BLOG DÜNYASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BLOG DÜNYASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2021 Cumartesi

HER RENKTEN BİR KİTAP ETKİNLİĞİ

Merhaba :)  Beş Senede Devrialem blogunun başlatmış olduğu etkinliğe ben de katılmak istiyorum. Listemi oluşturdum. Yıl içinde herhangi bir zamanda okurum, tamamlarım inşallah. Tür olarak da çeşitli kitaplar seçmiş oldum bence. Renkler olarak kitap seçmek zevkli oldu :) Bu güzel etkinlik için teşekkür ederim =) Siz de detayları öğrenmek isterseniz Beş Senede Devriâlem blogunu ziyaret edin :)

BEYAZ: Zihin Avcısı - Mindhunter: Seri Katillerin Cinayet Psikolojisi

John E. Douglas, Mark Olshaker

Diyojen Yayıncılık

SARI: Körlük 

José Saramago

Kırmızı Kedi Yayınları

TURUNCU: Güçlü Hafıza Teknikleri

 A. William Deckard

Eftalya Yayınları

PEMBE: Kimya Hatun: Aşkın Gözyaşları 3

Sinan Yağmur

Karatay Akademi

KIRMIZI: Fahrenheit 451

Ray Bradbury

İthaki Yayınları

MOR: Menekşeli Mektup

Mustafa Kutlu

Dergah Yayınları 

MAVİ / LACİVERT: 8.15 Vapuru

Ayşegül Çiçekoğlu 

Müptela Yayınları

YEŞİL: 1939 yazı

 Werner Biermann

Can Yayınları 

KAHVERENGİ: Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum

Serkan Karaismailoğlu

Elma Yayınları 

GRİ: Mahşerin Dördüncü Atlısı: Salgın ve Bulaşıcı hastalıklar Tarihi

 Andrew Nikiforuk

İletişim Yayınları

SİYAH : Biz

Yevgeni Zamyatin

İthakiYayınları

9 Mayıs 2020 Cumartesi

PANDEMİ SÜRECİM


Karantina süreciniz nasıl geçiyor? Genel bir yazı yazıp sohbet etmek istiyorum bugün. Ben virüs yüzünden nerede nasıl panik oldum, bu süreci nasıl kabullendim, moralim nasıl, virüs neyi değiştirdi bunlar yazının devamında =) Geç kalmış bir yazı, daha önce istedim yazmayı ama vaktim olmadı. Benim karantina sürecim çok yoğun. Derslerim, sınavlarım, okumam izlemem gerekenler derken bayağı doluyum. Bilenler vardır 2 üniversite okuyorum. Hemşirelik asıl alanım ama açıktan da Sağlık Yönetimi okuyorum.

29 Mart 2020 Pazar

Challenge #zorolsadakarantinadevamediyor



Merhaba arkadaşlar 🙂 Bugün bir farklılık yapıp challenge başlatmak istiyorum. Son 1 ayda okuduğumuz kitaplardan ama özellikle 'karantinada' okuyup sevdiklerimizden paylaşalım. #zorolsadakarantinadevamediyor bizim hashtag'ımız olsun🧡 ✔

Ben bu etkinliği instagramda başlattım ama blogda da sizleri davet ediyorum :)) İnstagramı olan oradan da paylaşabilir çok güzel olur bence :) yazamadığım aklıma gelmeyen ama takipte olduğum veya dışarıdan görüp gelen herkesi davet ediyorum. 

Aşağıya etiketlediğim hesaplar ve yapmak isteyen herkes davetlidir. Beni etiketleyip siz de etkinliğe katılabilirsiniz. Böylece herkese karantinada zevkle okunan kitap tavsiyeleri de yapmış olacağız. Hem güzel öneri olur hem de evde vaktimiz hangi kitaplarla geçiyor öğrenmiş oluruz.

Seçtiğimiz kitapları da birkaç cümleyle anlatalım 💜 ve siz de farklı hesapları etiketleyin etkinlik başlasın🥳Yapacak olan herkese teşekkür ederim 💕🌸 Yapanlar buraya linki mesaj olarak bırakırsa veya yaptım yazarsa onlara dönüş yapabiliriz =))

"Umarım ülkemiz bu zor günleri atlatır ve her şey yoluna girer."

