EDEBİYAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EDEBİYAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2021 Salı

ARZUHAL – SADİYE EROL AYKAÇ

Merhaba çok güzel bir kitap okudum yine. @hobicim54 moderatörlüğünde @nesilyayinlari ndan çıkan @sadiye_erol_aykaç ‘ın kitabı #arzuhal i okuduk. Tasavvufi, tarihi yönü var. Ayrıca kurgu ve gerçeğin karıştığı bir hikâye ve İmamı Rabbani Hazretlerinin hayatı mevcut kitapta. Severek okudum sayfalar akıp gitti. Dünya telaşesine battığımız şu günlerde huzur veren bir kitap okudum. Kitapta 2 kısım var biri İmamı Rabbani Hz. hayatı Diğeri Zühre’nin hikayesi.

İmamı Rabbani hz. Hindistan’ın dini yönden en karışık olduğu zamanlarda yaşamış. Tüm dinlerin birleştirildiği bir saçmalık oluşturmuş o zamanın sultanı ve İslam’ı aşağılamış hep. Çok alim olduğu halde birbirlerinde kopuklarmış ve İmamı Rabbani onları birleştirmiş. Çok faziletli bir alim, Peygamber efendimizin Sıla diye adlandırdığı müjdenin mazharı İmamı Rabbani. Peygamberimizin uzak diyardakileri mektupla dine çağırmasından feyz alıp kendisi de mektuplar yazmış. İnsanlara hakikatleri bu bilgi dolu mektuplarla anlatmış. Ben adını duymuştum ama hayatını hiç bilmiyordum nasip bu güneymiş. Her daim sevgi ve muhabbetle yaklaşmış, sesini pek yükseltmezmiş. Sakin biriymiş. Allah’ın dostuymuş ve çeşitli haller yaşamış. İman derecesi yüksek, okuyup tefekkür edip kendini geliştirmiş bir zat. Hem de çocukken bile belli olurmuş ondaki farklılık. Her daim insanları etkilemiş, insanlar ondaki o ruhaniyete kapılıp öğrenmeye gelmişler daha fazlasını.

11 Aralık 2020 Cuma

BEYAZ GECELER – DOSTOYEVSKİ


İlk Yayınlanma Tarihi: 1848

Yazarı: Fyodor Dostoyevski

Tür: Kurgu

Uyarlamalar: Düş Avcısı (1971), Beyaz Geceler (1957)

***

Merhaba :) @kitaplarm_ve_ben ile birlikte okuduk bu güzel kitabı. #elimizdekikitaplarıokuyoruz grubumuzda bu ay okumak için seçtik. @panamayayincilik tan okudum kitabı. Kısacık 95 sayfa, bir oturuşta bitti. Panama güzel basmış, puntosu kapağı güzel ama uyarıyorum sizi arka kapağını okumayın çokça spoiler yersiniz ;) 

Dostoyevski insanları iyi tanımış gerçekten. Bu kitapta da iki karakter ön planda. Yalnız ve hayalperest bir genç adam bir gece ağlayan yalnız bir genç kadınla karşılaşır. Bir olay sonrasında sohbete başlarlar. Sohbetleri güzeldi. 

28 Ekim 2020 Çarşamba

YA EVDE YOKSAM – SEVDA SARIKAYA

 

Merhaba :) @kahvekokulukitaplar1 moderatörlüğünde @hayykitap ‘tan çıkan @dr_sevda_sarikaya ‘nın kitabı #yaevdeyoksam ‘ı okuduk.

