Merhaba 😊 Nükleer felaket sonrası hayatta kalan bir anne ve oğlunun hikayesi bu kısa roman. Hızlıca okuyup bitirdim sürükleyici bir dili var. Merak ettim karakterlerin geçmişini de. Dylan ve annesi Rowenna yaşadıklarını kayda geçirmek için yazmaya karar veriyorlar biz de ortak oluyoruz hikayelerine.
Diğer yerlerde bombalar atıldıktan sonra Rowenna malzemeler yiyecekler alır. Bahçe işleri temiz suyu bulmanın yolları eski usul ilaçlar gibi hayatta kalmalarına yardımcı olacak bilgilerin çıktısını alır hazırlıklar yapar. Sonra gerçekten de onların da başına felaket gelir. Buna son adını verirler. Sondan sonra hayatta kalmalarını okuyoruz biz de. Ama ben öncesini de çok merak etmiştim. O konulara da değindi kitap. Rowenna'nın geçmişini merak ettim yani çünkü oglu Dylan'a bir şey anlatmıyordu. Bi de Sondan sonra bir kız çocuğu olmuş. Üçü birlikte hayata tutunmaya çalışıyorlar elektrik su olmadan. Kendi bitkilerinin yetiştirmeyi öğrenip kış bahçesi inşaa ederek etraftaki evleri araştırıp işlerine yarayacak aletleri bularak. Dylan çocukluğunu yaşayamadan büyüyüp annesine yardım etmek zorunda kaliyor. Algıları açık becerikli bir evlat oluyor. Yıllar geçiriyorlar böyle yalnız bir şekilde.
Onların ufak dünyalarını okuyoruz biz de. Kitabı beğendim. Böyle bir felaket korkunç olur tabi ki insanların hep öldüğü hayatta kalanların da yaşamak için fazlaca emek harcadığı temel yaşam gereksinimlerine zorlukla ulaştığı bir hayatı düşünmek bile istemem. Size de tavsiye ederim. Kıymetini bilmediğimiz çok şey var ama onları kaybetsek mahvolurduk. Ufak bile olsa her şey çok önemli hayatta.
DİSTOPYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DİSTOPYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Aralık 2023 Perşembe
16 Eylül 2020 Çarşamba
HAYVAN ÇİFTLİĞİ – GEORGE ORWELL
İlk Yayınlanma Tarihi: 17
Ağustos 1945
Yayınevi: Can yayınları
Sayfa sayısı: 112
Karakterler: Napolyon Bonapart,
Snowball, Koca Reis, Boxer
Türler: Alegori, Roman, Hiciv,
Çocuk Edebiyatı, Siyasi Hiciv, Anahtarlı Roman, Distopik Kurgu, Politik Kurgu
Merhaba uzun zamandır okumayı çok istediğim bir kitabı bitirdim. Kitaba aşinaydım zaten, neyi anlattığını, vurgusunun ne olduğunu, hatta kitabın sonunu da biliyordum. Ama yine de okuyunca o kadar etkiledi ki. Muhteşem bir yergi kitabı gerçekten. Masal tadında ama ürkütücü bir gidişatı ve sonu var. Fabl özelliği de taşıyor, distopik, politik bir roman. @zuzi_bg ile birlikte okuduk :)
24 Mart 2020 Salı
YORGUN ADAM – CAN ERYÜREK
Merhaba :)
Öncelikle kitabın konusu merak ettirici. İyi bir distopya
çıkardı ama yazar kısa kesmiş. Roman gibi yapmak istemedi sanırım öykü gibi bu
çünkü. Ben de öykü pek sevmiyorum özellikle bu tarz konularda. O yüzden pek
bana hitap etmedi. Başı var ama sonu çok belirsiz. Yani anlamadım ben ne
olduğunu. Kitabı okuyan bir kişiyle daha sohbet ettim o da tam anlamamış ne
anlatılmak isteniyor. Sonunda diyor ki Türkler Dünya’dan önce Mars’taydı. Yani niye
buna dayandırdı anlayamadım. Kitabın kapağı güzel çok da merak ederek okumaya başlamıştım.
7 Şubat 2020 Cuma
FİLM YORUMU // JOKER // #OscarAdayıFilmleriİzliyoruz2020
Yayınlanış tarihi: 4 Ekim
2019
Süre: 2s 2dk
Tür: Dram
Yönetmen: Todd Phillips
Oyuncular: Joaquin Phoenix, Robert De
Niro, Zazie Beetz
Ülke: Amerikalı, Kanadalı
FİLM TANITIMI:
Joker, başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck'in hayatına
odaklanıyor. Toplum tarafından dışlanan bir adam olan Arthur, hayatta
yapayalnızdır. Sürekli bir bağ kurma arayışında olan Arthur, yaşamını taktığı
iki maske ile geçirir. Gündüzleri, geçimini sağlamak için palyaço maskesini
yüzüne takan Arthur, geceleri ise asla üzerinden silip atamayacağı bir maske
takar. Babasız büyüyen Arthur’u en yakın arkadaşı olan annesi Happy adıyla
çağırır. Bu lakap, Arthur’un içindeki acıyı gizlemesine yardımcı olur. Ancak
maruz kaldığı zorbalıklar, onun gitgide toluma aykırı bir adam haline gelmesine
neden olur. Yavaş yavaş psikolojik olarak tekinsiz sulara yelken açılan Arthur,
bir süre sonra kendisini Gotham Şehri’nde suç ve kaosun içinde bulur. Arthur,
zamanla kendi kimliğinden uzaklaşıp Joker karakterine bürünür.