29 Ocak 2020 Çarşamba

BLOGGER MİMİ



Sevgili Derya ablam beni mime davet etmiş. Aralık ayı ve ocak başı sınavlarla dolu geçtiğinden blogda uzun durmaya vaktim olmadı. Zor bela kitap yorumları girip çıktım ekstra kimseye uğrayamadım öyle. Neyse ki tatildeyim artık.

Blog dünyasına nasıl adım attın? Hadi anlat bize.
Blog yazmaya yalnızlıktan başladım ben. Kimse anlamıyordu beni ve arkadaşlarım kitap yorumlarımdan sıkılıyordu. Lise 2 deydik. Herkes eğlenip coşarken ben yapamıyordum öyle. Anlatmak istediklerim vardı ve yazmayınca rahata eremeyeceğimi anladım. 16 yaşımdayken bloğu açtım. Şimdi 21 oldum. Bloğumun 5.yılı dolmuş. Zaman çabuk geçiyor. 

3 Kasım 2019 Pazar

ANLAT BAKALIM - MİM

 (fotoğraf @followmeaway 'e ait.)



DOKUZUNCU BÖLÜM: MERHAMET CADISI

“Seni bu hale getiren Gazap Cadısı. Benim diğer hayvanlardan öğrendiğim kadarıyla bir de Merhamet Cadısı var. İkisi ikiz kardeşmiş. Ama sonradan bambaşka kişiliklere sahip olmuşlar. anne ve babaları ayrılınca ikisi ayrı düşmüş. Gazap cadısı babası ve halasıyla birlikte yaşamış. Halası da kötülüğüyle nam salan biriymiş. Doğal olarak gazap cadısını şimdiki kötü haline getirmiş. Uzun yıllar ayrı kalınca ikisi de zıt kişiliklerde olunca düşman olmuşlar birbirlerine.

Merhamet cadısı da annesiyle kalmış ve annesinin masumluğu, merhameti ona da geçmiş. Annesi onu hep iyiliğe yöneltmiş. Gazap cadısı insanlardan saklanıp mağarada yaşarken merhamet cadısı nehrin yanındaki küçük bir evde kalıyormuş. İnsanlara yardım etmeyi sever, çocuklarla, hayvanlarla ilgilenirmiş hep. Ben bunu efsane sanmıştım ama gazap cadısının gerçek olduğunu görünce merhamet cadısı da gerçektir diye düşünüyorum. Şimdi tek yapmamız gereken Merhamet Cadısını bulmak.”

28 Eylül 2019 Cumartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 4 (ÖZGÜRLÜK)



Özgür olduğunuzu düşünüyor musunuz? Özgürlük sizin için ne anlam ifade ediyor? Size göre özgür olmanın sınırı nedir?

Biraz geç kaldım sanırım yazmak için ama vaktim olmadı. Bu hafta çok yoğundurm. Stajlarım vardı, dersler vardı ve bir de hastane randevularım. Takip edenler bilir 2 yıldır insülin direnci vardı bende. Diyabet hastası olacaktım neredeyse. Olmayım diye direndim 2 yıldır, diyetler yaptım ilaçlar kullandım. Bu hafta sonunda iyileştiğimi öğrendim. Artık iyiymişim. İlaçları bıraktım. Tabi aileden gelen bir genetik yatkınlık var. O yüzden ömrüm boyunca dikkat etmem gerek. Kilo almamam, hareketsiz kalmamam gerek. 75 kilodan 58 e düştüm. 2 yıldır bayağı çabaladım ve sonunda özgürüm :)

Tam da bu haftanın konusuna uymuş. Bence özgürlük istediğimizi yapabilmek demek. Tabi başkalarının hakkına girmeden. İlkokul öğretmenimiz şöyle demişti: “Sizin özgürlüğünüz, başkasının hakkının başladığı yerde biter.”

