1 Haziran 2019 Cumartesi

CRESS - MARİSSA MEYER (AY GÜNLÜKLERİ SERİSİ # 3)



Yazar: Marissa Meyer

Çevirmen: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Yayınevi :Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 560
İlk Baskı Yılı : 2015
Türler: Aşk Romanı, Bilim Kurgu, Genç Yetişkin Edebiyatı, Distopik Kurgu

(FOTOĞRAF BANA AİT)

KİTAP TANITIMI:

Daha ufacık bir kız çocuğuyken, cadı onu ne kapısı ne de merdiveni olan bir uzay uydusuna hapsetti. Gelecekte bile, Kuleye Hapsedilen Genç Kızlar Var...

Cress, Cinder'ı Kraliçe Levana'nın hain planlarından haberdar etmek için her şeyi göze almıştı. Ancak ufak bir sorunu vardı. Çocukluğundan beri, hapsedildiği bir uyduda yaşıyordu ve ona eşlik eden tek şey internet bağlantılı ekranlardı. Elinde yalnızca bu ekranlar olunca, Cress'in de efsanevi bir hackera dönüşmesi kaçınılmazdı.

Bütün Dünya; Cinder, Kaptan Thorne, Scarlet ve Wolf'un peşindeydi. Onlar ise Levana'nın planlarını altüst etmek için Cress'i esir tutulduğu uydudan kurtarmaya ant içmişti. Ancak bir şeyler ters gitti ve ekip üyeleri uzayın ortasında birbirlerini kaybetti. Kraliçe Levana ise hiçbir şeyin İmparator Kai ile düğününü engellemesine izin vermemeye, dolayısıyla Cinder'ın peşini bırakmamaya kararlıydı.

Cress, Scarlet ve Cinder, Dünya'yı kurtarmaya gönüllü olmamıştı. Yine de Dünya'nın tek umudu Cress, Scarlet ve Cinder'dı.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMUM:



Merhaba :) 

Öncelikle LGS’ye girenlerin sınavı umarım iyi geçmiştir ve hakkınızda hayırlısı olur inşallah.

YKS’ye de az kaldı. 2 yıl o stresi çekmiş biri olarak sizleri çok iyi anlıyorum. Son günlerinizi iyi değerlendirin ve stres yapmamaya çalışın. Her şey güzel olur inşallah :)
Bu seriye çok uzun bir zaman ara vermiştim. Sınavlar, okul falan filan derken yıllar geçmiş. 2016 da yorumlamışım ilk iki kitabı.

*Cinder’in yorumu için buraya tıklayın.

*Scarlet’ın yorumu için buraya tıklayın.

*Levana'nın yorumu için buraya tıklayın.


CRESCENT , HİLAL demekmiş. Karakterimizin tam adı Crescent Moon. Herkes kısaca Cress diyor ama.


Bayağı kalın bir kitap. Tabi serinin en kalın kitabı Winter gibi değil :)

Bu seriyi çok seviyorum gerçekten. Çocukluğumu hatırlatıyor ve birçok kişide bu yüzden seviyordur eminim.

ilk iki kitabı okumayanlar bu yorumumu okumasın. Kitapları okuyunca gelebilirsiniz :)

Cress, Rapunzel masalının teknolojiyle ve o fantastik dünyayla harmanlanmış hali ;)

Cress, küçücük bir çocukken uzay uydusuna hapsedilmiş. Bir Kabuk. Yani Aylılar sihir yapamayanlara kabuk diyorlar. Levana’nın hain planları sonucunda kabuklar toplatılıp onlar üstünde deney yapılıyor. Ama Cress’i bu uyduya hapsediyorlar. Elinde sadece bilgisayarlar var ve o da bir hackera dönüşüyor. Harika bir hacker oluyor. Dünyalıları gözetliyor ve onların başına kötü şeyler gelmesine aracı oluyor. Bu yüzden de kendini çok kötü hissediyor. 

Cinder ve ekibini buluyor ve onlara Levana’nın planlarından bahsediyor. Onlar da şüpheci olsalar bile Cress’i kurtarmaya karar veriyorlar. Ancak Cress’i kurtarırlarken hepsi birbirini kaybediyor. 


Cress aşık olduğu Kaptan Thorne ile kalıyor. Bir felaket sonrası Thorne görme yetisini kaybediyor. Cress ona yardımcı oluyor ve çöllerle dolu uzun yolları aşıp Cinder ile karşılaşmaya çalışıyorlar. 

Scarlet Sihirbaz tarafından kaçırılıp Ay ülkesine götürülüyor ve orada Winter’la tanışıyor. Winter’ı sevdim o kısacık konuşma bile sevmeme yetti :)


Wolf, Scarlet’ın kaçırılmasından sonra deliye dönüyor, Cinder onu zor tutuyor. İko her zamanki gibi çok neşeli ve komik. Onun esprileri kitaba sevimlilik katıyor. Ayrıca bu kitapta Thorne sayesinde İko mükemmel bir android bedenine kavuşuyor ;)

Cinder ve Wolf’un arasına AY üleşinin kraliyet muhafızı Jacin de katılıyor. Çok garip bir kişilik ve Winter’a aşık. Son kitapta da onları okuyacağız galiba :)

Cinder ve diğerleri , doktor Erland’ın yanına gidiyor ve Kai’nin Levanayla olan düğününü engellemek için plan yapmaya devam ediyorlar.