***
FİLM YORUMUM:
Bu filmi dönem sonunda izlemiştim daha finallere girmemiştik. Türk
Hemşireler Derneği’nde her hafta toplantımız oluyor demiştim ya Saadet
Hocamızla bu filmi konuşacaktık. Ben de o yüzden izledim. İyi ki izlemişim.
Harika bir film. Oscar’a aday
oldu. Perili Ev blogunun sahibi Ebrar bir etkinlik başlatmış. Ben de hazır yorum yazmışken etkinliğe de katılmak istedim :)
Başrol Joaquin Phoenix, efsane bir rol sergilemiş. Özellikle kahkahaları ve merdivende yaptığı o dansa bayıldım. Duyguları çok iyi geçirdi bize.
Başrol Joaquin Phoenix, efsane bir rol sergilemiş. Özellikle kahkahaları ve merdivende yaptığı o dansa bayıldım. Duyguları çok iyi geçirdi bize.
Sisteme yapılan eleştiriler,
toplumun akıl hastalarına bakışı, toplumun insanları katil olmaya itmesi gibi
pek çok şey vardı.
6 Şubat 2020 Perşembe
FİLM YORUMU // YEDİNCİ HAYAT (SEVEN SİSTERS)
Yayın tarihi: 30 Ağustos 2017 (Fransa)
Orijinal adı: What Happened to Monday?
Yönetmen: Tommy Wirkola
Yapımcılar: Raffaella De Laurentiis, Philippe
Rousselet
Senaryo: Kerry Williamson, Max Botkin
TÜR: Dram/Gizem
SÜRE: 2 saat 4 dakika
OYUNCULAR:
Noomi Rapace,Willem Dafoe,Glenn
Close ,Marwan Kenzari,Adrian Knowles,Clara Read
***
FİLM YORUMUM:
Merhaba :) harika bir film izledim. Çok sorgulatıcı bir
filmdi.
Dünya o kadar kalabalıklaşmış ki artık her ailede 1 çocuğa
izin veriliyor. Bir anne yediz bebek doğuruyor ancak ölüyor. Dedeleri çocukları
saklıyor, sadece 1 tanesini nüfusa kaydettiriyor. 7 çocuk tüm hayatları boyunca
tek bir kimlikle yaşamak zorunda. Bunu da şu şekilde yapıyorlar: her birine
haftanın günlerini isim olarak veriyor dedeleri. Her çocuk kendi ismi olan
günde dışarı çıkıyor. O bir günde yaşadıkları her şeyi kameraya kaydediyorlar,
yaptıkları her şeyi, tanıştıkları insanları…
Her şey sorunsuz gidiyor. Hepsi aynı hayatı yaşamayı
öğreniyor. Zorluklar oluyor ama dedeleri onlara öyle bir ceza veriyor ki bir
daha hata yapmıyorlar. Çok acıdım onlara o kadar kötü şeyler yaşadılar ki.
30 yıl sonra yedilerden ilki kayboluyor. Artık dedeleri de
hayatta değil, kendi çarelerine bakmak zorundalar.
Etiketler:
AŞK,
DİSTOPYA,
DRAM,
FANTASTİK,
FİLM,
Film Yorumu,
GİZEM,
YEDİNCİ HAYAT
28 Eylül 2019 Cumartesi
1984 – GEORGE ORWELL
Yazar: George Orwell
Çevirmen: Celal Üster
Yayınevi :Can Yayınları - Dünya Klasikleri
Dizisi
Sayfa sayısı: 328
Karakterler: Büyük Birader, Winston Smith,
Julia, Emmanuel Goldstein, O'Brien, Syme
Türler: Bilim Kurgu, Sosyal Bilim Kurgu,
Distopik Kurgu, Politik Kurgu
İlk Yayınlanma Tarihi: 8 Haziran
1949
KİTABIN TANITIMI:
İngiliz yazar George Orwell’in 1949 yılında yayımlanan ve kısa
sürede kült mertebesine erişmiş eseri 1984, 1949 yılında yayımlanmıştır.
Distopya türünde bir roman olan 1984, “Büyük Birader”, “Düşünce Polisi”, “101
Numaralı Oda”, “2+2=5” gibi çeşitli terminolojileri ve kavramları günümüz
lugâtına dahil etmiştir. George Orwell kitapları arasında en çok bilinen
eserdir.
Romanın adı “Avrupa’daki Son Adam” ismiyle yayımlanmak
istenmiştir fakat Orwell’ın yayıncısı başarılı bir pazarlama stratejisiyle
kitabın adını Bin Dokuz Yüz Seksen Dört olarak değiştirmiştir.
