16 Temmuz 2020 Perşembe

ÇÜNKÜ-BANU AKELOĞLU


Merhaba :) dün kitabı bitirdim. 127 sayfa kısa zaten hemen bitti. Yusuf Komiser bir sabah; ona çok şey öğreten, üstünde çok emeği olan Ali Başkomiserin öldürüldüğünü öğreniyor. Ali Başkomiser emekli olmuş, mecburiyetten dolayı ikinci evliliğini yapmış, bir kızı olan kendi halinde bir adam. Kimin onunla husumeti var anlamaya çalışıyorlar. Polisken ona düşman olanları, evinin oradakileri sorguluyorlar ama onu kimin öldürdüğünü bulamıyorlar. Onu kim niye öldürmek istesin herkesin aklındaki soru bu. Çünkü Ali Bey şerefli bir polis. Ayrıca evini araştırırken gizemli bir oda buluyorlar, bu oda Ali hakkındaki düşüncelerini gözden geçirmelerine sebep oluyor. Oda işkence odasına benziyor, simsiyah naylonla kaplanmış boş ve karanlık bir yer. 


Kızı Simla yurtdışında. Karısı Zuhal köye gitmiş. Onları çağırıp onları da sorguluyorlar. Ellerinde yeterli delil de yok zaten.

Yusuf, değer verdiği bu insanı öldüreni çabucak bulmak istiyor. Ancak Zuhal ve Simla ondan bir şey saklıyor. Yusuf da iyice düşünüp onlardan gerçeği öğrenmek istiyor. Ortaya çıkan şeyi beklemiyordum, ben daha karışık bir olay bekliyordum gizemli oda yüzünden. Kurgusu basitti ama gerçek hayatta rahatlıkla yaşanabilecek/yaşanmış olan bir şeydi. Katilin kim olduğunu tahmin etmedim. Hiç beklenmeyen bir kişiydi. Hayatta insanın başına ne gelirse en yakınlarından gelir derler ya kitapta onu gördüm. Ali, Zuhal, Simla hepsi kendine göre büyük trajedi yaşamış karakterler. Hayatın insana ne getireceği belli değil.

Yusuf ve ekip arkadaşı Ahmet’in diyalogları güzeldi. Olayları kendi aralarında değerlendirmeleri iyiydi. Sohbetler sıkmıyordu yapmacık değildi.

Polisiye kitaplarını çok severim, Türk yazarları da hep desteklemek gerektiğine inanıyorum. Bu kitap da iyiydi ama beklentimi tam karşılayamadı. Yani ben daha vahşi bir şey bekliyordum, Ali başkomiser hakkında ters köşe yapacağını düşünüyordum, trajedi yaşanmış meğer.

Arka kapağında yazan paragrafla konunun ne alakası var onu da anlayamadım. Akıcı, cümleleri düzgün bir kitaptı. Dediğim gibi çabucak bitirdim. Bir de benim rahatsız olduğum bir şey oldu. Ben polisiye kitaplarda aşka çok fazla yer verilmesini sevmem. Yani aralarındaki ilişkiyi anlatsınlar o samimiyeti biz bilelim yeter, kitap kısaydı zaten ama Sena ve Yusuf’un ilişkisine bayağı değinilmiş ya da dediğim gibi ben sevmediğim için bana çok geldi bu durum. Ama tabi herkes benim gibi düşünmeyebilir. Ayrıca şuna da değinmeliyim: genelde polisiyede yalnız ve soğuk bir polis görürüz bu kitap klişenin dışına çıkmış, bu yüzden de iyi tabii ki aşk olması. Hem olumlu hem olumsuz yönden eleştiride bulundum. Herkese iyi günler dilerim.

Uzun zamandır bloga uğrayamıyorum, instada daha aktifim. kpss çalışıyorum. aıköğretim sınavlarım da yeni bitti zaten. bu dönem çok zor geçti benim için. hem hemşirelik hem aöf derken bayağı yoruldum. inşallah sizler iyisinizdir :)

7 yorum:

  1. Kitabı okumadım ama çok objektif buldum değerlendirmeni Hilalciğim. Okusam ben de benzer düşüncelere sahip olurdum gibime geldi. Teşekkür ederiz, emeğine sağlık canım 👍🌼🤚

    YanıtlaSil
  2. poliaiye diyosun vahşi olsun diyosuuun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gizli oda vardı ya işkence odası olabilir diye konuşmuşlardı ben de altından bayağı kötü şeyler çıkacak sanmıştım :))

      Sil
  3. evet inşallah denk gelirsen okursun diyelim :)

    YanıtlaSil
  4. Hiç duymadığım bir yazar tavsiye için teşekkürler ☺️

    YanıtlaSil

Değerli Okuyucular:
Lütfen yorumlarınızda küfür, argo ve ahlaksızlık kullanmayınız!!!
Onların haricinde her türlü eleştiriye açığım :)
Yorumlarınız denetlendikten sonra yayınlanacaktır!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...