruna boğulan bir gencin hikâyelerini anlatıyordu kitap.

15 Ocak 2021 Cuma

GALİP - EMRAH OLKAÇ

                                      

Merhaba🤗 Fotoğrafı beğendiniz mi?

Galip anne ve babasının uzun çabası sonucu doğan bir çocuk bu yüzden ailesi üstüne titrer her istediğini yaparlar. Galip ehliyeti olmadan araba da kullanır ve bu işte gerçekten iyidir dikkatlidir ancak kötü bir şey olur. Annesini gezmeye çıkarır kaza yaparlar. O olaydan sonra annesi vefat eder ve Galip hep kendini suçlar üstelik hayatı iyice zorlaşmıştır felç kalmıştır bir tarafı. Her şeye rağmen geç de olsa okuluna devam eder ve Saliha'ya aşık olur. Hayata bağlar bu aşk onu. Öyle ki aşkının peşinden giderek şehir değiştirir.

24 Aralık 2020 Perşembe

VATAN YAHUT SİLİSTRE – NAMIK KEMAL

 

Merhaba :) Türk Edebiyatı’nda romantik tiyatronun ilk tipik örneklerinden olan #vatanyahutsilistre ‘nin @koridoryayinlari nın bez ciltli baskısını @kitapbugusu öncülüğündeki #kitapbugusuokumagrubu ile okudum. @kitapbugusu ‘na teşekkür ederim bu güzel hediyesi için :)

Kitabın ilk adı Vatan’mış sonra sansür yüzünden Silistre olarak yayınlanmış ama yıllar geçince Vatan Yahut Silistre olarak anılmaya başlamış. Kitapta Kırım Savaşı için gönüllü cepheye giden İslam Bey ve onu yalnız bırakmamak için erkek kılığına girip savaşa katılan Zekiye anlatılıyor.  Eser tiyatro olarak bir sürü kez sahnelenmiş. Halk çok sever ama Namık Kemal’in sürgününe sebep olmuş bu.

5 Nisan 2020 Pazar

ÇAMLIBEL – BÜNYAMİN AKBULUT



Merhaba :)
Yine bir şiir kitabıyla geldim. Benim okuduğum en kalın şiir kitabı olabilir. 207 sayfa. Şiir okumayı seviyorum ama art arda okuması beni yoruyor. Yine de bu kitabı zevkle okudum. Çok iyi şiirler vardı. Doğa, aşk, dostluk, sevgi, ayrılık acısı, özlem her türlü yaşama dair duygu içeren şiir mevcuttu. Bana şairin tarzı eski ozanları ve eski kıymetli şairlerimizi hatırlattı. Çok içtendi şiirleri. Ama bence aşık olan ya da aşk acısı eken daha duygulu okur şiirleri. Ben de severek okudum ama o hislerdeyken daha anlamlı gelir diye düşünüyorum.

26 Mart 2020 Perşembe

YILDIRIM TANRI DAĞI SAVAŞI – YILMAZ TUNA

Merhaba :)
Kitabın kapağı çok dikkat çekici ismi de öyle. Bir Türk askerinin hikayesi. Kitabı çok beğendim. Dün terasta kahvaltı yaptık. Dışarı çıkamıyoruz ama iyi ki terasımız var. Hava aldık biraz. Sonra da kitaba başladım hemen bitti. İlk kez Türk askeriyle ilgili bir kitap okudum. Gurur duydum ve duygulandım.

20 Mart 2020 Cuma

M.S. 2079 – MEHMET ALİ YAZAN



Merhaba :) harika bir bilimkurgu okudum. Türk yazarlardan bilimkurgu okuyabilmek çok güzel. Konusu polisiye ve robotik teknolojinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş.

Robotların olduğu, Dünya benzeri gezegenlerin keşfedilip kolonileştirildiği, uzay seyahatlerinin normalleştiği bir zamanda, bir cinayet işleniyor. Uzay dedektifi Mortimer ve yardımcısı Scott bu olayı araştırmak için kolonileştirilen ve maden çıkarılan önemli bir gezegene gönderiliyor. 