Roman, II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan totaliter rejimlere
ağır bir eleştiri niteliğindedir ve romandaki alegoriler ve semboller bu
totaliter devletleri işaret etmektedir.
George Orwell 1984 kitap özeti kısaca belirtilmek gerekirse
romanın dünyası üç ayrı rejimle yönetilmektedir: Okyanusya, Avrasya ve Doğu
Asya... Sovyetler Birliği’ni andıran Okyanusya, düşünmeden itaat eden ve Büyük Birader adında birine bağlılıkları
olan halkın yaşadığı devlettir. Toplumdaki tüm insanların hareketleri,
düşünceleri ve davranışları izlenmektedir. Bir yeraltı örgütü olan muhalif
özellikteki Kardeşlik ve bu örgütün lideri Goldstein, bu toplumun düşmanı
olarak görülür. Romanın baş karakteri Winston’ın çeşitli olaylara dahil
olmasıyla roman, okuyucuların akıllarında birtakım soru işareti bırakacaktır:
Büyük Birader ve Goldstein gerçekten yaşıyorlar mıdır?
Can Yayınları’yla özdeşleşmiş kitaplardan biri olan 1984, Utku
Lomlu’nun minimalist kapak çalışmasıyla günden güne artan bir okuyucu kitlesi
edinmektedir. Eserin tercümesinde Hayvan Çifliği’nde olduğu gibi yine Celal
Üster yer almaktadır.
Eser, her ne kadar Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya adlı
eseri ile birlikte distopik roman alanında en iyi bilinen kitaplar olsa da
distopya türünün yaratıcısı Rus yazar Yevgeni Zamyatin’dir ve yazarın kitabı
“Biz” (1920); 1984’ün, Cesur Yeni Dünya’nın ve Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler
adlı eserinin ilham kaynağıdır.
KİTAP YORUMUM:
Merhaba :)
Hayat nasıl gidiyor? Benim üniversite başladı, ilk haftayı
hızlıca devirdik bile. Artık daha çok uyumluyum, daha çok insan tanıyorum,
meslek bilincim oluşmaya başladı. Hatta Türk Hemşireler Derneği Öğrenci
Komisyonu Ankara Üniversitesi temsilciliğine katıldım geçen dönem. Onun bu
yılki ilk yönetim toplantısını gerçekleştirdik. Çok güzel işler yapacağız. İnstagram sayfamızı da takip edebilirsiniz. Özellikle hemşireler takip etmeli :)
Kitaba gelirsek, yorumunu yazarken zorlanacağım sanırım. Böyle
ünlü olmuş ve çok düşünülmesi gereken kitapların yorumunu yazarken
zorlanıyorum. Cesur Yeni Dünya yorumunu da yazmıştım. Onda da öyle oldu.
Kitabın bana hissettirdiklerini ve okurken düşündüğüm şeyleri yazıyorum hepsi
benim görüşüm yani.
Kitapta, baskıcı bir rejim var. Parti denilen bir sistem var,
sürekli çarpıtılan değiştirilen haberler var, her daim izleyen büyük birader
var, özgürlüğün imkansız olduğu bir düzen var, aşık olmanın,
sorgulamanın yasak olduğu bir dünya ve
hatta düşünce suçu bile var.
Parti’nin sloganı:
SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
CAHİLLİK GÜÇTÜR.
Kitabın ana kahramanı Winston. Winston’ın şüpheleri var sistem
hakkında ve bunu saklamaya çalışıyor. Her distopyada olduğu gibi karşı çıkılan
bir sistem bu. Ama başkaldıran çok az. Herkes büyük biraderden korkuyor, onun
her daim izlediğini biliyor. Düşüncede bile karşı çıkmak, en ufak memnuniyetsiz
mimik o kişinin ceza almasına sebebiyet veriyor.
22 Temmuz 2019 Pazartesi
ÖZGÜRLER - SARAH DALTON (LEKELİLER # 3)
Yazar: Sarah Dalton
Çevirmen: Elif Öykü Us
Yayınevi : Agapi
Sayfa Sayısı : 544
İlk Baskı Yılı : 2016
Tür: Distopya, Romantik, Genç kurgu
KİTAP TANITIMI:
"Yaşamak istiyordum, bir geleceğimiz olmasını istiyordum;
aklımda sadece bu iki düşünce vardı. Daniel'la birlikte o kadar hızlı
koşuyordum ki ciğerlerim ağrıyordu."
Geçmişinden gelen önemli bir kişi onu Sığınak'tan götürmek
için ortaya çıktığında, Mina'nın dünyası altüst olur. Bir anda kendini
arkadaşlarından ayrı bulur, artık hayatını değiştirecek kararlar vermesi
gerekmektedir.
Daniel, Mina'yı bulmak için bir yolculuğa çıkar ve Ucubeler'le
beraber Direniş'e katılmak zorunda kalırlar. Sevdiği insanların hayatını
mahvedebilecek bir olayın gerçekleşeceğini öğrendiği zaman gördükleri, ona
ciddi anlamda zarar verir, ancak bu olayı durdurabilecek tek kişi yine odur.