16 Eylül 2019 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 3 (ANKARA)




Yaşadığınız şehrin sevdiğiniz ve sizi oraya bağlayan özellikleri nelerdir? Şehrinizde gitmeyi tercih ettiğiniz yerleri, meşhur yemekleri ve bir gün uğrarsak bize önerebileceğiniz aktiviteleri tanıtır mısınız?

Ben Ankara’da yaşıyorum. Ankara’yı seviyorum, düzenli bir yapısı var, ulaşım iyi, kalabalık evet ama yine de güzel şehirlerden biri. Anadolu’nun göbeğinde. Zaten Atatürk de bu yüzden burayı başkent seçmiş ya.

Ankara deyince herkesin aklına Anıtkabir gelir. Yarın da uyum programında görevli olduğum için orayı ziyaret edeceğim. Tandoğan’daki kampüsten Anıtkabir’e binlerce Ankara Üniversitesi öğrencisi olarak yürüyüş yapacağız.


Meclisler ve siyaset de akla gelen ilk şeylerden tabi. Özellikle seçim zamanı Kızılay, Sıhhiye gibi yerler felaket karışık oluyor. O zamanlarda sevmiyorum şehri, çünkü siyaset sevmem.  Kızılay’da en ünlü yer Güvenpark tabii. Oraya da şöyle gidip oturabilirsiniz.

Eski meclis ziyaret edilebilir. Yeri gelmişken söyleyim.


Hamamönü, restore edilmiş tarihi evlerin olduğu güzel bir yer. Kafeleri de çok iyi, sakin, kaliteli. Orada herkes birbirine hocam diye hitap eder ;) okul çıkışlarında veya arkadaşlarla buluşmaya oraya çok gittim. Oraya gitmişken Tacettin Dergahı’na uğramayı unutmayın. Mehmet Akif Ersoy’un evi orada.

Altınköy Açık Hava Müzesi’ne de gidin. Orası büyük bir yer. Vaktinizi alır ona göre ayarlarsınız. Ankara'da köy havası bulacaksınız orada. Çok şirin bir yer.


Kızılay kalabalık ve rahatsız edici bana göre. Ama aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Karanfil sokağı severim. Kitapçılar çok var. Olgunlar da öyle. Kızılay’a alışveriş için gidebilirsiniz ya da kafeleri için.

Sıhhiye Ulus gibi yerleri sevmiyorum oralar tuhaf geliyor pek tekin değil sanki. Sevemedim bir türlü.

Tunalı Hilmi Caddesi & Kuğulu Park’a da gidebilirsiniz. Alışveriş ve dinlenme için belki. Ben pek uğramıyorum oralara. Bahçelievler’de de güzel kafeler varmış oralara gidebilirsiniz.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni kesinlikle görmelisiniz. Eski çağlardan bir sürü şey var. Müze gezmeyi severler kaçırmasın :) oraya gittiyseniz Ankara Kalesi’nin en yukarısına çıkıp tüm Ankara manzarasına bakmayı ve fotoğraf çekilmeyi de unutmayın derim :)

Etnografya müzesini de gezin. Keçiören’de de Estergon kalesi var. Oralara bakın. Teleferikle dolaşın. Keçiören güzel yer çok parkı var.


Hacı Bayram Cami, Kocatepe Cami’yi gezmeden olmaz. Oraların atmosferini de tadın.

Ulucanlar Cezaevi’ne de bakın. Müzeye çevrildi tabii şimdilerde. Ürkütücü ve hüzünlü bir yer. İnsanı çok etkiliyor. Ulucanlar’da çekilmiş Uçurtmayı Vurmasınlar filmini de izlemeyi unutmayın sonra.

Gençlik Parkı’na da eğlenmek için gidilebilir.


Mogan Gölü, Mavi Göl, 50.yıl parkı, Göksu Parkı’na piknik için gidilebilir. 50.yılda mangal yakmak yasak, tüp götürüp öyle yemek pişirebilirsiniz. Piknik yerleri iyi ama keşke daha bakımlı olsaa. Bize mavi göl daha yakın o yüzden genelde oralara gideriz.

Dikmen Vadisi’ne gidebilirsiniz.
(Bunu kendim çektim. Yer Mavi Göl.)