3 Mart 2020 Salı

SİNEK – TANER MUTLU



Yazar: Taner Mutlu

Yayınevi : Arsine
Yayın Tarihi: 2019
Sayfa Sayısı: 320
Tür: Polisiye, gerilim
***
KİTAP YORUMUM:


Merhaba :) harika bir kitap daha okudum. Polisiye ama sadece o değil. Gizem, macera, fantastik, mitolojik, dini ögeler de içeriyor.

Ahmet bir komiser ve işleri pek de yolunda gitmiyor. Art arda cinayetler işleniyor ancak hiçbir şekilde kanıt yok. Araştırmaya devam ederken Ahmet’in evinde garip olaylar oluyor. Rüya gibi ama rüya olmayan şeyler görüyor/yaşıyor. Bir akşam garip bir adam evine giriyor kendini Vatikan’dan Benedetto olarak tanıştırıyor. Ahmet’in müdüründen izin almış ve Ahmet’i yolculuğa çıkartmak istiyor. Ahmet bu tuhaf adama karşı koyamıyor. Kendisini ona teslim edip götürdüğü yere gidiyor.

8 Ocak 2020 Çarşamba

VAN DEMEK VATAN DEMEK – ZİYA ŞAHİN




Merhaba harika bir anı kitabıyla geldim. Kitabın ilk kısımlarında Van’ın tarihi, önemli kişileri anlatılıyor. Sonradan Ziya Şahin’in anısı var. 

Kayseri’den Van’a evlenmiş ablasını yalnız bırakmamak için gitmiş. Orada Van Kız Öğretmen Okulu’nda okumuş. Bu okul ona çok şey katmış. Ancak çıkan yasa ile öğretmen okulu liseye çevrilmiş. Kazanılmış hakları ellerinden alınmış. Birçok öğrenci öğretmen olmaktan kopmuş. Üniversiteyi okuyabilenler öğretmen olmuş. Okuyamayanlar farklı yerlere dağılmış. Ama yine de okulun onlarda bıraktığı izler etkileyici. 

Ziya Bey’e de çok teşekkür ederim. Harika düşünmüş ve arkadaşlarını bulup anılarını istemiş. Farklı anılar birleştirilip bu kitap ortaya çıkmış.
Kitabı okuyunca yer yer güldüm, yer yer hüzünlendim. Sonunu ise gözümde yaşla bitirdim. Kitabın sonunda Van demek vatan demek cümlesinin neden isim olarak verildiğini daha iyi anladım.

26 Aralık 2019 Perşembe

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN – SABAHATTİN ALİ



İlk Yayınlanma Tarihi: 1940

Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 254

KİTAP TANITIMI:
"İsteyip istemedeğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması.."
Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış.
***
KİTAP YORUMUM:


Merhaba uzun zaman elimde sürünmüş olan bir eserle geldim. Kitabı geçen yıl baharın falan okumaya başlamıştım. Derslerde boş zamanlarımda okudum ancak son 50 sayfasına gelince ne olduysa bıraktım kitabı. Devam etmek bugüne nasip oldu. Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf’u okudum ve çok sevdim. Ama bu kitaba ısınamadığımdan sevemedim galiba.

Sabahattin Ali’nin tarzını severim aslında ama bu kitaptaki hiçbir karakteri sevemedim desem yalan olmaz sanırım. Sadece karakterler değildi beni soğutan, konu ve davranışlar tuhaftı. Bilmiyorum belki de ben yanlış zamanda okudum. Kitabı ittirerek okumuştum zaten. Ama bugün son sayfaları hızlıca bitirdim. Belki de cidden yanlış zamanıma gelmiştir.
Ömer ve Macide ana karakterler. Ömer felsefik duruyor, bilgili, kültürlü görünmeye çalışıyor ama aslında yanlış yolda giden, yanlış arkadaşlar edinen birisi. Aydın olduğunu sanan ama cahil olan arkadaş çevresi var ve onlar Ömer’i yanlış yola itiyor. Ömer güçsüz, kendi davranışlarının sorumluluğunu almaktan kaçınan ve her suçunu içindeki şeytana atan birisi. Ömer’in; adını taşıyan önemli zatlara, böyle bir kişilikte olması hakaret resmen. Hiç kendini toparlamıyor. Oradan oraya sürünüyor. Nerdeyse otuzuna gelmiş ama düzgün iş tutturamamış, insanları düzgün tanıyamamış, bir kadını sevmiş ama ona sahip çıkamamış birisi. Çok acınacak bir tipte ve resmen okurken beni bıktırdı. Zaten onun yüzünden kitaptan soğudum. Hayattan soğuttu hatırladıkça kötü oluyorum…