Angela, 14. Bölge'de Sebastian'a babasını bulmasında yardım
ederken büyük bir maceraya atılır. Oraya gelene kadar yaşadıkları her şeyden
sonra, bir başka ölüm kalım anı onları pençesine alır. Angela bir kaçış yolu
bulabilecek midir?
Lekeliler serisinin son kitabı olan Özgürler, hikâyenin
fanlarını hayal kırıklığına uğratmayacak. Son sayfaya kadar tahminler
yürüteceksiniz.
Kimseye güvenmeyin...
KİTAP YORUMU:
Merhaba :)
Kitap harikaydı. Her zamanki gibi sürükleyici yazmış yazar. Merakla
okudum. Seriye çok güzel şekilde veda ettik. İlk iki kitabı okumayanlar spoi
yememek için yorumuma devam etmesin :) Hatta bu kitabı okumayanlar da biraz
spoi yiyebilir. Olabildiğince az yazmaya çalıştım ama başka türlü anlatamadım. Keyifli
okumalar :)
Kitapta önce Maggie’nin hikayesini okuduk. Mina’ya zorbalık
yapan öğretmeninin hikayesini. Kadına üzüldüm. Kötü şeyler yaşamış. Ama yine de
bütün bu zulmü desteklemesi saçmaydı.
Daha sonra Elena’yı okuduk. Elena sahtelikten bıkmış bir
haldeydi ve bu ayrımcı dünyanın sonlanmasını istiyordu. Kendisini kurtarmak
için güzellik yarışmasına katılmaya karar verdi. Eğer kazanırsa gittiği yerde
rahatça yaşayacağını düşünüyordu ama hayat onu çok farklı yerlere sürükledi :)
177. sayfaya gelince asıl Özgürler kısmı başladı. Daniel ,
Mina ve Angela ağzından bölümleri okuduk.
Mina’nın öldü sandığı annesinin Klanlara gelmesiyle 2.kitap
bitmişti. Bu kitapta Mina hep annesinin peşindeydi. Ona kendisini sevdirmek ve
mutlu olmak istiyordu. Annesinin amacı ise farklıydı. O ucubeleri gelişmişlerin
yararına savaşta kullanmak istiyordu ve bu yüzden Mina’yı ilaçlarla etkisi
altına aldı, kaçırdı. Bundan sonra kitap hız kazandı. Mina nerdeyse tüm kitap
boyunca ilaçlarla uyuşmuş şekildeydi. Mina’yı eğitti annesi , daha da güçlü
olması için. Bir yandan da babasından nefret ettirdi. Mina da babası ona yalan
söylediği için ondan nefret etmeye başladı.
Daniel ve diğerleri Mina’ya ulaşmaya çalıştılar. Daniel geleceği
görmüştü. Mina’nın onlara karşı savaşacağını görmüştü. Bu yüzden onun izini
sürüp bulmaya çalıştılar. Ancak Mina’nın kaçırıldığı gece Angela, Sebastian,
Cam, Ginge 14.bölgeye Sebastian’ın babasına gittiler. Sebastian’ın babası
onları tuzağa düşürdü. Olaylar karıştı, hapis tutuldular falan.
(FOTOĞRAF BANA AİT! İZİNSİZ ALMAYINIZ)
Son kitap olduğundan çözülmesi gereken bir sürü şey vardı. Sonunda
ucubelerle ilgili gerçeği öğrendik.
Çok büyük bir savaş çıktı. Gelişmişler ve lekeliler arasında. Lekeliler
isyan ettiler. Ucubeler de bu savaşa katıldı tabii.
Etiketler:
AGAPİ YAYINLARI,
DİSTOPYA,
GENÇ KURGU,
GENÇ YETİŞKİN,
KİTAP ÖNERİSİ,
KİTAP SERİSİ,
Kitap Yorumu,
KLON,
KLON DÜNYASI,
LEKELİLER,
ÖZGÜRLER,
Romantik,
SARAH DALTON
KAYIPLAR – SARAH DALTON (LEKELİLER # 2)
Yazar: Sarah Dalton
Çevirmen: Elif Öykü Us
Yayınevi : Agapi
Sayfa Sayısı : 400
İlk Baskı Yılı : 2016
KİTAP TANITIM:
"Sığınak, beklenti ve hareketle dolup taşıyordu. Bir anda
daha önce düşünmediğim bir şeyi fark ederek donakaldım; savaşacaktık ve
insanlar ölecekti."
Kayıplar unutulmuş olanlardı; toplumun ve yasanın dışında
yaşıyorlardı. Mina özgürlük için, daha iyi bir hayat ve bir gelecek için
savaşıyordu; ama özgür bir dünya bile çürüyebilirdi. Mina, Klanlar'ın içindeki
yeni hayatına başlarken gücüyle ilgili ummadığı kadar fazla bilgiye sahip olan insanlarla
tanışacaktı. Üstelik bu bilgi her şeyi, Daniel'la ilişkisini bile
değiştirebilecek büyüklükteydi. Yeni arkadaşlar edinirken, eski dostları ona
şok edici bir şekilde ihanet edecekti. Sığınak'taki hayat zordu, üstelik o
kadar tuhaf âdetler vardı ki, Mina yeni evinin tam kalbinde pis işlerin
döndüğünden şüphelenmeye başlayacaktı. 14. Bölge'nin yozlaşmasını geride
bıraktığını sanırken, bir diktatör Sığınak'ı istila etmekle tehdit edecek ve
Mina, insan doğasının en iğrenç yönleriyle karşı karşıya kalacaktı. Klanlar'ın
Savaşı'nın tam ortasında kaldığında özgürlüğü de yok olacak mıydı?