Anılarınızın silindiğini, zamanla kendinizi idare edemeyeceğinizi düşünün. Evlatlarınızı, eşinizi, anne babanızı ve hatta kendinizi bile unutacaksınız. Aklınız ermeyecek, kendinize bakamayacak, laflarınıza hakim olamayacak, ne olduğunu anlamayacak, nerede olduğunuzu kavrayamayacak ve hep yabancılarla olduğunuzu sanıp korkacaksınız, herkesten şüphelenecek ve halüsinasyonlar göreceksiniz. Ya evde yoksam, evime gitmek istiyorum diyeceksiniz. Aslında zaten evinizde olduğunuzu bilemeyeceksiniz. Hayal edin ne kadar korkunç değil mi? Alzheimer hastaları işte tam da bunu ve hatta daha fazlasını yaşıyor. Bu hastalık toplumda tam anlamıyla bilinmiyor bunaklık denilip geçiştiriliyor. Aslında daha çok bilgi sahibi olmalıyız. Bu durumda olan bir sürü kişi var. Hastalığı yaşayan kişiye de zor ama ailesine daha zor bu hastalıkta. Aileye çok sorumluluk düşüyor. İlgi ve sevgiyle bakılmaları gerek.

21 Mart 2020 Cumartesi

ZOR OLSA DA HAYAT DEVAM EDİYOR – RÖVŞEN ABDULLAOĞLU



Bu zorlu Corona günlerinde, tam ihtiyacım olan hayata daha umutla bakmak için gerekenleri anlatan bir kitapla geldim. Başucu kitabı gibi olmalı ama tek sefer okumakla olmuyor bu kitap. İhtiyacımız oldukça, zorda kaldıkça gerekli yerleri açıp düşünmeliyiz. Düşündürücü, hayatı anlatan, kıssa ve hisselerden örnek veren, dünyaya nam salmış kişilerin hayatlarından kesitler içeren bir kitap. Ben severek okudum. Normalde bu tarz okumam. Sanırım ilk kez kişisel gelişim tarzı bir kitap okudum. Beni yorar böyle şeyler evet okuması ağır oldu ama iyi oldu.

Kitapta bir sürü başlık var. Hepsi birkaç sayfa sürüyor. Farklı şeylerden bahsediyor bazen de daha öncekileri tamamlayacak şeylerden. dini kıssalar ve ayetler de çokça var kitapta. Bence böyle olması da iyi olmuş. Kişisel gelişim okumaktan hep kaçınmıştım ama iyi ki bunu okumuşum. Farklıydı. Anlattıklarını, gerçek yaşamdan alarak desteklemesi de kaliteli yapmış.

Başarmak için hareket halinde olmamız gerektiğini ifade ediyor kitap. Yerimizde sayarsak bir yere varamayız. Ayrıca maddi bağımlılıklarımızı azaltırsak manevi huzura ereceğimizi de söylüyor. Anlatılan hikâyelerle bu destekleniyor. Kimseye muhtaç olmadan, kendimize değer verip asıl istediğimizin ne olduğunu bulmalıyız. Hayatta her zaman açgözlü olmadan bize verilen nimete şükrederek yaşamlıyız. Ama bu pısıp kalacağımızı göstermez. Başarılı olmaya daha iyisine ulaşmaya çabalamalıyız ama bunu insancıl şekilde yapmalıyız. Açgözlülük, aşırı hırs, bencillik bizi belki yüksek makama taşır ama insanlığımızdan kaybederek…

Kendimizi tanıyıp, hedeflerimizi belirleyip, manevi huzurumuzu yüksek tutarak, kimseye zarar vermeden yaşamalıyız. Hayata bir kez geldik öyleyse tadını çıkaralım, insanca yaşayalım.

Ayrıca kitapta nasıl olumlu düşüneceğimizi de anlatmış yazar. Onları kendi hayatıma da uyarlamam gerek. çünkü ben de karamsar olabiliyorum çoğunlukla. Kitabı; güzel, anlamlı ve boş sözler içermeyen kişisel gelişim okumak isteyenlere öneriyorum :)

17 Şubat 2020 Pazartesi

GELİNCİK KIZILI - BİROL YILDIZ HATİPOĞLU


Sayfa Sayısı: 224
Yayınevi: Arsine Yayıncılık
Basım: Ekim 2019
Türü: Edebiyat, Roman, biyografi, dram
KİTAP YORUMUM:

Merhaba :) dün gece 4 saatte falan bitirdiğim bir kitapla geldim. Kitap beni çekmemişti ve bir de işlerim okul dolayısıyla geç başladım. Ama sonra geç kalmama pişman oldum çok güzeldi bence. Gerçek hayat öyküsü ve Birol Bey Şehit ailelerinin yemeğine gidiyor bir kadınla karşılaşıyor o gizemli kadın ben size güvendim kitap da yazıyormuşsunuz, benim bu hayatta bir isteğim var o da eşimin hayatının kitabının yazılması diyor. Yazarımız kabul edip yazmaya başlıyor. Tabi bunları kitabın sonunda öğrendim. Kitap nereye varacak diye merakla okudum. Ortalarda bir ağlamaya başladım, sonuna kadar ağlamam bitmedi :(

Çok duygusal bir kitap. Yokluk, yoksulluk ve çaresizlik. İnsanı mahveden bu şeyleri yaşayanların kitabı bu. İçiniz kahrolacak okurken. Tam mutlu oldum derken bir ayrılık gelip ayırdıysa onlar da kendinden bir şey bulacak.
Kartal var namı diğer Gelincik Kızılı. Çocukluğundan başlayıp ölümüne kadar olan şeyleri ve sonrasını anlatıyor kitap. Kartal çok çalışkan, hevesli, cesur ve güçlü birisi. Başına gelmeyen musibet kalmıyor. Çok eziyet çekiyor okurken, hatta kargaşa yıllarında hapse bile atılıyor. Sonra gönlünü veriyor bir Gelinciğe. Gelincik ve Gelincik Kızılı’nın hikayesi bu ama onları anlatırken köyden başka insanların da hayatına konuk oluyoruz.

31 Aralık 2019 Salı

KUĞULU PARK CİNAYETİ – ALİ BAYRAM



Yayınevi: Arsine

İlk Yayınlanma Tarihi: 25 Mart 2016
Yazar: Ali Bayram
Türler: Kurgu, Gizem, Polisiye
Sayfa Sayısı: 192

KİTAP TANITIMI:
Ankara'nın bürokrasi kokan puslu havasında Kuğulu Parkta o sabah genç bir kızın cesedi bulunur. Cinayet olduğu anlaşıldığında adım adım gerilim ve gizemler başlamıştır. Başkentin varoşlarından, sosyetenin kalbine kadar uzanan cinayetler de seri katil öylesine akıllı davranmıştı ki! İşlenen bu cinayetler de ülkenin tüm insanlarını şüpheli yapmıştı. Şimdi bu satırları okuyorsun ya! Bu cinayetlere sen de parmak izini bıraktın. Ve artık... Sen de Şüphelisin...

KİTAP YORUMU:

Merhaba kitabı ay başında 1 günde bitirdim, çok sürükleyiciydi ancak yorumunu yazmaya fırsatım olmadı, derslerim ve faaliyetlerim yüzünden. Kitabın yazarı AliBayram, Emniyet Genel Müdürlüğünde polis olarak görev almış.Gerçek olaylardan yola çıkarak polisiye romanlar yazmaya başlamış. Gerçekten bu tip şeyleri görmüş geçirmiş biri olarak tecrübelerini hayal gücüyle birleştirip kitap yazması çok güzel. Kendisine emeğinden dolayı ve imzalı kitap verdiğinden dolayı teşekkür ederim :) Şimdilerde Arsine Yayıncılık’ın sahibi. #2020yerlipolisiyeyili hedefleri var ve ben de destekliyorum. Türk polisiyesi hak ettiği yere gelmeli ve bu yayınevi de Türk Polisiye yazarlarını aynı çatıda birleştirmek istiyor :)

