29 Ocak 2020 Çarşamba

BLOGGER MİMİ



Sevgili Derya ablam beni mime davet etmiş. Aralık ayı ve ocak başı sınavlarla dolu geçtiğinden blogda uzun durmaya vaktim olmadı. Zor bela kitap yorumları girip çıktım ekstra kimseye uğrayamadım öyle. Neyse ki tatildeyim artık.

Blog dünyasına nasıl adım attın? Hadi anlat bize.
Blog yazmaya yalnızlıktan başladım ben. Kimse anlamıyordu beni ve arkadaşlarım kitap yorumlarımdan sıkılıyordu. Lise 2 deydik. Herkes eğlenip coşarken ben yapamıyordum öyle. Anlatmak istediklerim vardı ve yazmayınca rahata eremeyeceğimi anladım. 16 yaşımdayken bloğu açtım. Şimdi 21 oldum. Bloğumun 5.yılı dolmuş. Zaman çabuk geçiyor. 

YILDIZIN DEĞERİNİ BELİRLEYEN GECE DEĞİL KENDİSİDİR - ADEM TURAN



Yazar: Adem Turan
Yayınevi: Destek Yayınları
İlk Baskı Yılı: 2019
 ***
KİTAP TANITIMI:
“Babam gitti, bir daha geri gelmemek üzere” dedi Madeleine, yüzünü tekrar bana dönerek konuşmasını sürdürdü:
“O andan sonra, kendimi gecesi olmayan bir dünyada yıldız gibi hissediyordum. Ama annem bir gün beni karşısına alıp, ‘Sevgili yavrum, yıldızın değerini belirleyen şey, gece değildir, kendisidir. Hiçbir zaman gece olmasa da o her zaman parlar, değerini bilen onu gündüz de görür’ dedi.
‘Ya kimse göremezse, o zaman çok üzülürüm. Oysa ben ışığımı sonsuza dek yaymayı isterdim’ dedim.”
Annesinin cevabını söylerken, gözleri hiç sönmeyecek bir umutla parlıyordu:
“Üzülme, sen parlak bir yıldızsın, insanlar göremiyorsa bu senin parlak olmadığın anlamına gelmez.”
Her insan içinde bir kuyu taşır. Kimisi bir kâşif ruhuyla kuyunun içinde ne olduğunu arar durur yaşamı boyunca. Tüm arayışlar, kusurları, yaraları, acıları, hüzünleri, yaşamın bir parçası kabul ederek kendini bulma gayretidir. Kimisi ise çaresiz bir şekilde en dipte kurtarılmayı bekler, kuyunun içinde ne olduğunu bilmeden. Ama neticesinde herkes kendi kuyusundan bakar gökyüzüne.
Adem Turan’ın kaleme aldığı bu kitap, kuyunuza ışık tutan sayısız yıldızlardan birini sizin için indiriyor yeryüzüne...

KİTAP YORUMUM:
Merhaba değişik türde bir kitap okudum. Bitireli biraz oluyor ancak açıköğretim sınavım olduğundan dolayi atamadım yorum hazırlayıp.
 Kitabın ismi çok güzel. Kapağı ve dizaynı da harika. Yazı tipi, iç kapak tasarımı, arada verilen sözler kitaba daha da güzellik katıyor. Kitap kişisel gelişim ve deneme tarzında sanırım. Arada bir şey. Sohbet havasında ilerliyor. Bazen sorular soruyor cevaplıyor. Bir de Madeleine ile olan konuşmaları var. Oraları daha çok okumak isterdim. Sonunda ne oldu o kadın kimdi anlayamadım🧐

12 Ocak 2020 Pazar

GAZİ HAN OSMAN - SITKI ÖZTÜRK


Merhaba🥰 Normalde tarih kitabi okumam. Sıkıcı gelir düşüncesiyle fırsat vermiyorum. Ama bu kitabı sevdim. Roman şeklinde yazılmış ama tarih de içeriyor. Osmanlı'nın kuruluşu ve Osman Gazi'nin hayatını anlatıyor. Bunlara ek olarak Aksungur (Osman Bey'in eğitmeni), evlatlarını ve eşini arayan bir kurt, özgür bir at, gökte uçan bir aksungur,Moğollar, Roma, savaş ve aşk da anlatılıyor🌺 

10 Ocak 2020 Cuma

ÇARPIK EVDEKİ CESETLER – AGATHA CHRISTIE



Yazar: Agatha Christie

Çevirmen: Çiğdem Öztekin
Yayınevi : Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 248
İlk yayımlanma Yılı: 1949
Uyarlamalar: Çarpık Evdeki Cesetler (2017)
Ülke: Birleşik Krallık
Türler: Roman, Gizem, Polisiye
***
KİTAP YORUMUM:

Merhaba harika bir polisiye okudum. Aslında çok uzun zaman geçti okuyalı. Yorumu yeni yazabildim. Yorumu yazmadan önce kitabı hızlıca karıştırdım ve evet katilin açıklandığı sahnede yine içimde tuhaf bir ürperti oluştu.
Yazarın önsözü var kitapta. Yazar yıllarca bu kurgu hakkında düşünmüş ve sonunda yazmış. Ayrıca : “Bunun gerçekten çok keyif alarak yazdığım 5 kitabımdan biri olduğunu söyleyebilirim.” Diyor. Gerçekten de kitap çok zekiceydi ve sürükleyiciydi.