Lekeliler serisinin ikinci kitabı olan Kayıplar, güçlü
kişilere meydan okuyarak yeni tehlikelerle yüzleşmeye devam eden Mina'nın
hikâyesini anlatmaya devam ediyor. Okuyucuyu daha fazla isyan, aşk ve ihanetle
nefesini kesecek duygu dolu bir serüvene sürüklüyor.
KİTAP YORUMUM:
Merhaba :)
*** İlk kitap olan Lekeliler'in yorumunu okumak isterseniz buraya tıklayın!
*** 3.kitap olan Özgürler'in yorumunu okumak için buraya tıklayın.
*** 3.kitap olan Özgürler'in yorumunu okumak için buraya tıklayın.
Lekeliler serisinin 2.kitabıyla geldim. 2.kitap olan Kayıplar’da
karakterlerimiz Klanlara gitmeye çalıştılar ve sonra oraya adapte olmaya..
ilginç şeyler oldu.
Mina babasını buldu ve diğer ucubelerle tanıştı. Meğer babası
diğer olağanüstü güçleri olan çocukları bulmaya uğraşmış ve sonra da onların
özgürce yaşayacağı bağımsız bölge olan Klanlara taşınmış.
Mina’nın amcası gelip onları Klanlar’a götürüyor. Daniel, Sebastian
ve Angela yolculuğa çıkıyorlar. Klanlar İskoçya’da. Oraya kadar yolculuk
ediyorlar. Hem yolda başlarına kötü şeyler geliyor hem de özgür olacaklarını
sandıkları Klanlar’da. Nereye gitseler zulüm var.
Angela neredeyse tüm kitap boyunca atarlı davrandı ve sinir
oldum. Ama sonradan aklı başına geldi, olgunlaştı. Hele 3.kitapta çok iyiydi.
***Ucube olan
çocuklar:
Hiro:
telepat, düşünceleri okuyor, duyma
Mike:
duyguları kokluyor, koklama
Kitty:
insanların kokusunun tadını alıyor, tatma
Ve böyle
olunca bunun 5 duyuyu oluşturduğunu anlıyorlar.
Daniel:
geleceği görüyor, görme
Mina: telekinezi,
dokunma
Bu 5
yetenekli genç birbirlerine bir şekilde bağlılar ve birlikteyken çok daha
güçlüler. Hiro’yu çok sevdim. Diğerleri eh işte :)
Etiketler:
AGAPİ YAYINLARI,
DİSTOPYA,
DUYU,
FANTASTİK,
İSKOÇYA,
KAYIPLAR,
KİTAP ÖNERİSİ,
KİTAP SERİSİ,
Kitap Yorumu,
KİTAP YORUMU,
KLANLAR,
KLON,
KLON DÜNYASI,
LEKELİLER,
LEKELİLER # 2,
SARAH DALTON,
UCUBELER
13 Temmuz 2019 Cumartesi
PİYON – AIMEE CARTER (The Blackcoat Rebellion # 1)
Orjinal Adı: Pawn
Yazar: Aimee
Carter
Yayınevi: Ephesus
Yayınları
Editör: Şafak
Tahmaz
Çeviren: Melda
Dinçel
Sayfa Sayısı: 384
İlk Baskı Yılı :
2016
Tür: Distopya
Tür: Distopya
Karaceketliler Serisi Sırası:
1) Piyon
2) Vezir
3) Şah
KİTAP TANITIMI:
“Bu kitapta her
şey var: İsyan, şiddet ve ilk aşk. Carter, derinlikli, genç bir kadın kahraman
ve keskin dönüşlerle dolu, sürükleyici bir dünya yaratmış.” –Booklist
“Piyon hızlı
temposunun yanı sıra kendini derinden hissettiren bir gerilimi de barındırıyor.
Kitty mükemmel olmayan bir kahraman ve zor kararlar vererek yoluna devam
ederken, okurların da desteğini kazanacağa benziyor.” –School Library Journal
VII olabilirsin.
Eğer her şeyden vazgeçersen...
Kitty Doe için bu
seçim kolay görünüyordu. Hayatını ya bir III olarak sefalet içinde geçirecek ve
sevdiği insanları terk etmek zorunda kalacak ya da VII olarak ülkenin en
nüfuzlu ailesine katılacaktı.
Eğer Kitty evet derse,
ameliyatla başbakanın yeğeni olan, sır dolu bir ölümle hayata gözlerini yuman
Lila Hart’a dönüşecek ve Hart ailesinin bir ferdi olarak ünlenip hayatına belki
de ilk kez bir mana katacaktı.