Doktor ve Cress hakkında şaşırtıcı bir bilgi öğreniyoruz.

(FOTOĞRAF BANA AİT)

Cress, çok saf bir kız. Yıllarca sadece tek bir kişiyle konuşunca zaten normal olmasını beklemek saçma olurdu. O uyduda tutunacak bir dalı olmadığı için hayal aleminde yaşamaya başlamış. Çok sık hayal kuruyor. Thorne’u daha tanımadan sevmesi de bu yüzden. Cress, Cinder ve ekibi hakkında bir srürü araştırma yapmış ama yine de gerçekte tanımakla bilgisayardan tanımak farklı şeyler.
Cress ve Thorne’un maceraları da iyiydi ama okurken sevdim.

Kai son olanlardan sonra Cinder’in kendisini kandırmasına bayağı sinirlenmiş ve içerlemiş. Cinder’i gerçekten sevip sevmediğinden bile emin değil. Sihir yaptığından kuşkulanıyor ve herkese dair güvenini de yitirmiş. Yine de Cinder’i araştırıyor onunla ilgili şeyler öğrenmek için can atıyor. Levana ile evlenmek istemiyor ama dünyanın iyiliği için buna mecbur.

Karakterlerin hepsi kendi içsel çatışmaları ve çevresindekilerle meşguldü bu kitapta. Herkes dağılmıştı ve zor durumdalardı. Cress, Thorne'dan onu öpmesini istemişti ve Thorne kendi kadar sıradışı bir zamanda ve yerde yaptı bunu :) Sonrasında da Cress'in yardımıyla düşmanları vurmaya başladı :)


Prenses Selene’yi arıyordu Levana ve Kai. Birisi onu öldürmek için diğeri de onu Kraliçe yapmak için.

Kai sonunda Cinder’le ilgili gerçeği öğrendi.
Kai ve Cinder sonunda bir araya gelebildiler ve çok değişik biçimde oldu. Kai’nin tepkilerine çok güldüm :)
Harika bir kitaptı. Aksiyon, macera, duygusallık vardı bolca. Çok sürükleyiciydi. Serinin sonuna doğru yaklaşıyorum. Hemen bitirmek istiyorum ama bir yandan da böyle güzel fantastik seriye veda edecek olmak üzüyor.

Bundan sonra da Levana kitabını okudum. Onun yorumunu da yazacağım.  Kitap dolu günleriniz olsun :) Aşağıya alıntıları da bırakacağım okuyun :)

Ayrıca karakterlerimizin bilgileri için Marissa Meyer'in sayfasına bakabilirsiniz.



***NOT: FOTOĞRAFLAR ALINTIDIR. ALTINDA BELİRTTİKLERİM BANA AİT İZİNSİZ ALMAYINIZ :)



ALINTILAR

“Cress’in kahramanlar hakkında bildiği bir şey varsa, o da zor durumdaki bir kadına hiç dayanamadıklarıydı. Ve Cress, kendisinden daha zor durumda bir kadın düşünemiyordu.”

***

"Doğarken şimşekler çaktıran ve sonsuza dek alev alev yanan o destansı aşklardan birini yaşayacaklardı. Zamanın, mesafelerin ve hatta ölümün bile engelleyemeyeceği bir aşk."

***

“Thorne onu kurtaracaktı. O bir kahramandı. Cress de masaldaki çaresiz prenses. Hikayenin sonunda prenses kurtulur ve kahramanıyla sonsuza dek mutlu yaşardı, öyle mi?”

***
"Aşk. Bütün kapılar aşka çıkıyordu. Özgürlükten 
ya da kabullenişten daha güçlüydü aşk. İkinci çağ şarkılarının özündeki gerçek aşklar öyleydi en azından. İnsanın tüm benliğini dolduran, ruhunu ele geçiren türden aşklardı onlar. Fedakârlığa teşvik eden, dramatikçe davranmaya iten türden aşklardı. Tüm dünyanı kuşatan, karşı konulmaz aşklar."

 ***

"Bana bu kadar güvendiğin için teşekkürler."
"Sen aşk masallarına kanıp kendini harcayabilecek bir kız değilsin. Başka bir sebep olmalı."
Cinder başını çevirdi.
"Yapma! Gerçekten ona âşık olduğunu düşünmüyorsun değil mi?"
"Ben âşığım," dedi Iko. "Hem de deli gibi!"
Cinder şakaklarını ovuşturdu.
Gergin bir sessizlikten sonra Iko, "Hâlâ Kai'den bahsediyoruz, değil mi?" diye sordu.
Jacin tavandaki hoparlörleri işaret etti. "Bunu çok mu aradın?"

