16 Temmuz 2020 Perşembe

ÇÜNKÜ-BANU AKELOĞLU


Merhaba :) dün kitabı bitirdim. 127 sayfa kısa zaten hemen bitti. Yusuf Komiser bir sabah; ona çok şey öğreten, üstünde çok emeği olan Ali Başkomiserin öldürüldüğünü öğreniyor. Ali Başkomiser emekli olmuş, mecburiyetten dolayı ikinci evliliğini yapmış, bir kızı olan kendi halinde bir adam. Kimin onunla husumeti var anlamaya çalışıyorlar. Polisken ona düşman olanları, evinin oradakileri sorguluyorlar ama onu kimin öldürdüğünü bulamıyorlar. Onu kim niye öldürmek istesin herkesin aklındaki soru bu. Çünkü Ali Bey şerefli bir polis. Ayrıca evini araştırırken gizemli bir oda buluyorlar, bu oda Ali hakkındaki düşüncelerini gözden geçirmelerine sebep oluyor. Oda işkence odasına benziyor, simsiyah naylonla kaplanmış boş ve karanlık bir yer. 

24 Haziran 2020 Çarşamba

KİMSEYE SÖYLEME - HARLAN COBEN

(Fotoğraf bana ait, almayınız)

Merhaba🤗 harika bir kitapla geldim. Bu bir gizem gerilim kitabı. Doktor Beck ve eşi Elizabeth 7 yaşından beri hep bir arada olan, başkaları tarafından çok eleştirilen ama birbirlerinden ne olursa olsun hiç kopmayan kişiler. Her yıl bir gün göl evine gidip anılarını tazelerler. Ama son gidişleri bir faciaya dönüşür😰

20 Haziran 2020 Cumartesi

ŞİZOFREN - EMRE TİMUR

                                                    

Kitabı okurken herkes gibi ben de sürekli düşüncelere daldım. O kadar etkiledi ki anlatılanlar. Gerçekten ben yaşamışım gibi acı çektim. Yazarın kalemi çok iyi cidden. Ötekiler kitabını okudum yorumladım profilimde mevcut o da. Bu kitabını da çok sevdim. Kısa zamanda bitirdim ama sonuyla birlikte aklıma çok şey takıldı, düşündüm biraz daha düşünürüm muhtemelen. Etkisi hemen geçecek kitaplardan değil kesinlikle.
Beni ağlatan kitapları da severim bilirsiniz. Bu da öyleydi. Içime oturdu. Empati yaptım.

Annesi doğumda ölmüş, babası intihar etmiş bir çocuk var. Aynalarla konuşmaya başlıyor, tırmanmayı seviyor, sorguluyor hayatı, amcası sahip çıkmıyor, yetimhaneye gidiyor. Büyüyor anlamak istiyor hayatı, psikoloji okumaya karar veriyor.
 Ah hayat.. yanlış kişiyle arkadaş oluyor. Hayatı kayıyor sonra. Üniversiteye gittiği ilk gün aşık oluyor kirpiğine yani Müjgan'a. Devrimci arkadaşı ve Müjgan ile uzun süre dostluk yapıyorlar ancak devrimci arkadaşı, onun Müjgan'ı ilk zamandan beri sevdiğini bildigi halde Müjgan'la birlikte oluyor. Hem sevdiğini çalıyor hem de bizimkinin başını derde sokuyor. Önce hapse düşüyor. Işkence görüyor. Sağ sol kavgasına karıştığı için. Sonra hırsızlar koğuşuna alınıyor. Ardından geceleri bağırdığı ve aynalarla konuştuğunu fark edip onu akıl hastanesine kapatıyorlar. Orada 3 dost ediniyor. Filozof gibi oluyorlar, hayati tartışıyorlar, yapılanları eleştiriyorlar. Hayata beraber katlanmaya çalışıyorlar. 
O üç dostunun üçü de birbirinden değişik. Trajikomik olaylar oluyor. Acı şeyler daha çok ama. Koğuşta yangın da çıkıyor, yanık et kokusuyla yaşama ya çalışıyorlar, lobotomi de yapılıyor, elektrik de veriyorlar, kişiliğini unutanları görüyorlar bu sebeplerden. 