Bu işin tek bir
şartı vardı: Kitty Doe’nun Lila’nın gizlice başlattığı ve onu ölüme sürükleyen
isyanı durdurması gerekiyordu.Gelgelelim Kitty de bu isyanın bir destekçisiydi.
Aldığı tehditler, tuttuğu sırlar ve kendine ait olmayan bir hayatla Kitty’nin
hangi yolu seçeceğine karar vermesi ve yeni anlamaya başladığı bu karmaşık
oyunda, piyonun ötesine geçebilmeyi keşfetmesi sandığından da zor olacaktı.
KİTAP YORUMUM:
Merhaba arkadaşlar
:)
Nasılsınız?
Tatiliniz nasıl gidiyor? Benim çok güzel şimdilik. Sinop’a gittik memleketime
;)
Deniz, kum, güneş,
Erfelek Şelaleleri harikaydı. Tabii kötü şeyler de oldu. Yüzüm şişti ve yandı
güneş yüzünden. Her sene böyle oluyor bu sene daha fenaydı. Bir dahaki sene
inşallah ekstra önlemler alacağım.
Kitabı tatile
gitmeden önce okudum. Yola çıkacağımız gece bitirmiştim. Sürükleyici bir
distopya kitabı. Serinin devamını çok sonra okurum galiba. Çünkü bu aralar
kitap alışverişi yapmayacağım. Ama devam kitapları elimde olsaydı peş peşe
okurdum. Gayet güzel bir seriye benziyor.
Konusu üstte var
zaten. İnsanların rütbelerle sınırlandırıldığı bir dünya var kitapta. Girilen sınav
sonrasında rütbe asla değiştirilemiyor. Çok acımasız bir dünya. Aldığın rütbeye göre işin, evin, ailen belirleniyor resmen. Her şeye gençken girdiğin tek bir sınav karar veriyor ve bu çok adaletsiz.
4 Haziran 2019 Salı
CESUR YENİ DÜNYA - ALDOUS HUXLEY
Kitabın Orjinal Adı : Brave New World
Yazar : Aldous Huxley
İlk Basım: 1932
Yayınevi: İthaki
Çevirmen : Ümit Tosun
Editör : Alican Saygı Ortanca
Tür : Bilimkurgu, Distopya, Ütopya
Sayfa Sayısı : 349
***
***
KİTAP TANITIMI:
“Cesur Yeni Dünya” bizi “Ford’dan sonra 632 yılına” götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, “annelik’ ve ‘babalık’ pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.”
KİTAP YORUMUM:
Hiç düşündünüz mü?
Gelecekte bizi neler bekliyor?
Teknoloji hep ilerleyecek mi?
İnsanlar neler başaracak?
Mutluluğun sırrı bulunacak mı?
Gelecekte bizi neler bekliyor?
Teknoloji hep ilerleyecek mi?
İnsanlar neler başaracak?
Mutluluğun sırrı bulunacak mı?
Etiketler:
ALDOUS HUXLEY,
ALINTI,
BİLİMKURGU,
BRAVE NEW WORLD,
CESUR YENİ DÜNYA,
DİSTOPYA,
FANTASTİK,
GELECEK,
HENRY FORD,
İTHAKİ YAYINLARI,
Kitap Yorumu,
KLASİK,
KÜLT,
SOMA,
TEKNOLOJİ,
ÜTOPYA,
VAHŞİ
1 Haziran 2019 Cumartesi
LEVANA – MARİSSA MEYER (AY GÜNLÜĞÜ SERİSİ # 3.5)
Yazar: Marissa Meyer
Çevirmen: Beril T. Uğur
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı : 216
İlk Baskı Yılı : 2016
Tür: Bilimkurgu, Distopya, Fantastik, Aşk. Dram
KİTAP TANITIMI:
Ayna, ayna, söyle bana benden güzeli var mı dünya'da? Ya da
Ay'da...
İki gezegen arasında aşklarını ne kadar sürdürebilirlerdi
kİ?Daha doğrusu, bir gezegen ve Ay arasında. Ya da her neyse.
Saf kötülüğün bir adı var. Aldatıcı maskelerin ardında
gizleniyor ve gücü eline geçirmek için "büyü"sünü kullanıyor. Peki
ama Kraliçe Levana kim? Yolu Cinder, Scarlet ve Cress'le kesişmeden yıllar
önce, Levana'nın çok farklı bir hikâyesi vardı. Daha önce hiç anlatılmamış bir
hikâye... Şimdiye kadar.
New York Times çoksatarı yazar Marissa Meyer, Levana'da
büyüleyici kötü karakterinin geçmişini anlatıyor. Aşk ve savaş, ihanet ve ölüm
üzerine unutulmaz bir hikâye. Üstelik "Ay Günlüğü" serisinin heyecan
dolu final kitabı Winter'ın giriş bölümleri de sizi bekliyor.