Kitap çok buhranlı, kötü bir havada geçiyor. Macide ve Ömer uzaktan akraba. Tanışıyorlar ve aşık oluyorlar. İkisinin de düzgün ailesi yok. Macide aile yakının evinde kalıyor ama onları sevmiyor. Bir gün kötü bir olay sonucu Macide evden ayrılıyor ve Ömer onu kendi evine götürüyor. Yıldırım hızıyla başlıyor onların aşkları, ilişkileri. Her şey çabuk oluyor. Macide ilk başlarda mutlu huzurlu. Ömer de öyle. Ama bir yerden sonra sevgileri yetmiyor. Para ve geçim meselesi, çevreleri de işin içine girince sohbetleri azalıyor. 

3 Ekim 2019 Perşembe

KUYUCAKLI YUSUF – SABAHATTİN ALİ



İlk Yayınlanma Tarihi: 1937

Yazar: Sabahattin Ali
Uyarlamalar: Kuyucaklı Yusuf (1985)
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
***
KİTAP TANITIMI:
İlk Basımı 1937 yılında “Yeni Kitapçı” tarafından basılan roman, Sabahattin Ali’nin roman türünde ilk eseridir. Öykü yazarı olan Ali’nin bu eseri MEB Ortaöğretim 100 Temel Eser Listesinde yer almaktadır.
YKY tarafından ilk olarak 1999 yılında basılan roman günümüzde YKY (Yapı Kredi Yayınları) tarafından basılmaya devam edilmektedir. Kitabın editörlüğü Ayfer Tunç, yeni kapak tasarımı ise “Nahide Dikel” tarafından yapılmıştır.
1985 yılında Sinema filmine uyarlanan romanın filminde Talat Bulut, Derya Arbaş ve Ahmet Mekin’in rol almış, filmin yönetmenliğini ise “Feyzi Tuna” üstlenmiştir.
Kuyucaklı Yusuf konusu itibariyle ailesinin katledilmesiyle sahipsiz kalan dokuz yaşındaki Yusuf’un olayı soruşturmak için Kuyucak’a gelen Nazilli Kaymakamı Selahattin Bey tarafından evlatlık alınması ve çocuğun daha sonraki hayatı anlatılmaktadır. Edebiyat eleştirmenlerine göre Yusuf karakteri, köyden şehre göç edip şehir hayatına uyum sağlayamayan insan tipinin habercisi olarak değerlendirilmektedir.

KİTAP YORUMUM:


Merhaba arkadaşlar 😃

Kitabı geçen dönem okudum ancak yorumunu giremedim.

Sabahattin Ali’nin tarzını seviyorum. Yazdıkları yüreğe dokunuyor. Sevgiler çok naif, karakterler bizden. Bu kitabında ise Aydın’ın Kuyucak köyündeki Yusuf’un hikayesini anlatıyor. Kitap Yusuf’un anne babasının öldürülmesiyle başlıyor. Oraya gelen kaymakam Salahattin Bey, Yusuf’un haline acır ve onu evine alır. 

Yusuf, hiç bilmediği bir yere gider. Oradaki insanlar kendi ailesi ve çevresindekiler gibi değildir. İnsanlar fenadır. Yusuf onlara uzun zaman alışamaz hatta hiç…

Yusuf çok naiftir. Kitabın arkasında da yazıyor ya en romantik karakter diye. Ama bence romantiklikten ziyade çok saf bir karakter. Herkes Yusuf’u kandırır. Çok sevdiği karısı bile.

Salahattin Bey’in karısı Şahinde Yusuf’u hiç sevmez. Bir de onların kızları Muazzez vardır. Yusuf ve Muazzez çok iyi anlaşırlar.

Gel zaman git zaman Yusuf büyür. Yusuf şehirlilerin tavırlarına daha alışamamıştır. Çok saf ve masum düşünmeye devam eder. Ama insanlar dediğim gibi fesat, kindar, yalancıdırlar. Yusuf’un masumluğunu kullanırlar.
Muazzez’in evlenme çağı gelince biri onu ister. Ama Yusuf’un içi rahat değildir. O kişiyi gözü tutmaz, bir yandan da içinde anlam veremediği sıkıntı vardır. Muazzez, Yusuf’la konuşmaya çalışır ama Yusuf ondan kaçar.