Kitabı çok beğendim. Kurgusu, karakterleri etkileyici. Bir Türk polisiyesi ve Ankara sokaklarında geçiyor hikaye. Ankara’da yaşadığım için daha bir keyifle okudum. Yazar çok güzel betimlemeler yapmıştı. Bildiğim yerlerden çok bilmediklerim varmış ve oralara da gitmiş kadar oldum yazar sayesinde :)

Kitap Kuğulu Park’ta bir kadın cesedi bulunmasıyla başlıyor. Sabahın erken saatleri, insanlar mahmur mahmur yürürken bir temizlik personeli görüyor cesedi ve çığlıklar, meraklar başlıyor böylece. Olay yerini kontrol altına alıyor gelen polisler. Savcı geliyor. Kapsamlı inceleniyor. Tabi çok insan geçtiğinden deliller yetersiz. Öldürülen genç kadında kızıl üzüm salkımı dövmesi var. Aynı gün bir de Mamak çöplüğünde bir kadın ölü bulunuyor. Bundan sonraysa olay daha da derinleşiyor. İşin içinde bambaşka şeyler var. Fuhuş, kadın ticareti, oğlunu kötü bir şey yapsa bile korumaya çalışan bir baba…

26 Aralık 2019 Perşembe

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN – SABAHATTİN ALİ



İlk Yayınlanma Tarihi: 1940

Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 254

KİTAP TANITIMI:
"İsteyip istemedeğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması.."
Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış.
***
KİTAP YORUMUM:


Merhaba uzun zaman elimde sürünmüş olan bir eserle geldim. Kitabı geçen yıl baharın falan okumaya başlamıştım. Derslerde boş zamanlarımda okudum ancak son 50 sayfasına gelince ne olduysa bıraktım kitabı. Devam etmek bugüne nasip oldu. Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf’u okudum ve çok sevdim. Ama bu kitaba ısınamadığımdan sevemedim galiba.

Sabahattin Ali’nin tarzını severim aslında ama bu kitaptaki hiçbir karakteri sevemedim desem yalan olmaz sanırım. Sadece karakterler değildi beni soğutan, konu ve davranışlar tuhaftı. Bilmiyorum belki de ben yanlış zamanda okudum. Kitabı ittirerek okumuştum zaten. Ama bugün son sayfaları hızlıca bitirdim. Belki de cidden yanlış zamanıma gelmiştir.
Ömer ve Macide ana karakterler. Ömer felsefik duruyor, bilgili, kültürlü görünmeye çalışıyor ama aslında yanlış yolda giden, yanlış arkadaşlar edinen birisi. Aydın olduğunu sanan ama cahil olan arkadaş çevresi var ve onlar Ömer’i yanlış yola itiyor. Ömer güçsüz, kendi davranışlarının sorumluluğunu almaktan kaçınan ve her suçunu içindeki şeytana atan birisi. Ömer’in; adını taşıyan önemli zatlara, böyle bir kişilikte olması hakaret resmen. Hiç kendini toparlamıyor. Oradan oraya sürünüyor. Nerdeyse otuzuna gelmiş ama düzgün iş tutturamamış, insanları düzgün tanıyamamış, bir kadını sevmiş ama ona sahip çıkamamış birisi. Çok acınacak bir tipte ve resmen okurken beni bıktırdı. Zaten onun yüzünden kitaptan soğudum. Hayattan soğuttu hatırladıkça kötü oluyorum…

Kitap çok buhranlı, kötü bir havada geçiyor. Macide ve Ömer uzaktan akraba. Tanışıyorlar ve aşık oluyorlar. İkisinin de düzgün ailesi yok. Macide aile yakının evinde kalıyor ama onları sevmiyor. Bir gün kötü bir olay sonucu Macide evden ayrılıyor ve Ömer onu kendi evine götürüyor. Yıldırım hızıyla başlıyor onların aşkları, ilişkileri. Her şey çabuk oluyor. Macide ilk başlarda mutlu huzurlu. Ömer de öyle. Ama bir yerden sonra sevgileri yetmiyor. Para ve geçim meselesi, çevreleri de işin içine girince sohbetleri azalıyor. 