8 Ocak 2020 Çarşamba

VAN DEMEK VATAN DEMEK – ZİYA ŞAHİN




Merhaba harika bir anı kitabıyla geldim. Kitabın ilk kısımlarında Van’ın tarihi, önemli kişileri anlatılıyor. Sonradan Ziya Şahin’in anısı var. 

Kayseri’den Van’a evlenmiş ablasını yalnız bırakmamak için gitmiş. Orada Van Kız Öğretmen Okulu’nda okumuş. Bu okul ona çok şey katmış. Ancak çıkan yasa ile öğretmen okulu liseye çevrilmiş. Kazanılmış hakları ellerinden alınmış. Birçok öğrenci öğretmen olmaktan kopmuş. Üniversiteyi okuyabilenler öğretmen olmuş. Okuyamayanlar farklı yerlere dağılmış. Ama yine de okulun onlarda bıraktığı izler etkileyici. 

Ziya Bey’e de çok teşekkür ederim. Harika düşünmüş ve arkadaşlarını bulup anılarını istemiş. Farklı anılar birleştirilip bu kitap ortaya çıkmış.
Kitabı okuyunca yer yer güldüm, yer yer hüzünlendim. Sonunu ise gözümde yaşla bitirdim. Kitabın sonunda Van demek vatan demek cümlesinin neden isim olarak verildiğini daha iyi anladım.

4 Ocak 2020 Cumartesi

ZACHARIUS USTA - JULES VERNE



İlk Yayınlanma Tarihi: 1854 
Tür: Kurgu
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
 ***
KİTAP YORUMUM:

Merhaba değişik bir modern klasik okudum. Sevip sevmedigimden emin değilim. İsviçre'nin Cenevre kentinde yaşayan bir saat ustasını anlatıyor. Bu saatçi çok ünlü, yurt dışına da satış yapıyor. Işine aşık biri. Adı Zacharius. Evde hizmetçisi, kızı ve çırağı ile yaşıyor. Dışarıya pek çıkmadan kendi içlerinde yaşıyorlar.

Kızı çok güzel ve talibi çok ama insanlar her gün o evde tıkılıp yaşamak istemediklerinden evlenmiyorlar. Zaten ustanın kızı ve çırağı da birbirinden hoşlanıyor. İlk başta saatçi o ikisinin evlenmesini istiyor ;)

Bir gün Zacharius ustanın yaptığı tüm saatler bozuluyor. Ne kadar tamir etseler de duzeltemiyorlar. Zacharius USTA o zamandan sonra aklını kaybediyor resmen. Yıllarca emek verdiği eserleri bozulup tek tek iade ediliyor. Günlerce tamir etmeye uğraşıyor yine de saatler duzelmiyor. Görünüşte hiçbir problemi yok. 

1 Ocak 2020 Çarşamba

OTOPSİ KIZIL SEDYE – ALİ BAYRAM



Yazar: Ali Bayram

Yayınevi: Arsine
Sayfa Sayısı: 530
Yayın Tarihi: 2019
Tür: Polisiye, Gizem

KİTAP TANITIMI:
“Sizin derin bir uykuda olmanıza gerek yoktur. Kalabalık bir şehirde uyanık olmanın bir faydası da yoktur. İnsanların kalabalığında günde en az iki cinayet işlenir. Kurbanların yaşlı bir kadın, travesti oluşuna bakmaz katil, onları yüksek bir balkondan atarak o ölüm ile yaşam arasındaki gözlerine düşen korkuyu önemser. Bir kuyunun içinde onlarca öldürülmüş bedenlerin çürüyen etlerindeki o iğrenç kokuyu merak eder. Çünkü her ölünün çürüyen etinin kokusu çok farklıdır. Hele ki, derin bir kızıllığın içinde otopsiye giden cesedin kız yerine erkek oluşu kadar, karmakarışık bir otopsi çöplüğüne dönünce hayat, işte ölüm yani ben oradayımdır.”
Adli Tıpa olayların sırasına göre tabut içinde getirilen cesetlerin sağ ayak başparmaklarına takılan sıra numaraları ile işlem görmeye başlarlar.
“199 No’lu Kızıl Sedyede getirilen ceset”
Hangi adli olayda Kızıl Sedye kullanılırdı ki?
Tüm sedyeler ya Beyaz ya da Gri olurlar.
Kızıl Sedye?
Tuhaf?