Akıl hastanesi var olan akıllarını da ellerinden almak üzere kurulmuş resmen. Tedavi etmek değil amaçları. Darbe olunca da işler kızışıyor. Mahkumları koyuyorlar. 

İşte böyle çaresiz bir zamanda bu genç hayatta kalma savaşı veriyor. Sevdiklerini kaybediyor. Yine de var olma mücadelesi vermeye çalışıyor. 

Sonra ne oluyor derseniz, o kadar değişikti ki. Okuyun mutlaka. O gencin hayatı sizi alaşağı edecek. 
Ya dedim, ne hayatlar var. Insanlar nelerle mücadele ediyor. Nasıl bu kadar kötü insanlar olabilir? Hayat neden bu kadar acıtıyor? 

Şizofren evet kitabın temel konusu bu. Ama etrafında birçok şeyi sorgulatıyor. Akıl hastanesinde olanlar, aşk, ihanet, ölüm. Yanlış tedaviler, tedavi bile olmayan şeyler, işkenceler, hayatın çalınması ve daha neler var.
İnsan o kadar acı yaşadıktan sonra normal kalabilir mi? Deli olmak suç mu? İnsanları susturmak, para kazanmak için koyulan yanlış teşhisler ve verilen onca ilaç ne yapıyor dersiniz? Kitabı okuyup o şeyleri anlayınca kanınız donacak. Kesinlikle okuyun. Çok başkaydı. 

Müjgan'a kızdım çok. Güzelim hayatını mahvetti, hayır demeyi bilmedi, kendisini harcadı bence. Bir de sevmek o kişinin nasıl olduğuyla ilgili değil, sevenin onu nasıl algıladığıyla alakalı kesinlikle.
Gerçeklere dayanan bu kitabı; merak eden, varoluş hakkında düşünen, felsefe yapmayı seven, âşık, şizofreniyi anlamak isteyenlere öneririm. 

@dileklekitap moderatörlüğünde @azkitap tan çıkan @yazaremretimur un kitabı #şizofren i okuduk💎


30 Mayıs 2020 Cumartesi

KİMSENİN FREYA’DAN HABERİ YOK – JANE CASEY (JESS TENNANT SERİSİ # 1)

Merhaba :) Bu ay #polisiyetutkunları grubumda okumak için bu kitabı seçtim. Yazarın daha önce Ölümün Soğuk Sesi adlı eserini okudum ve sevdim. Kitap ismine tıklayıp yorumumu okuyabilirsiniz.

Bu kitap 16 yaşındaki Jess’in gerçeği bulma mücadelesini anlatıyor. Yaptığı şeyler, ölecek olma pahasına gerçeği bulmaya çalışması etkileyiciydi. Onun yerinde olsam ben de bana tıpa tıp benzeyen 1 yıl önce şaibeli şekilde ölmüş olan kuzenimin hakkındaki gerçeği öğrenmek isterdim. Ama Jess’in fazla cesareti vardı. Biraz abartı geldi o yine de kurgu güzeldi. Klasik genç sorunları vardı ve tüm her şeyin de oraya bağlanacağı belliydi.

Jess annesiyle birlikte hiç tanışmadığı akrabalarına yaz tatilinde kalmak için gider. Küçük kasabaya geldiği andan itibaren tüm gözler ona döner, herkes ona şaşkınlıkla bakar. Çünkü ona çok benzeyen kuzeni 1 yıl önce uçurumdan düşüp ölmüştür. Ölümüne polisler intihar dese de ailesi buna inanmak istemez.