***CİNDER YORUMU İÇİN BURAYA,
***SCARLET YORUMU İÇİN BURAYA,
***CRESS YORUMU İÇİN BURAYA TIKLAYIN :)
KİTAP YORUMUM:
Merhaba :)
Levana ismi çok güzel, niyeyse hoşuma gidiyor :)
Cress’ten sonra Levana’yı okudum. Levana’nın hikayesi çok
hüzünlüymüş, tahmin etmemiştim hiç. Hem çok hüzünlü hem de sonlara doğru
acımasız.
Levana’nın aynalardan nefret etmesinin sebebini burada
öğreniyoruz ve hiç çıkarmadığı o alyansın sebebini de öğreniyoruz. Levana yalnız
ve kötü bir çocukluk geçirmiş. Ablasından nefret ediyor.
Aileleri hiç mutlu
değil. Ablası yani Channary (Cinder’in annesi) gerçekten çok iğrenç bir
kişilik. Tek umursadığı güzelliği ve erkeklerin ilgisi. Üstelik Levana'ya yaptıkları çok kötü.
Anne babaları ölünce
başlıyor kitap. Channary tahta geçiyor Kraliçe oluyor ancak ülke yönetiminden
zerre anlamıyor.
Levana ise liderliğe yatkın biri ve ülkesinin nasıl daha iyi
olması gerektiğini biliyor. Bu meseleleri düşünüyor ve bizim ilk kitaplarda
okuduğumuz o korkunç planları bu dönemde ortaya çıkıyor. Yani Ay ülkesinin iyiliği
için bir sürü Dünyalıyı ve kabuğu ölüme terk ediyor.
CRESS - MARİSSA MEYER (AY GÜNLÜKLERİ SERİSİ # 3)
Yazar: Marissa Meyer
Çevirmen: Beril
Tüccarbaşıoğlu Uğur
Yayınevi :Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 560
İlk Baskı Yılı :
2015
Türler: Aşk Romanı, Bilim
Kurgu, Genç Yetişkin Edebiyatı, Distopik Kurgu
KİTAP TANITIMI:
Daha ufacık bir kız
çocuğuyken, cadı onu ne kapısı ne de merdiveni olan bir uzay uydusuna hapsetti.
Gelecekte bile, Kuleye Hapsedilen Genç Kızlar Var...
Cress, Cinder'ı Kraliçe
Levana'nın hain planlarından haberdar etmek için her şeyi göze almıştı. Ancak
ufak bir sorunu vardı. Çocukluğundan beri, hapsedildiği bir uyduda yaşıyordu ve
ona eşlik eden tek şey internet bağlantılı ekranlardı. Elinde yalnızca bu
ekranlar olunca, Cress'in de efsanevi bir hackera dönüşmesi kaçınılmazdı.
Bütün Dünya; Cinder, Kaptan
Thorne, Scarlet ve Wolf'un peşindeydi. Onlar ise Levana'nın planlarını altüst
etmek için Cress'i esir tutulduğu uydudan kurtarmaya ant içmişti. Ancak bir
şeyler ters gitti ve ekip üyeleri uzayın ortasında birbirlerini kaybetti.
Kraliçe Levana ise hiçbir şeyin İmparator Kai ile düğününü engellemesine izin
vermemeye, dolayısıyla Cinder'ın peşini bırakmamaya kararlıydı.
Cress, Scarlet ve Cinder,
Dünya'yı kurtarmaya gönüllü olmamıştı. Yine de Dünya'nın tek umudu Cress,
Scarlet ve Cinder'dı.
(Tanıtım Bülteninden)
KİTAP YORUMUM:
Merhaba :)
Öncelikle LGS’ye
girenlerin sınavı umarım iyi geçmiştir ve hakkınızda hayırlısı olur inşallah.
YKS’ye de az
kaldı. 2 yıl o stresi çekmiş biri olarak sizleri çok iyi anlıyorum. Son günlerinizi
iyi değerlendirin ve stres yapmamaya çalışın. Her şey güzel olur inşallah :)
Bu seriye çok uzun
bir zaman ara vermiştim. Sınavlar, okul falan filan derken yıllar geçmiş. 2016
da yorumlamışım ilk iki kitabı.
*Cinder’in yorumu
için buraya tıklayın.
CRESCENT , HİLAL demekmiş. Karakterimizin tam adı Crescent Moon. Herkes kısaca Cress diyor ama.
30 Ağustos 2018 Perşembe
ÇOK BİLİNMEYEN GÜZEL KİTAP SERİLERİ
Merhaba bugün blogumda yeni bir şeye başlayacağım. Yeni seriler keşfettikçe buraya ekleyeceğim. Aynı şekilde sizin de okuduğunuz ve popüler olmayan güzel seriler varsa yorumda belirtin. Bu arada yaptığım sıra en güzelden kötüye falan değil. Her biri çok güzel. Ben sırayı aklıma gelme sırasına ve okuma sırama göre yapıyorum.