KİTAP YORUMUM:

Kitap Kuğulu Park Cinayeti’nin devamı. Hatta ben önce buna başladım ama 2.kitap olduğunu anlayınca ilkini okudum ve sonra buna devam ettim. Seri tarzda ilerleyen polisiye kitaplarını da severim. Çok güzel, uzun ve aksiyonlu bir polisiyeydi. Ekibe yeni birisi gelmişti Karadenizli ve ben de Karadenizli olduğumdan çok hoşlandım bu detaydan. Bu yeni gelen Balıkçı Veli, ekibe neşe getirdi. Son olan kayıplarından sonra ekip biraz hüzünlüydü ve o gelince espriler, güzel ekiplik ruhu iyice canlandı. Ayrıca Ümit de başka yere gönderilmiş. Onun yerine sürpriz birisini alıyor müdür ekibe ve herkes şok oluyor tabi ;)

Kitap Çinçin mahallesinin ücra bir yerinde duvara dayalı ve üstünde Kızıl Sedye yazan bir erkek cesedi bulunmasıyla başlıyor. Cesedi inceleyen Erhan Amir ağzında saklı olan kağıdı buluyor ve Kızıl yazdığını görüyor. O zaman da eski cinayet dosyasında muallak kalan bir şeyler olduğunu kesinleştiriyor. Sonra da bol karakterli, bol koşturmacalı, araştırmalı, bazen komik bazen hüzünlü bir hikaye başlıyor.

Erhan amiri daha iyi tanıyoruz, ekiptekileri de öyle. Kitap bayağı kalın ve okumam biraz zaman aldı. Derslerim ve etkinliklerim yüzünden. Aslında sürükleyici. Altı çizilecek çok söz vardı. Ama kitapta yazım hatası çoktu. Bir sonraki basımda düzeltilir umarım. Bazen öyle şeyler oldu ki anlamakta da zorlandım. Çünkü dediğim gibi karakter fazlaydı ve bir sürü olay oldu. Ankara’yı betimlemeleri de yine efsaneydi. Bu sefer daha çok gezdirdi yazar bizi Ankara’da :)

31 Aralık 2019 Salı

KUĞULU PARK CİNAYETİ – ALİ BAYRAM



Yayınevi: Arsine

İlk Yayınlanma Tarihi: 25 Mart 2016
Yazar: Ali Bayram
Türler: Kurgu, Gizem, Polisiye
Sayfa Sayısı: 192

KİTAP TANITIMI:
Ankara'nın bürokrasi kokan puslu havasında Kuğulu Parkta o sabah genç bir kızın cesedi bulunur. Cinayet olduğu anlaşıldığında adım adım gerilim ve gizemler başlamıştır. Başkentin varoşlarından, sosyetenin kalbine kadar uzanan cinayetler de seri katil öylesine akıllı davranmıştı ki! İşlenen bu cinayetler de ülkenin tüm insanlarını şüpheli yapmıştı. Şimdi bu satırları okuyorsun ya! Bu cinayetlere sen de parmak izini bıraktın. Ve artık... Sen de Şüphelisin...

KİTAP YORUMU:

Merhaba kitabı ay başında 1 günde bitirdim, çok sürükleyiciydi ancak yorumunu yazmaya fırsatım olmadı, derslerim ve faaliyetlerim yüzünden. Kitabın yazarı AliBayram, Emniyet Genel Müdürlüğünde polis olarak görev almış.Gerçek olaylardan yola çıkarak polisiye romanlar yazmaya başlamış. Gerçekten bu tip şeyleri görmüş geçirmiş biri olarak tecrübelerini hayal gücüyle birleştirip kitap yazması çok güzel. Kendisine emeğinden dolayı ve imzalı kitap verdiğinden dolayı teşekkür ederim :) Şimdilerde Arsine Yayıncılık’ın sahibi. #2020yerlipolisiyeyili hedefleri var ve ben de destekliyorum. Türk polisiyesi hak ettiği yere gelmeli ve bu yayınevi de Türk Polisiye yazarlarını aynı çatıda birleştirmek istiyor :)

Kitabı çok beğendim. Kurgusu, karakterleri etkileyici. Bir Türk polisiyesi ve Ankara sokaklarında geçiyor hikaye. Ankara’da yaşadığım için daha bir keyifle okudum. Yazar çok güzel betimlemeler yapmıştı. Bildiğim yerlerden çok bilmediklerim varmış ve oralara da gitmiş kadar oldum yazar sayesinde :)

Kitap Kuğulu Park’ta bir kadın cesedi bulunmasıyla başlıyor. Sabahın erken saatleri, insanlar mahmur mahmur yürürken bir temizlik personeli görüyor cesedi ve çığlıklar, meraklar başlıyor böylece. Olay yerini kontrol altına alıyor gelen polisler. Savcı geliyor. Kapsamlı inceleniyor. Tabi çok insan geçtiğinden deliller yetersiz. Öldürülen genç kadında kızıl üzüm salkımı dövmesi var. Aynı gün bir de Mamak çöplüğünde bir kadın ölü bulunuyor. Bundan sonraysa olay daha da derinleşiyor. İşin içinde bambaşka şeyler var. Fuhuş, kadın ticareti, oğlunu kötü bir şey yapsa bile korumaya çalışan bir baba…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...