Jess, ölü kuzeni Freya’nın arkadaşlarıyla tanışır daha ilk günden. Kuzenleriyle de tanışır. Sonraki gün teyzesi onları misafirliğe çağırır. Garip olan şey hep teyzesigilde kalmaları yerine yazlık ev tutmaları bence. Türkiye’de olsa yıllardır görüşmeseler bile akrabayı evinde misafir eder insanlar :D Kültür farkı işte. Ama kitabın sonunda tatillerini biraz daha uzatma kararı aldılar :)

Jess Freya’ya fiziksel olarak çok benzese de karakter olarak aşırı farklıdır tabii ki. Jess kendine çok güvenen, cesur, konuşkan, gerçeği bulmak için kendini tehlikeye atacak birisi. Freya romantik, sanatkar, hayal peşinde birisi.

Jess hiç tanımadığı kuzenine olanları ortaya çıkarmak için geldiği ilk günden beri uğraşır. Sorduğu soruları insanlar cevaplamak istemez. Herkes ona tavır yapar. Jess neden herkesin sır sakladığını anlayamaz ve bu sırlar onu daha da iter gerçeği araması için. Freya’nın arkadaşı Will ile iyi konuşur ama o da ilk başta çok serttir.

Kitapta çok aksiyon yoktu ama bol gizem ve hafif gerilim vardı. Sevdim. Zaten fazla beklentim yoktu, genç karakterler üstünden gittiğini bilerek başladım. Genç kurgusu aslında. Yine de okuduğuma memnunum. Hızlı bitirdim. Sürükledi, merak ettirdi, çok zorlayıcı bir kitap değil tadında bir gerçeği arama hikayesi olmuş. Freya’ya ne oldu diye çok sordum. Freya gibi iyi bir kızın kime zararı dokunur diye düşündüm ama bazen fazla iyilik de kötülüğü peşine takıyormuş.

Jess’in annesinin yıllar önce ailesinden ayrılıp Londra’ya taşınması da ilgimi çekmişti. Tahmin ettiğim bir şey çıktı sonra. Jess ve ailesinin ilerleyen kitaplarda ne yapacağını merak ediyorum.

Genç kurgu polisiye okumak isteyenlere öneririm.


29 Mayıs 2020 Cuma

YAKICI SIR – STEFAN ZWEIG

İlk Yayınlanma Tarihi: 1945

Yazar: Stefan Zweig

Yayınevi: İndigo

Tür: Kurgu

Sayfa sayısı: 99

Merhaba :) Nasılsınız? Ben ödevlerle boğuşuyorum bu sefer final ödevleri. Okul olsa bu kadar zorlanmazdık cidden ama okul olsa bu kadar yüksek notu alamazdım muhtemelen. Ödevlerimi çok önemseyerek yaptım ve yapıyorum notlar yüksek geldi şükür, sadece birinde hayal kırıklığı yaşadım ama sorun değil. Ramazan da bitti. Biz bir hafta daha oruç tutacağız inşallah. Ödev yapmaya halim olmadığı için iki kitap okudum yattığım yerden. Bu sayede bu ayki okuma listemi tamamlamaya yaklaştım.

Bu kitabı sevdim. Zweig yine klasik bir olayı çok iyi anlatmış. Karakterlerin tüm duygularını içimizde hissettiriyor, olayları zihnimizde çok iyi canlandırıyor. Yazarın en sevdiğim kitapları arasına girdi bile :)

28 Mayıs 2020 Perşembe

KORE DİZİSİ YORUMU // 365: REPEAT THE YEAR

(FOTOĞRAF BANA AİT ALMAYINIZ)

Dayandığı eser: Repeat; by Kurumi Inui

Bölüm sayısı: 24

Yazan: Lee Seo-yun; Lee Soo-kyung

Yıl: 2020

Oyuncular: Lee Joon-hyuk (Ji Hyung-joo), Nam Ji-hyun (Shin Ga-hyun), Kim Ji-soo (Lee Shin)

Merhaba :) Güncel izleyip bitirdiğim harika polisiye ve fantastik dizi ile karşınızdayım. Yorumu yazmam gecikti biraz. Vaktim olmadı. Heyecanlı, sürükleyici, merakta bırakan, duygusal bir dizi. 24 bölüm ama her bölümü yarım saat olduğu için 2 bölüm bir arada verilmiş yani 12 bölüm gibi. Dizi ile ilgili repliklerden kolaj yaptım bakmayı unutmayın :) İzinsiz de alınmasın lütfen. 