Sonra bir şekilde konuşurlar ve iki genç de birbirini çok sevdiklerini fark ederler. Evlenirler. İstedikleri tek şey birlikte yaşamaktır. Bir süre her şey yolunda gider ancak sonra ortalık karışır. 👇

5 Eylül 2019 Perşembe

ÇALIKUŞU – REŞAT NURİ GÜNTEKİN



Yazar: Reşat Nuri Güntekin
Yayınevi: İnkılap Kitabevi - M.E.B. Dizisi
Sayfa Sayısı: 408
İlk Yayınlanma Tarihi: 1922
***
KİTAP TANITIMI:

Çalıkuşu ilk kez 1922 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilmiş ve aynı yıl kitap olarak basılmıştır. Beşinci baskısından sonra eser, 1939 yılında bizzat Reşat Nuri Güntekin tarafından sonra tekrar yayımlanmıştır. Bu kitap söz konusu baskısından yararlanılarak aslına uygun olarak yayına hazırlanmıştır.
ÇALIKUŞU, Reşat Nuri Güntekin''in en yaygın ününü kazandığı ilk romanı. Romanda, iyi öğrenim görmüş bir İstanbul kızının, Anadolu'nun çeşitli köy ve kasabalarında öğretmen olarak yaşadığı serüven anlatılır.Serüven yönü ağır basan bu romanda, kişilerin duygu dünyaları, ülke gerçeklerinden soyutlanmadan verilir. Çalıkuşu, her yaştan insanın rahatlıkla okuyup sevebileceği önemli romanlarımızdan biridir.

KİTAP YORUMUM:

Merhaba :)

Türk klasiklerinden en sevdiğim kitapla geldim. Aslında bu kitabın yorumunu lisedeyken yazmıştım. Önceki yazılarımda belirttiğim gibi kenarda kalmış unuttuğum yorumlarımı bloga geçiriyorum. Birkaç tane varmış. Şah Mat, Kayıp Sembol yorumlarımı okuyabilirsiniz tıklayıp.

Çalıkuşu kitabını çok seviyorum. Her duygu var kitapta. Alınacak çok ders var. Herkesin tanıması gereken o karakterler var.

Yazar o kadar güzel ve naif anlatmış ki Feride’yi, Anadolu’nun ücra köşelerindeki sefil fakat samimi saf ruhlu insanları, iki yüzlü olup sonradan kötü yüzlerini gösteren para ve makam peşindekileri…

Güntekin’in anlattığı bu insanlar kurgu olsa da aslında gerçekte rastlanan tipler ;)

31 Temmuz 2019 Çarşamba

GÖÇÜP GİDENLER KOLEKSİYONCUSU – ŞERMİN YAŞAR



Yazar: Şermin Yaşar
Yayınevi : Doğan Kitap
Sayfa Sayısı : 168
İlk Baskı Yılı : 2018
TÜR: Öykü

***

KİTAP TANITIMI:

Hayat ne biriktirir bizim için?
Kırık dökük aşklar, yaşanmamışlıklar, olmamışlıklar, bir çocukluk anısına teğellenmiş hüzünler, aşkın sonsuz bekleyişleri, ayrılıklar, kentler, köyler, yollar, rüzgârlar, gün doğumları, biraz keder, biraz da neşeyle çatılmış evler… Hayat bizim için saklamaya hazır olduklarımızı, bize yakışanları, ihtiyacımız olanları ve bizi büyütecekleri, bizi biz edecekleri biriktirir…
Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu gidenler için bir ağıt, kalanlar içinse bir şiir, biriktirilmiş insan öyküleri…
Şermin Yaşar, Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu’nda o çok özlediğimiz “insan”a bütün görkemiyle geri döndürüyor bizi. Hazırlayın yüzünüzü. Gülüşünüzün yanına biraz da keder koyun, okurken biraz ondan alacaksınız, biraz bundan. Kıtlama çay içer gibi...