Alışveriş, müze açısından çok çeşitli bir yer Ankara. Netten araştırınca birçok özel ve devlet müzesi bulabilirsiniz. Gittiklerimi yazdım ben ama daha çok yer var. Alışveriş için de bir sürü mekan avm var. Tiyatro ve sinema için de çok yeri var.
Ankara, gri bir şehir. Fazla mutlu da etmez, üzgün de. Arada bir yer. 

Yaşamak iyi mi evet düzenli çoğu yere göre. Düzenli yerleri severim. Hayat pahalı ama. İnsanları soğuk, ciddi, umursamaz ve hayattan bıkmış. Çünkü bilirsiniz büyük şehir insanı yalnızlaştırıyor. 

Ben Ankara’ya kendi çapımda yalnızlıklar şehri derim. Mutsuz olunca daha da çok anlıyorsunuz yalnızlığı. Herkes kendi derdinde çünkü. Çünkü çok kalabalık, çünkü yeşillik az, doğadan uzak, gri ve beton arasında bir yer.

Yine de seviyorum. Neden bilemem. Ömrüm boyunca burada yaşadığım içindir belki de.

Gezmeyi severim ama. Yılda bir kez de olsa buradan uzaklaşmak iyi geliyor. İnsanlarından, trafiğinden, gürültüsünden, ciddiyetinden, griliğinden. 
O yüzden yaz aylarına doğru o soğuk kışı atlatınca bir an önce tatile gitmeyi beklerim. Ankara’ya dönünce de insanın ne olursa olsun evinden fazla uzak kalamayacağını tekrar anlarım. Evim burası çünkü. İster istemez özlüyorum.

Ankara'da gezilecek yer yok diyenlere gelsin bu yazım. Bir sürü yer var ama biz bilmiyoruz. Netten bakın mutlaka. Araştırıp plan yapın gezin. 


Kısaca Ankara'da isteyene kültür sanat etkinlikleri ve yerleri çok var sadece bakılacak yerleri bilmelisiniz. Aktivite ve özel yemekleri bilemiyorum öyle ünlü olmuş bir şeyi yok galiba. Ankara'nın uzak ilçelerinden Kızılcahamam, Beypazarı, Çamlıdere de güzeldir. Vaktiniz olursa gezin. Ben Kızılcahamam a çok gittim. Önce Soğuksu Milli Parkı'nda piknik yaparız, akşam da belediyenin büyük kaplıcasında özel aile odası tutup hamama gireriz. Mis gibi rahatlatan aktivite bu bence :))

Elmadağ'a da kayak için gidiyorlar. Ben hiç gitmedim. Eymir Gölü var herkes seviyor ama gidemedim bir türlü.

NOT: Fotoğraflar alıntıdır. İsmim yazan fotoğraf bana aittir.

***Etkinlik için  Taha Akkurt'a ve Edischar'a teşekkür ederim. Ne zamandır gezi yazısı yazmak istiyordum. Böyle bir etkinlikle yazmış bulundum. Acemi bir yazı ama idare edin :)

NOT: İlk haftanın konusu televizyondu onun hakkındaki yorumumu okumak için tıklayınız.

NOT: İkinci haftanın konusu küresel ısınma ve çevre kirliliğiydi. okumak için tıklayınız.


9 Eylül 2019 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 2 (DOĞA)



Merhaba ağaç evde bu haftaki konumuz aşağıdaki gibi. Siz de katılmak isterseniz hemen yazmaya başlayıp yayımlayın :) Geçen haftanın tüm yazılarını okumak için Taha'nın hazırladığı arşive bakın :) Okuduklarınıza yorum atmayı unutmayın dostlar. Takip de edelim birbirimizi. Samimi ortam olsun :) Konunun güzelliği için  İrem Can ' 'a teşekkür ederim. 

Gelecek haftanın konusu için bende savaşları, zararlarını ve insana etkilerini önermek isterim :)

“Doğamız giderek tehlike sinyalleri veriyor. Küresel ısınma ve çevre kirliliği en had safhada. Bunlar için geri dönüşüm, sıfır atık, daha az tüketim hatta poşetlerin paralı olması gibi önlemler alınıyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Geleceğimiz için daha yaşanılır bir dünyayı nasıl sağlayabiliriz?”