Dizi çok güzel cidden, 2020 en iyi Kore dizilerinde ilk sıralara girer bence :) Dizinin ana teması geçmişe yolculuk ve geçmişe giden insanların tek tek öldürülmesi. Bir gün bazı insanların telefonu çalıyor, gizemli bir kadın onlara geleceği bildiğini ve isterse onu 1 yıl geçmişe götürebileceğini söylüyor. İnanmaları için de tren kazasını ve kaç kişinin öleceğini de belirtiyor. Tren kazası cidden oluyor ve aradığı insanlardan bazıları geçmişe gitmeyi kabul edip arayan kadının psikiyatri kliniğine gidiyorlar.

25 Mayıs 2020 Pazartesi

KORE DİZİSİ YORUMU // ANOTHER MİSS OH


Yayımlandığı yıl: 2016

Bölüm sayısı: 18

Türü: Romantik, Komedi, Dram

Ödüller: En İyi Kadın TV Başrol Oyuncusu Dalında Baeksang Sanat Ödülü

Oyuncular: Seo Hyun-jin (Oh Hae-young), Eric Mun (Park Do-kyung), Jeon Hye-bin (Oh Hae-young)

Konusu: Dizi, geleceği görme yeteneğine sahip olan bir adam (Eric), Oh Hae-Young (Seo Hyun-Jin ve Jeon Hye-Bin) adını taşıyan iki kadından uzak durmaya çalışmasını anlatmaktadır.

DİZİ YORUMUM:

Merhaba harika bir diziyle geldim. Beni çokça hüzne boğan ve kahkaha attıran bir dizi. Zamanımızın kıymetini bilmeyi, sevgiyi bulunca peşini bırakmamayı, geçmiş bizi üzse de ders alıp geçmişi geride bırakmayı anlatıyor. Aşağıda replikler var üstlerine tıklayıp okuyabilirsiniz. Ben yaptım kolajları :) izinsiz almayın lütfen.

 Park Do-Kyung, sert ve soğuk karakterli bir ses yönetmeni. İşinde çok başarılı. Çılgın kardeşleriyle aynı evde yaşıyor. Evleneceği gün sevgilisi nikaha gelmez. Sonradan bu adam içine kapanır kimseye güvenmez. Onu terk eden kadından intikam alır ya da o öyle sanar. Onu terk eden kadın Oh Hae-Young’dur. İntikam aldığı sıralarda birden zihninde görüntüler belirir. Fantastik yönü de vardı yani. Görüntülerde sadece bir kadını görür.

24 Mayıs 2020 Pazar

ÖLÜMÜN ŞİFRESİ – GLEN ERIK HAMILTON (VAN SHAW # 1)

                                         



Yazar: Glen Erik Hamilton

Yayınevi: PAY KİTAP

Yayın Tarihi: 2018-05-02

Orjinal Adı: Past Crimes

Sayfa Sayısı: 432

Tür: Polisiye, Aksiyon

Merhaba :) Çok iyi bir kitap okudum yine. 2019 Ankara Kitap Fuarı'ndan almıştım. Polisiye ve aksiyon dolu dolu var. Van Shaw’a dedesinden mektup gelir. “Eve gel, mümkünse” yazmıştır. Van, kitapta diyor ki virgülden sonrası olmasa asla umursamazdım. Ama umursuyor ve evine dönüyor. Eve gidince onu kötü bir olay karşılıyor. Dedesi başından vurulmuş. Birisi onu öldürmeye kalkmış. Tek şüpheli de Van oluyor. Van dedesinin intikamını almak ve kendini suçtan kurtarmak için katili bulmak zorunda. Van yıllardır dedesiyle görüşmüyor. Çocukluğu bittikten sonra evden ayrılıp orduya katılmış ve dedesinin işlerinden ayrı kalmaya çabalamış. Şimdi dedesi onu karanlığa çekiyor yine.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...