26 Aralık 2019 Perşembe

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN – SABAHATTİN ALİ



İlk Yayınlanma Tarihi: 1940

Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 254

KİTAP TANITIMI:
"İsteyip istemedeğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması.."
Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış.
***
KİTAP YORUMUM:


Merhaba uzun zaman elimde sürünmüş olan bir eserle geldim. Kitabı geçen yıl baharın falan okumaya başlamıştım. Derslerde boş zamanlarımda okudum ancak son 50 sayfasına gelince ne olduysa bıraktım kitabı. Devam etmek bugüne nasip oldu. Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf’u okudum ve çok sevdim. Ama bu kitaba ısınamadığımdan sevemedim galiba.

Sabahattin Ali’nin tarzını severim aslında ama bu kitaptaki hiçbir karakteri sevemedim desem yalan olmaz sanırım. Sadece karakterler değildi beni soğutan, konu ve davranışlar tuhaftı. Bilmiyorum belki de ben yanlış zamanda okudum. Kitabı ittirerek okumuştum zaten. Ama bugün son sayfaları hızlıca bitirdim. Belki de cidden yanlış zamanıma gelmiştir.
Ömer ve Macide ana karakterler. Ömer felsefik duruyor, bilgili, kültürlü görünmeye çalışıyor ama aslında yanlış yolda giden, yanlış arkadaşlar edinen birisi. Aydın olduğunu sanan ama cahil olan arkadaş çevresi var ve onlar Ömer’i yanlış yola itiyor. Ömer güçsüz, kendi davranışlarının sorumluluğunu almaktan kaçınan ve her suçunu içindeki şeytana atan birisi. Ömer’in; adını taşıyan önemli zatlara, böyle bir kişilikte olması hakaret resmen. Hiç kendini toparlamıyor. Oradan oraya sürünüyor. Nerdeyse otuzuna gelmiş ama düzgün iş tutturamamış, insanları düzgün tanıyamamış, bir kadını sevmiş ama ona sahip çıkamamış birisi. Çok acınacak bir tipte ve resmen okurken beni bıktırdı. Zaten onun yüzünden kitaptan soğudum. Hayattan soğuttu hatırladıkça kötü oluyorum…

Kitap çok buhranlı, kötü bir havada geçiyor. Macide ve Ömer uzaktan akraba. Tanışıyorlar ve aşık oluyorlar. İkisinin de düzgün ailesi yok. Macide aile yakının evinde kalıyor ama onları sevmiyor. Bir gün kötü bir olay sonucu Macide evden ayrılıyor ve Ömer onu kendi evine götürüyor. Yıldırım hızıyla başlıyor onların aşkları, ilişkileri. Her şey çabuk oluyor. Macide ilk başlarda mutlu huzurlu. Ömer de öyle. Ama bir yerden sonra sevgileri yetmiyor. Para ve geçim meselesi, çevreleri de işin içine girince sohbetleri azalıyor. 


Sevgileri aynı olsa da sohbetleri azalınca onları bağlayan şey bozulmaya başlıyor. Sonra bir gün Ömer’in arkadaşları gerçekten onun başını belaya sokuyor. Macide ve Ömer’i sarsan olaylar kötü bir şekilde noktalanıyor.
Bir de Macide’nin liseden sevdiği hocası Bedri var. O karşılarına çıkıyor. İkisine arkadaş oluyor ve zor günlerde Macide ve Ömer’e yardım ediyor.
Kitap dediğim gibi garip ve mahzunlu bir havada ilerledi. Açıp okumaya başladığımda içime kötü bir his geliyordu. Üzücü gerçekten o ikisinin böyle müthiş aşları varken, çabucak anlaşıp evlenmişlerken sonlarının kötülüğe bulaşması. Yine de kitabın sonu beklediğim şekilde gitti ve biraz da olsa kitabı sevmemi sağladı.

Belki daha iyi bir zamanımda yeniden okurum. Belki o zaman kitaptan başka düşünceler çıkartırım. Anlamlı sözler vardı elbette ve karakterlerin hikayesi ders veren nitelikteydi. Sabahattin Ali’nin kötü eseri olmaz onu eleştirmek haddim değil ancak bu kitabından aradığımı bulamadım. Tüm kitap boyunca aptallıklarına ve suçunu içindeki şeytana atan Ömer’e ve tahsiliyle değil de evlilikle uğraşan, kararını acele alıp, böyle aciz ve sorumluluktan kaçan bir adama sabrede Macide’ye çok kızdım.

Macide de haklı bir yandan. Tutunacak dal arıyordu. Ömer’i buldu aşık oldu, çok sevdi. Ancak hayatın gerçekleri var bir de. Bir insan güvenilir olmazsa, sadakatli olmazsa, eşini savunmazsa, çalışmazsa, gayret göstermezse ve suçu hep başkalarına atarsa kimse ona sabredemez. Macide uzun bir süre sabretti. Sonucunu da okuyunca görün. Çok fazla spoiler verdim zaten.
 Ama sevindiren şu ki kitabın sonunda Ömer hatasını anladı. İçinde şeytanın olmadığını, kendisinin aciz, tembel, iradesiz ve bilgisiz olduğunu kabul etti. Yeni bir hayata başladı.