Doğa ile insan bütünlük içinde.  Hubert Reeves şöyle demiş ya: “Doğayla savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz...”

İşte olay tam da bu. İnsanlar her şeye hükmetmek istiyor. Her şeyin kendi ellerinde olduğunu sanıyor. Kısmen haklılar da. Ama bu doğayı istediğimiz gibi kullanıp sonra da yakıp yıkacağımız anlamına gelmez. Açgözlülük insanı zarara uğratır.

3 Eylül 2019 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 1 (TV)


Merhaba bugün blogda günlük kontrollerimi yapıp, yeni yazılara yorumlar atarken güzel bir etkinlik keşfettim. Birçoğunuz görmüşsünüzdür. 

Uzun zamandır eski blogger samimiyetinin kaybolduğunu, artık geri dönüşlerin daha az yapıldığını, blog okumaya vakit ayrılmadığını üzüntüyle karşılıyordum. Allahtan arada sırada böyle güzel etkinlikler ve mimler yapılıyor da biraz canlanıyoruz :)

Böyle güzel sohbet tarzında etkinlik oluşturdukları için Taha Akkurt'a ve Edischar'a teşekkür ederim. Onların etkinlikle ilgili açıklamalarını isimlerine tıklayıp okuyabilirsiniz 😄


Televizyon izliyor musunuz? İzliyorsanız veya izlemiyorsanız sebebi nedir?

2 Nisan 2018 Pazartesi

BLOG YAZARINI TANIMA MİMİ


          

Merhaba kitapseverler :)
Blog dünyasında samimiyetine güvendiğim, yazılarını severek okuduğum KAĞITTAN DÜNYAM beni  mime davet etmiş. Davete icabet etmek gerek :) kendisine tekrar çok teşekkür ediyorum.  Kişisel bir şey, yani klavye arkasındakileri tanımak için güzel bir mim olmuş.

1)  Nerelisin?
Karadeniz, Sinop. Türkiye’nin kuzeyindeki en uç şehir. Doğa sevgim genlerimden geliyor olabilir.

2)  Burcunuz?
Oğlak. Genel özelliklerini taşıyorum.

3)  Bloglarda en çok ilgini çeken nedir?
Kitap, dizi, filmle alakalı olan bloglar daha çok ilgimi çekiyor. Yazılarındaki samimiyet, blog teması, yorum yazanları umursayıp onlara tek tek cevap vermesi vb.

19 Şubat 2018 Pazartesi

SİNEMA VE BEN (MİM)

SİNEMA ile ilgili görsel sonucu

1)  Sinemada izlediğin ilk film:
Kaçıncı sınıfım hatırlamıyorum 2 ya da 3 muhtemelen  ama ilkokuldayken babamgil kardeşimle beni Winx’in sinemasına götürmüştü. Hatta Winx Club Kayıp Kırallığın Sırrı filmiydi. Şimdi baktım da 2007’de çıkmış. Çok heyecanlandığımı ve sinemayı sevdiğimi hatırlıyorum. Hatta filmden sonra annemlere heyecanla filmi anlatıp durmuştum. :)
Küçücük bir çocuksun ve karşında dev bir ekranda en sevdiğin çizgi film oynuyor ahh harika bir andı. İlkler bir başka oluyor. Zaman çok çabuk geçmiş. İlk sinemaya 11 yıl önce gitmişim vay be :)

2)  Film en güzel .... de /da izlenir.
Sinema güzel ama evde televizyondan nete bağlanıp filmi açmak, mısırı, cipsi ve daha birçok şeyi özgürce yemek, kanepeye yayılarak oturmak, beğendiğim yerlerde sesli yorum yapmak, kahkahayla gülmek, karışanın olmaması tabi ki daha güzel bana göre. O yüzden ev diyorum :)