31 Ağustos 2016 Çarşamba

UZUN BEYAZ BULUT <-> GELİBOLU – BUKET UZUNER

gelibolu buket uzuner everest ile ilgili görsel sonucu

Yazar: Buket Uzuner
Yayınevi: Everest Yayınları , Türkçe Edebiyat Dizisi
Tür: Tarih, Edebiyat
Sayfa Sayısı: 323
Baskı Yılı: 2001 (İLK BASKI)

***

KİTAP TANITIMI:

Çanakkale 2000

Çanakkale Savaşları'nda ölen büyük dedesinin mezarını aramak için Gelibolu'ya gelen Zelandalı genç bir kadın ve Çanakkale Milli Parkı'nda bastonuyla dolaşan Türk Nine'nin akıllara durgunluk veren seksen beş yıllık sırrı…

Çanakkale 1915

Osmanlı teğmeni Ali Osman Bey ile Anzak Er Alistair John Taylor'ın birlikte insanlığa verdiği dehşetengiz ders…

Tarih kitaplarında yer almasına henüz hiçbir milletin izin vermeye hazır olmadığı büyük insanlık sınavı: Aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede savaş kahramanı olur mu? Ya da: Tarih düz okunacak bir metin midir? Ve tarih yeniden yazılmalı mıdır? Ve tarih yeniden yazılmalı mıdır?

Buket Uzuner, romancılığının doruklarında bir başyapıta daha imza atıyor.


KİTAP YORUMUM:

Öncelikle 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!

Buket Uzuner'in okuduğum ilk kitabıydı ve diline, yazım tarzına hayran kaldım, kesinlikle son olmayacak. Tüm kitaplarını okumak istiyorum. Beni bir sürü düşünceye sevk eden her cümlesinde farklı şeyler hissettiren bu güzel roman için de teşekkür ederim :)

Çanakkale, yüreğimizdeki sızı, anaların babaların eşlerin kız kardeşlerin gözündeki yaş, bir yalan uğruna ülkelerinden koparılan gençler, gelincik çiçekleri, her yanı kan kokan topraklar, kan kırmızısını içine hapseden masmavi deniz, göz alıcı güneş doğuşu batışı… Çanakkale kanayan yaramız…
Gelibolu ise sözün bittiği yer.

Uzun Beyaz Bulut Yeni Zelanda'nın adıdır. Çünkü Aotearoa bu anlama gelir. Ayrıca Uzun Beyaz Bulut Gazi Alican Çavuş'un üç çocuğunun adıdır. Bu isimleri koyma hikayesi çok ilginçti. Beyaz da zaten bizim muhteşem Türk kadını Beyaz Hala :)

Bu kitap Türk Ali Osman Bey ve Yeni Zelandalı Alistair John Taylor’ın kesişen hayat hikayesini anlatıyor. Ama bu hikayeyi anlatırken, Çanakkale savaşını, kahraman Türk milletini, İngilizler tarafından kandırılarak Gelibolu’ya savaşa getirilen her şeyden habersiz Anzak gençlerini, dedesinin hikayesinin izlerini bulmak için Türkiye’ye gelen Yeni Zelandalı genç kadını, babasının biricik kızı her alanda kendini eğiten ve annesine inat hayatı boyunca evlenmeyen Eceabat köylüsü yaşlı ama güzelliğinden ödün vermemiş bir kadını, hayatı boyunca dedesinin kahramanlıklarını dinleyerek büyüyen bir adamı ve her iki ülkede de kahraman olan askeri anlatıyor.

Kitapta yaşanmışlık var. Yazar kurgu demiş, gerçeklerle benzerlik olsa olsa tesadüftür demiş. Ama ben olabileceğine inanıyorum. Başından her şeyi tahmin ettim ama bu tahmini okumak etkileyiciydi, hüzünlüydü, mutluluktu.

Aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede kahraman olabilir mi? 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...