***

KİTAP YORUMUM:

Merhaba arkadaşlar :)

Bugün harika bir kitap bitirdim. Öykü kitabı. Normalde öykü okumayı pek sevmem ama Şermin Yaşar muhteşem yazmış. İnsana dair öykülerdi hepsi. Hatta bazılarında eşyaların dilinden de anlatmış insanları. Kullandığı sözcükler, yazdığı cümleler çok naif, çok hoştu. Yüreğe dokunan hikayelerdi. Her biri hayat dersi veriyordu.

Şermin Yaşar’ın okuduğum ilk kitabı. Ama onu önce instagramdan tanıdım. Harika bir insan, çok güçlü bir kadın, tatlı , ilgili ve sorumluluk sahibi bir anne. İnstagramda fotoğraflarının altına yazdığı cümleler bile naif. Hayranım onun cümlelerine :) sonunda bir kitabını okuyabildiğim için de çok mutluyum. Onu instagramdan takip edip yazılarını okursanız ne demek istediğimi anlarsınız :)

İnstagramda keşfette karşıma çıkmıştı. Çok sevdiği eşi Nedim’in ölümünü yazmış ve hüznünü anlatmıştı. Kelimeleri boğazıma oturdu, yüreğimi yaktı. Zaten bu kitabın sonunda eşine yazdığı bir kısım var. Duygulandım çokça. Onu bir ölüm sebebiyle tanıdım. Ölümü metanetle kucaklayan, her şeye rağmen hayata tutunmayı başarabilen, hayat dolu harika bir kadın Şermin Yaşar. İyi ki karşıma çıkmış, iyi ki merak edip okumuşum. Ondan sonra da takip ettim hep.

(FOTOĞRAF BANA AİT, ALMAYINIZ)

Çoğu kişinin önemsemediği ufak şeyleri öyle bir anlatıyor ki… En ufak şeylere, kocaman anlamlar yüklüyor ve bizlere hikayeler oluşturuyor. Böyle insanları çok severim. Önemsiz gibi görünen şeylerden güzellikler çıkartan, buzdağının altındakileri görebilen insanları yani. İyi ki tanıdım ve iyi ki okudum diyorum. Yazdığı tüm kitapları da okumak isterim. Hayatta olan kıymetli yazarlarımızdan. Sizlere de öneriyorum. Onun cümleleriyle tanışın, hikayelerini hissedin.

11 Haziran 2015 Perşembe

DAMGA – REŞAT NURİ GÜNTEKİN


SAYFA SAYISI: 143
TÜR: KISA ROMAN
***
KİTAP TANITIMI:

'Damga', Reşat Nuri Güntekin'in kısa romanlarından biri. Güntekin, çocukluk anılarının dile getirildiği eski İstanbul günlerini anlatıyor. 
Vedia'ya duyulan büyük aşkın, sonunda boş bir kuruntu nedeniyle umutsuzluğa dönüşmesini hüzünlenip severek okuyacaksınız. Özlenen bir evliliğin gerçekleşmemesi, büyük bir düş kırıklığına yol açıyor.

***

KİTAP YORUMUM:

İyi kalpli, hiçbir kötülük düşünmeyen, aşık olduğu kadının namusu için kendi hayatını feda eden bir adamın damgalı hayat hikayesini anlatan bir eser.

Baş karakter İffet. Halis Paşa’nın oğlu. Ama İffet Meşrutiyet yanlısı. Arkadaşı Celal sayesinde Meşrutiyetin doğru olduğunu düşünür. Bu yüzden okulda meşrutiyet hakkında yazılan bir mektubun suçu İffet’e kalır ve eğitim hayatı biter. Ama gün gelir Meşrutiyet ilan edilir. Babası paşa olduğu ve padişah yanlısı olduğu için herkes tarafından dışlanır ve sürgüne gönderilir. İffet de onunla gider babası son nefesini verene kadar yanında kalır.

Sonra İffet İstanbul’a döner. Arkadaşı Celal ve hocası ona muallimlik işi bulur. Cemal Kerim Bey adında zengin bir mebusun çocuklarına ders verecektir. Cemal Kerim Bey fena bir adam değildir fakat fazla menfaatperest bir adamdır. Karısı öldükten sonra üç ay bile geçmeden Vedia Hanımla evlenir. Vedia Hanımı evde kimse sevmez. Halbuki Vedia Hanım sessiz sakin, nahif, üzgün bir kadındır. Küçük oğlu da İffet’ten ders almak ister o yüzden Vedia Hanım sık sık İffet’le karşılaşır.  

