1 Ocak 2020 Çarşamba

OTOPSİ KIZIL SEDYE – ALİ BAYRAM



Yazar: Ali Bayram

Yayınevi: Arsine
Sayfa Sayısı: 530
Yayın Tarihi: 2019
Tür: Polisiye, Gizem

KİTAP TANITIMI:
“Sizin derin bir uykuda olmanıza gerek yoktur. Kalabalık bir şehirde uyanık olmanın bir faydası da yoktur. İnsanların kalabalığında günde en az iki cinayet işlenir. Kurbanların yaşlı bir kadın, travesti oluşuna bakmaz katil, onları yüksek bir balkondan atarak o ölüm ile yaşam arasındaki gözlerine düşen korkuyu önemser. Bir kuyunun içinde onlarca öldürülmüş bedenlerin çürüyen etlerindeki o iğrenç kokuyu merak eder. Çünkü her ölünün çürüyen etinin kokusu çok farklıdır. Hele ki, derin bir kızıllığın içinde otopsiye giden cesedin kız yerine erkek oluşu kadar, karmakarışık bir otopsi çöplüğüne dönünce hayat, işte ölüm yani ben oradayımdır.”
Adli Tıpa olayların sırasına göre tabut içinde getirilen cesetlerin sağ ayak başparmaklarına takılan sıra numaraları ile işlem görmeye başlarlar.
“199 No’lu Kızıl Sedyede getirilen ceset”
Hangi adli olayda Kızıl Sedye kullanılırdı ki?
Tüm sedyeler ya Beyaz ya da Gri olurlar.
Kızıl Sedye?
Tuhaf?

KİTAP YORUMUM:

Kitap Kuğulu Park Cinayeti’nin devamı. Hatta ben önce buna başladım ama 2.kitap olduğunu anlayınca ilkini okudum ve sonra buna devam ettim. Seri tarzda ilerleyen polisiye kitaplarını da severim. Çok güzel, uzun ve aksiyonlu bir polisiyeydi. Ekibe yeni birisi gelmişti Karadenizli ve ben de Karadenizli olduğumdan çok hoşlandım bu detaydan. Bu yeni gelen Balıkçı Veli, ekibe neşe getirdi. Son olan kayıplarından sonra ekip biraz hüzünlüydü ve o gelince espriler, güzel ekiplik ruhu iyice canlandı. Ayrıca Ümit de başka yere gönderilmiş. Onun yerine sürpriz birisini alıyor müdür ekibe ve herkes şok oluyor tabi ;)

Kitap Çinçin mahallesinin ücra bir yerinde duvara dayalı ve üstünde Kızıl Sedye yazan bir erkek cesedi bulunmasıyla başlıyor. Cesedi inceleyen Erhan Amir ağzında saklı olan kağıdı buluyor ve Kızıl yazdığını görüyor. O zaman da eski cinayet dosyasında muallak kalan bir şeyler olduğunu kesinleştiriyor. Sonra da bol karakterli, bol koşturmacalı, araştırmalı, bazen komik bazen hüzünlü bir hikaye başlıyor.

Erhan amiri daha iyi tanıyoruz, ekiptekileri de öyle. Kitap bayağı kalın ve okumam biraz zaman aldı. Derslerim ve etkinliklerim yüzünden. Aslında sürükleyici. Altı çizilecek çok söz vardı. Ama kitapta yazım hatası çoktu. Bir sonraki basımda düzeltilir umarım. Bazen öyle şeyler oldu ki anlamakta da zorlandım. Çünkü dediğim gibi karakter fazlaydı ve bir sürü olay oldu. Ankara’yı betimlemeleri de yine efsaneydi. Bu sefer daha çok gezdirdi yazar bizi Ankara’da :)


Çinçin’de öldürülen zengin bir adamdan, huzur evine, otel müdürünün karısına, Dodo dayıya, travestiye, Leyla’nın hikayesine, Kabadayı Kürt Şero’ya, kayıp kıza, papaza, bir cinayet romanına uzanıyor bu uzun soluklu roman :) Ay bir de bunların müdürlerini hiç sevmedim valla sıktı adam beni.

Okudukça derinleşiyor. Derinleştikçe altından başka cinayetler çıkıyor. Her karakterin hikayesi etkileyiciydi. Kötü adam bile olsa. Leyla’nın hikayesini okumak da harikaydı bence.

Erhan Amir’in komşusu olan bir teyze var, amiri sürekli evlendirmeye çalışıyor. Kaç yaşına geldin hala yalnızsın falan diye darlıyor. En sonunda Erhan Amirin de hoşlandığı bir kadın çıktı ortaya: Leyla.

Yalnız kitabın sonunda Erhan Amir çok değişik bir şekilde cinayeti çözüyor. Aslında her şey açıktaymış da onlar farkına varmamış. Katilin kim olduğu net bir şekilde belliymiş. Tabii bunu kitapta tahmin edemiyoruz çünkü sonundaki bir ayrıntıda anca kendini belli ediyor sonra da çözülüyor zaten gizem.

Kitabı #polisiyetutkunları ekibimle aralık ayında okumak için seçtim . @yazaralibayram ‘a ve@arsine.yayincilik ‘a çok teşekkür ederim. Harika bir Türk polisiyesi okudum. Yazarımıza başarılar dilerim kalemi daim olsun =)


5 yorum:

Değerli Okuyucular:
Lütfen yorumlarınızda küfür, argo ve ahlaksızlık kullanmayınız!!!
Onların haricinde her türlü eleştiriye açığım :)
Yorumlarınız denetlendikten sonra yayınlanacaktır!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...