19 Eylül 2017 Salı

BİRAZ BEN, BİRAZ BLOG


Merhaba bugün kendimden bahsedeceğim. Uzun zamandır böyle bir yazı yazmak istiyordum. Bu zamana kadar adımı ve kişiliğimi gizledim. Hala tam açıklamayacağım çünkü bazı şeylerin gizli kalması gerekiyor. Öncelikle bayağı uzun bir yazı olacağını bilin. Eğer ki sonuna kadar okumayacaksanız hiç okumayın. Çünkü anlatacaklarım benim hayatımda önemli ve dikkatle okumanızı rica ediyorum :) Lise hayatımda edindiğim tecrübeler, blogger’a katılmam vs..
Hani Hakkımdaki 10 gerçek falan olur ya bu da öyle bir yazı sayılır :)
*
Adım Hilal. 18 yaşındayım. 26 Aralıkta 19 yaşıma gireceğim inşallah. Bildiğiniz gibi Ankara’da yaşıyorum. Ayrıca Karadenizliyim ve Karadeniz’in her şeyine hayranım, çok severim.

25 Mart 2017 Cumartesi

Yorum Atölyesi'nden Sümeyye Kip ile Keyifli Bir Röportaj :)


Merhaba sevgili kitap kurtları :) Bugün bloğuma sevgili Sümeyye KİP ile yaptığım güzel röportajı ekliyorum. Ygs den önce bu etkinlik başlamıştı ama ben yoğunluğum yüzünden fırsat bulamamıştım ve Sümeyye abla da bana nezaket gösterdi. Abla diyorum inşallah kendini yaşlı hissetmez ;) zira ben sevgi ve saygıdan dolayı böyle demek istedim. Kendisiyle yeni tanıştık yani sadece yazıştık ama ben onu çok sevdim :)

Bu güzel etkinlik için ANNESİ'nin PRENSES'i  ne çok teşekkür ederim :)

Ayrıca SÜMEYYE KİP 'e de çok teşekkürler bu harika cevaplarından dolayı :) İnşallah sizlerde cevaplarını okuyunca benim kadar keyif alırsınız… Şimdi sizi Sümeyye abla ile baş başa bırakıyorum :)


1)   Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı ? Etkilendiğiniz birileri var mı ?

24 Ekim 2014 Cuma

MERHABALAR



Öncelikle herkese merhaba... Ben Hilal :)

Blog açmayı hep istiyordum sonunda cesaret edebildim :) 
(24 Ekim 2014)

Blogum, kitaplara dair olacak. Kitaplara ek olarak izlediğim filmleri, yabancı dizileri, gittiğim sinemaları da yorumlayacağım kendimce ;))

Çevremde kitap okuyup üstüne yorum yapıp konuşacak insanlar yoktu. Ben de aynı şeyleri sevdiğimiz insanlara ulaşmak için blogu açtım. 

Kitap okumayı, dizi izlemeyi, fotoğraf çekmeyi, doğa ile iç içe olmayı, ailemle, arkadaşlarımla vakit geçirmeyi severim.

Sizlere öneriler verip, sizlerin de tavsiyelerini, kitap önerilerini almayı amaçlıyorum. Tabi arada sırada farklı sohbet konuları da açabilirim ya da güncel konulardan da bahsedebilirim.

Umarım hayırlı olur ve beni desteklersiniz. :)

Not: Güncellenmiştir.
***19.07.2019 

Ankara Üniversitesi'nde Hemşirelik okuyorum ve şu an 2.sınıfa geçtim. Hemşirelik artık her yerde 4 yıl. Bunu soranlar çok oluyor diye belirtmek istedim :)

Bölümümden memnunum. Her zaman sağlık alanında, insana faydamın dokunacağı bir bölümde çalışmak istemiştim.

Hobi olarak blogla ilgilenmeye devam edeceğim vakit buldukça. Stajlardan ve okuldan bana çok az vakit kalıyor ama yine de blogdan kopamam. Blogu iyi ki açmışım. Bir sürü şey öğrendim, yeni insanlarla tanıştım. Aynı fikirde olduğum, düşüncelerini sevdiğim insanlar oldu. Hiç pişman olmadım, burada yazmaktan, sizlerle konuşmaktan... 

**İnstagramda daha çok aktifim. Oradan beni takip edebilirsiniz. @farkli_diyarlar

**Ayrıca POPZİNGO'da da yazarlığım mevcut. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...