1) LORİEN EFSANELERİ – PITTACUS LORE
Bu seriyi kütüphaneden bulduk arkadaşlarımla. Sonradan 3.kitabının çıkması çok uzun sürdü. Seriyi toptan alıp baştan okumayı da çok istiyordum çünkü yıllar önce okudum ilk iki kitabını. Bir gün markette 10 tl ye ikinci kitabını görünce hemen aldım. Sonra Okuoku sağ olsun bir indirim yaptı. Diğer iki kitabı da onar liraya aldım. Tek sıkıntı seri pek bilinmediği için yayınevi diğer kitapları çevirmiyor. Artemis yayınları lütfen artık seriyi tamamen çevirip bitirin. Okuoku sayesinde bilinme seviyesi de yükseldi. Fiyatı cok uygun olduğu için millet aldı daha neyi bekliyorsunuz seriyi çevirmek için? =)
(FOTOĞRAF BANA AİT)
DÖRT NUMARA BENİM YORUMUM İÇİN TIKLAYIN :)
ALTI NUMARANIN GÜCÜ YORUMUM İÇİN TIKLAYIN :)
Seri ile ilgili ilginç olan şey yazari. Yazar bilinmiyor. Kendini hiç göstermemiş. Kitabin başında bir tanıtım var ama seri ile ilgili bir şey. Onu okuyunca kitap daha da gerçek duruyor. Sanki tüm olanlar gerçekmiş gibi hissediyorsunuz.
2) PERG EFSANELERİ – BARIŞ MÜSTECAPLIOĞLU
17 Ağustos 2018 Cuma
LEKELİLER - SARAH DALTON (LEKELİLER # 1)
Yazar: Sarah Dalton
Çevirmen: Hazal Dinçer
Yayınevi: Agapi
Sayfa sayısı: 328
İlk basım yılı : 2015
Tür: Distopya, Genç Kurgu
KİTAP TANITIMI:
Genetik Geliştirme Bakanlığı, bir Kırılma gecesinde İngiltere'yi ele geçirir ve her şeyin mükemmel olduğu bir dünya yarattığını düşünür. Ancak her güzel şeyin ve kusursuz bir dünya yaratmanın elbette bedeli olacaktır.
Büyüleyici klonlarla dolu bir dünyada Mina Hart, genleri değersiz bir Lekeli'dir. Ve bu durumu onun bütün haklarını elinden alır; eğitim hakkını, normal bir yaşam hakkını, aile kurma ve tabii ki çocuk doğurma hakkını. Tehlikeli bir sır saklayan Mina'nın, Aziz Jude Okulu'ndaki ilk gününde Angela'yla tanışana kadar hiç arkadaşı olmamıştır. Ancak arkadaşlıkları hayatlarına Angela'nın üvey kardeşi Daniel dâhil olunca biraz karışır. Çünkü Mina, Daniel'ın doğal haline ve gizemli gücüne karşı koyamayacaktır. İşin içine Mina'nın konuşmasının dahi yasak olduğu mükemmel klon Sebastian da karışınca her şey birbirine girer ve nihayetinde kendilerini aşk ve isyan dolu bir yolculuğun ortasında bulurlar.
Büyüleyici klonlarla dolu bir dünyada Mina Hart, genleri değersiz bir Lekeli'dir. Ve bu durumu onun bütün haklarını elinden alır; eğitim hakkını, normal bir yaşam hakkını, aile kurma ve tabii ki çocuk doğurma hakkını. Tehlikeli bir sır saklayan Mina'nın, Aziz Jude Okulu'ndaki ilk gününde Angela'yla tanışana kadar hiç arkadaşı olmamıştır. Ancak arkadaşlıkları hayatlarına Angela'nın üvey kardeşi Daniel dâhil olunca biraz karışır. Çünkü Mina, Daniel'ın doğal haline ve gizemli gücüne karşı koyamayacaktır. İşin içine Mina'nın konuşmasının dahi yasak olduğu mükemmel klon Sebastian da karışınca her şey birbirine girer ve nihayetinde kendilerini aşk ve isyan dolu bir yolculuğun ortasında bulurlar.
KİTAP YORUMUM:
Günümüzden yıllar sonra Genetik Geliştirme Bakanlığı mükemmel klonlar oluşturur. En güzel, en yakışıklı, en etkileyici insanlar ortaya çıkar. Sonra bu gittikçe artar ve gerçek insanları genleri değersiz bir Lekeli olarak ilan ederler. Dünyayı mükemmel klonlar ele geçirir.
İnsanları değersiz gördükten sonra çok daha iğrenç şeyler yaparlar. Gerçek insanların eğitim hakkını, çocuk doğurma hakkını , aile kurma hakkını ellerinden alırlar. Kısacası onları belli bir yaşa gelince kısırlaştırıp akli dengelerini de bozarlar ve normal yaşama hakları olmaz.
Laboratuvarda üretilen klonlar, doğal insanları hizmetçi olarak görür ve kullanır. Çok ilginç bir olay cidden. Şu anda dünyada klon yapmak her ülke tarafından yasak ama böyle bir şey olsaydı tıpkı bu kitaptaki gibi olurduk biz insanlar.
Okurken hep kendimi o dünyada hissettim ve iğrendim böyle bir zihniyetten. Her şey yapay ve sahte. Yapay ve sahte olan güzellikler doğal güzelliğin önüne geçmekle kalmayıp onu esir ediyorlar.






