Gel zaman git zaman Vedia’ya aşık olur. Vedia Hanım, mağrur ve hassas ruhlu bir kadındır. Bu yüzden Cemal Kerim Bey onu anlamamıştır. Vedia Hanım da kocasını sevmez ve İffet’e aşık olur. Bir gün İffet, Vedia’ya kendisini nesini sevdiğini sorar. Vedia Hanım bu soruyu şöyle cevaplar:

“Hakiki asaletin bir insana verdiği güzelliği sen tasavvur edemezsin, İffet senin bu ellerin bile başka bir mahlukun elleri gibi…”

Geceleyin gizlice buluşurlar ama bir gece yakalanırlar. İffet de Vedia’nın namusuna söz gelmesin diye kendisinin adi bir hırsız olduğu rolünü oynar. İşte asıl hikaye bundan sonra başlar. Reşat Nuri’nin bize vermek istediği dersi buradan sonra anlarız. 

1 Aralık 2014 Pazartesi

KÜRK MANTOLU MADONNA – SABAHATTİN ALİ


Sayfa Sayısı: 164

***


KİTAP YORUMUM :

Sabahattin Ali, Türk öykücü, şair, öğretmen,yazar ve gazeteci. Biraz yazarımızı tanıyalım istedim :) Çoğu kişi Aldırma Gönül’ü duymuştur sanırım J İşte Sabahattin Ali, Sinop Cezaevi’nde yatarken bu şiiri yazmış. Ben de cezaevini gezerken kendi çektiğim fotoğrafı paylaşıyım sizinle sonra yorumumu okuyabilirsiniz. 

Bu arada Sinop Cezaevi gerçekten ürkütücü bir yer. Oraya giren bir daha çıkamıyormuş diyorlar. Sabahattin Ali de Cumhuriyet’in 10. Yılı dolayısıyla yayınlanan bir aftan yararlanarak oradan çıkabilmiş. Sabahattin Ali öldürülmüş fakat kimin öldürdüğü kesin değil. Hatta adamın mezarı bile yok :( Ne kadar üzücü bir durum. İşte Türkiye'de sanatçılara değer vermiyoruz. Aldırma Gönül şiirini Edip Akbayram çok güzel söylüyor bir dinleyin isterseniz...

Kürk Mantolu Madonna fevkalade bir kitap değildi, tıpkı Raif Efendi gibi… Fakat insanda garip tesir bırakan bir kitaptı… [Zaten hangi varlık fevkalade olabilir ki :) ]

Bu kitap pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan her gün yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biri olan Raif Efendi’nin gönlünün en derinliklerine sakladığı tutkulu aşk hikayesini anlatıyor.

Raif Efendi saf bir yüze sahip, biraz dünyadan uzak ama buna rağmen bir insana tesadüf ettiği zaman tebessüm etmek isteyen bakışlara sahip bir adam. 

Dediğim gibi fevkalade bir adam değil fakat insanda merak duygusu uyandıran, çekinik ama insanları iyi tanıyan hatta insanların acziyetlerini resme dökebilen, sevdim mi tam seven, sırlarını içinde tutan, sıradan bir adam. Ailesinin bile kendisini sevmediği, hatırını sormadığı, varlığı ile yokluğunun fark edilmediği, yılların tecrübesiyle yorulmuş, sevdiğine bir gün kavuşmayı umut eden bir adam…

Kürk Mantolu Madonna ise biraz vahşi, biraz mağrur ve çok kuvvetli bir ifadeye sahip bir kadın. Masumluk ve iradeyi, sonsuz bir melal ile kuvvetli bir şahsiyeti aynı anda taşıyan bir kadın…

İşte bu kitap bir kadın gibi çekinik ve utangaç Raif Efendi’nin, erkek gibi açık konuşan, sevecek adam bulamayan Kürk Mantolu Madonna’sına kalbinin en derinliklerinde yaşattığı aşkı anlatıyor. İkisi tamamen zıt karakterlere sahip ama bir o kadar da uyumlu, aynı dertlerden yakınan kişiliklere sahip…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...