 ***

 “Herkes birbirini etkilemeye çalışıyor. Daha zeki ya da kendilerinden emin görünmek için birbirleriyle yarışıyorlar.”

***

"İnsan içinden gelmedikçe kimseye seni seviyorum dememeli."

 ***

“Cress tüm korkunç senaryoları düşünürken Thorne birden onu kendine çevirip kolunu beline doladı. Cress neye uğradığını şaşırmıştı. Can havliyle Thorne"un omzuna tutundu.
Ve Thorne onu öptü.
Bir savaşın tam ortasındaydılar. Ölümün kıyısında.”

 ***

Cress eteğini düzeltti. "Scarlet'a âşıksın değil mi?"
Wolf birden taş kesildi. Uçan araba saraya doğru yükselirken, "O benim alfam," diye mırıldandı kederle. Alfa.
Cress öne eğilip direklerini dizlerine dayadı. "Yıldızlar gibi mi?"
"Ne yıldızı?"
(...) "Bir takımyıldızındaki en parlak yıldıza da alfa denir. Şey demek istediğini sandım. Yani Scarlet'ın senin en parlak yıldızın olduğunu."(...)
Wolf, Cress'in korktuğu gibi alayla sırıtmak yerine iç çekti. "Evet," dedi şehrin üzerinde doğan dolunaya bakarak. "Aynen öyle."

 ***

"...Wolf bir roman kahramanından farksızdı. Bir de gözlerinde şu insanın içini tüketen çaresizlik olmasaydı..."

***

Cinder ona(Thorne) sarılırken “Seni pislik!” diye tısladı. “Öldüğünü sandık.”
“Ah, lütfen! Bir uyduyla Dünya’ya çakılmakla ölecek adam mıyım ben?”

***

“Öncelikle biraz daha kibar olmayı öğrenmelisin, yoksa kimse bir prenses olduğuna inanmaz.” “Tabii ya. Başarısız devrimlerin bir numaralı ortak özelliği zarafetten yoksun davranışlardır zaten.” “Bitirdin mi?” “Aksine. Daha yeni başladım.”

***

"Cinder titredi. Aralarına koca bir galaksi girdikten sonra yine birlikteydiler işte."

*** 

“Bilmem farkında mısın ama etrafındaki herkes ölüyor. Başının çaresine bakmayı öğrenmen gerek.”

***

" Ona onu sevdiğimi söylemeliydim. Başka fırsatım olmayacağını biliyordum ama yine de yapamadım işte. Sence ben korkunç biri miyim?"

 ***

“Kraliçe'nin iki elinde iki alyans vardı. Birini yıllarca takmıştı. Bir zamanlar ona aşk ve mutluluk getireceğini sanmış ama tek hissettirdiği keder olmuştu.”

***

"Uyu Crescent, gökyüzü senin, yıldızlar sevdiğin ve Ay evin..."

 ***

“Artık büyük destansı aşkların da kendiliklerinden olmadıklarını düşünüyorum onları kendimiz yaratmalıyız.”

***

“Genç imparator kendi sarayından kaçırıldı. Olacak iş değil! Dünyalılar bu aptallıklarıyla bugüne kadar iyi dayanmış. Çoktan nesilleri tükenmeliydi.”

*** 

“Dünya’nın binlerce fotoğrafını görmüştü. Şehirleri, gölleri, dağları, ormanları ve akla hayale gelebilecek bütün manzaraları en ince ayrıntısına kadar incelemişti. Ama gökyüzünün bu kadar mavi olabileceğini hayal edemezdi. Ya da yeryüzünün bir elmas denizi gibi parlayabileceğini. Üzerinde bunca altın tepeciği barındırabileceğini. “

*** 

“Cress bu yıldızlara hayatı boyunca bakmıştı ama şimdi bir battaniye gibi üzerini örtüyorlardı. Uçsuz bucaksız bir gökyüzü ve koca bir Dünya onu sarmalamaya hazırlanıyordu.”

***

“Yani Dünya’nın yarısı onu öldürmek istiyor ve diğer yarısı da onu Ay’daki bir tahta zincirlemenin peşinde.”

***
 -AMARİL-

4 yorum:

  1. Bu seriye bayılıyorum. Çok başarılı, çok eğlenceliydi. Ben kitapları elimden bırakamayıp çok kısa sürede okumuştum :-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet cidden güzel ve sürükleyici bir seri :)
      yorumunuz için teşekkürler :)

      Sil
  2. hımm piku iyi seri diyon hıhım tımams :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evett çok iyi serii :)
      masallardan fantastiğe uzanıyor

      Sil

Değerli Okuyucular:
Lütfen yorumlarınızda küfür, argo ve ahlaksızlık kullanmayınız!!!
Onların haricinde her türlü eleştiriye açığım :)
Yorumlarınız denetlendikten sonra yayınlanacaktır!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...