Sadece sevmek yetmiyor dediğim gibi. Bir evliliği yürütmek zor. İlk zamanların tatlı mahmurluğu geçince insan gerçekleri anlamaya başlıyor. Birine sabretmek, birini her şeye rağmen sevmek ve beraber yaşamayı öğrenmek çok zormuş. Evli olan herkes biz bekarlara bunları anlatıyor zaten. O yüzden evlenmeden önce iyi karar vermek lazım. Ne kadar sevdiğimize, sevildiğimize bakmayalım sadece. Bir ömrü birlikte paylaşarak yaşayabilecek miyiz ona da bakalım. Allah karşımıza iyileri çıkartsın. İyilikten kopmayan, güçsüz olmayan, sorumluluk alabilen, iradeli, sabırlı ve çalışkan olan insanlar olsun hayatımızda. 

Sabahattin ALİ, bu romanında hem insanları, evlilikleri, toplumun tutumunu, aydın görünüp cahil olan kesimi, gerçekleri görmeden hayal dünyasında yaşamaya çalışan iradesiz ve aciz insanları anlatmış. Okuması beni yordu çünkü çok düşündürücüydü. Ayrıca karakterlerin iç sesleri de oldukça uzundu. Pek sevemedim. Yanlış zamanda okuduğumdan olabilir yine şans vereceğim bir gün :) aşağıdaki alıntıları da okuyun mutlaka :)

Ayrıca 26 Aralık yani bugün benim doğumgünüm.  Her doğumgünümde hayatımı ve hayatımdaki insanları gözden geçiririm. Neler yaptım, ne yapmak istiyorum, bu insanları niye hayatımdan çıkardım, onlarsız mutlu muyum diye düşünürüm. Hayatıma yeni giren insanları da düşünürüm. Onlarla geçen zamanımın kıymetini bilmeyi, bu zamanlarımın bir daha gelmeyeceğini de bilirim.

Şu sıralar derslerim ve sosyal yaşantım çok yoğun geçiyor. Daha önce dediğim gibi fiziken çok yorulsam da manen çok mutluyum huzurluyum. Allah huzurumuzu bozan insanlara fırsat vermesin ve herkese de güzel bir ömür nasip etsin. Merak eden olursa 21 yaşıma giriyorum. Şaka maka ama artık geldik yirmili yaşlara, büyümeyi istemesem de yine de her sene daha da olgunlaşmak, yeni şeyler tecrübe edip, yeni insanlar tanımak harika. Bazı eksiklikler var ama onun da zamanı gelir elbet.

Bayağı konuştum yine çenem düştü. Hepinizi seviyorum iyi ki blog yolculuğumda bana eşlik ediyorsunuz. Teşekkür ederim okuyup destek olanlara. Allaha emanet olun.


-ALINTILAR-
"İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
***
"Etrafımız o kadar çirkefle dolu ki, temiz kalmak için bir tek çare kendi dünyamıza çekilmek ve muhitle, hiç olmazsa manen, alakamızı kesmektir."
***
...unuttum diyemem, fakat üzerimde bir tesiri kalmamış..
***
Belki de yeni bir başlangıç yapmanın vaktidir. Yeni bir başlangıç için her şeyi yıkmanın vakti.
***
İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak konusundaki hayret verici temayülleridir.
***
İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyadı var...
***
Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş... Ne aradığını bilmeden aramak...
***
Halbuki biz beraber yaşamaya başladıktan sonra ne kadar az konuştuk... Birbirimizi söyleyecek bir şeyimiz yok muydu? Neden?
Neden uzun uzun dertleşmedik? Belki o zaman bir çok şeyler başka türlü olurdu...
***
Ben ikide bir de böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret falan değil... İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece bir yalnızlık ihtiyacı.
***
Herkes ne diyecek?.. Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki...

5 yorum:

  1. okuduydum ama unuttum bi daha okuyabilirim. bazen işte bazı kitapları uygun olmayan modda okuyoz galiba olabiliyor yaniii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya bi daha oku. Ben de sonra tekrar okurum muhtemelen

      Sil
  2. İçimizdeki Şeytan okuma listemde olan bir kitap. Anlaşılan sizde pek olumlu etki bırakmamış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yanlış zamanda okudugumdan olabilir ya. Ama siz de okuyun yorumlayin:)

      Sil
  3. Doğum günün kutlu olsun. Hem doğum günü hem yılbaşı yeni başlangıçlar sana hep güzellikler getirsin. Sevgiler :-)

    YanıtlaSil

Değerli Okuyucular:
Lütfen yorumlarınızda küfür, argo ve ahlaksızlık kullanmayınız!!!
Onların haricinde her türlü eleştiriye açığım :)
Yorumlarınız denetlendikten sonra yayınlanacaktır!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...