11 Haziran 2015 Perşembe

DAMGA – REŞAT NURİ GÜNTEKİN


SAYFA SAYISI: 143
TÜR: KISA ROMAN
***
KİTAP TANITIMI:

'Damga', Reşat Nuri Güntekin'in kısa romanlarından biri. Güntekin, çocukluk anılarının dile getirildiği eski İstanbul günlerini anlatıyor. 
Vedia'ya duyulan büyük aşkın, sonunda boş bir kuruntu nedeniyle umutsuzluğa dönüşmesini hüzünlenip severek okuyacaksınız. Özlenen bir evliliğin gerçekleşmemesi, büyük bir düş kırıklığına yol açıyor.

***

KİTAP YORUMUM:

İyi kalpli, hiçbir kötülük düşünmeyen, aşık olduğu kadının namusu için kendi hayatını feda eden bir adamın damgalı hayat hikayesini anlatan bir eser.

Baş karakter İffet. Halis Paşa’nın oğlu. Ama İffet Meşrutiyet yanlısı. Arkadaşı Celal sayesinde Meşrutiyetin doğru olduğunu düşünür. Bu yüzden okulda meşrutiyet hakkında yazılan bir mektubun suçu İffet’e kalır ve eğitim hayatı biter. Ama gün gelir Meşrutiyet ilan edilir. Babası paşa olduğu ve padişah yanlısı olduğu için herkes tarafından dışlanır ve sürgüne gönderilir. İffet de onunla gider babası son nefesini verene kadar yanında kalır.

Sonra İffet İstanbul’a döner. Arkadaşı Celal ve hocası ona muallimlik işi bulur. Cemal Kerim Bey adında zengin bir mebusun çocuklarına ders verecektir. Cemal Kerim Bey fena bir adam değildir fakat fazla menfaatperest bir adamdır. Karısı öldükten sonra üç ay bile geçmeden Vedia Hanımla evlenir. Vedia Hanımı evde kimse sevmez. Halbuki Vedia Hanım sessiz sakin, nahif, üzgün bir kadındır. Küçük oğlu da İffet’ten ders almak ister o yüzden Vedia Hanım sık sık İffet’le karşılaşır.  

Gel zaman git zaman Vedia’ya aşık olur. Vedia Hanım, mağrur ve hassas ruhlu bir kadındır. Bu yüzden Cemal Kerim Bey onu anlamamıştır. Vedia Hanım da kocasını sevmez ve İffet’e aşık olur. Bir gün İffet, Vedia’ya kendisini nesini sevdiğini sorar. Vedia Hanım bu soruyu şöyle cevaplar:

“Hakiki asaletin bir insana verdiği güzelliği sen tasavvur edemezsin, İffet senin bu ellerin bile başka bir mahlukun elleri gibi…”

Geceleyin gizlice buluşurlar ama bir gece yakalanırlar. İffet de Vedia’nın namusuna söz gelmesin diye kendisinin adi bir hırsız olduğu rolünü oynar. İşte asıl hikaye bundan sonra başlar. Reşat Nuri’nin bize vermek istediği dersi buradan sonra anlarız. 

12 Mayıs 2015 Salı

İTALYANCA AŞK BAŞKADIR – MAEVE BİNCHY

Kitap Sayfası: 415
Kitap Konusu: Aşk
***
KİTAP YORUMUM:

Harika bir kitap bitirdim. Daha önce Binchy’nin ‘’Bu Yıl Farklı Olacak’’ ve ‘’Ruh ve Yürek’’ kitaplarını okumuştum. Bu Yıl Farklı Olacak; kısa noel hikayelerinden oluşuyordu ve sonları kesin değildi, kısa hikaye sevmediğimden olsa gerek kitaptan pek hoşlanmamıştım. Ruh ve Yürek; bu kitabı çok beğenmiştim, samimiydi yani gerçekten çok beğenmiştim evet durağan yani aksiyonlu olanlara göre ama sıkıcı değildi.

İtalyanca Aşk Başkadır’ı da çok sevdim. Zaten yazar bu romanıyla uluslararası anlamda ünlenmiş…  Yazar İrlandalı bu arada :) 

Kitapta farklı karakterler var, ama 9 ana karakter var. Onların hayatlarının bir noktada nasıl kesiştiğini anlatıyor. Bu 9 kişinin ismiyle bölümler var, özellikle onların hayatlarına odaklanıyor ama tabi diğerleriyle de ilişkilerini yazıyor. 

24 Nisan 2015 Cuma

SİNEMA YORUMU // KURALSIZ



Kuralsız’ın sinemasına vizyona girdikten 2-3 gün sonra falan gittim. Ama ne yazık ki araya sınav haftam girdi, yeni bitti bu yüzden biraz geç post yazabildim. Tabi bir de o haftanın psikolojisi falan derken yeni yayımlayabildim. Elimde bir sürü kitap yorumum var fakat kağıtta, yani okulda yazdıklarım falan. İşte onları bilgisayara geçirmediğim için yayın yapmadım :(

Sinemaya gelirsek, 3D olduğu için daha keyifliydi. Yani aksiyon sahnelerinde falan güzeldi.. Özellikle aklımda kargaların bize doğru uçuşu kalmış, bu arada :)
Boş laflarımı söyledikten sonra filmin yorumundan bahsedeyim. Tabi daha acemi olduğum için hatalarım olabilir ya da siz benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz, affedin lütfen. Elimden geldiğince kısa ve öz bir şekilde yorumlayacağım.

Açıkçası ben filme gitmek istememiştim ve bu kadar iyi beklemiyordum, fragmanları görünce, konudan fazlaca sapıp sırf aksiyon için saçmalayacaklarını düşünüyordum. Evet abartmışlar fakat iyiydi yani garip kaçmamış. Filme kardeşim çok isteyince ben de onunla girmek zorunda kaldım. Ama pişman olmadım yani :)

Film çok gürültülüydü yani aksiyon hiç bitmedi diyebilirim. Zaten simülasyonlar kendi başına yetiyor :) İlk filmde de simülasyonlar normal değildi ama burada daha çok imkansız hale getirmişler.

Filme gelirsek, tabi ki kitaptan bağımsız, zaten bunu biliyoruz. Sineması ya da dizisi yapılan kitapları hep değiştirirler orası bir gerçek. 

26 Şubat 2015 Perşembe

GÜNDÜZSEFASI - SARAH JİO



KİTABIN YAZARI: Sarah Jio
SAYFA SAYISI: 360
TÜRÜ: Romantik
***
KONUSU:

Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü…

Kalbin anahtarıdır gündüzsefası. Ruhlarında en derin izleri taşıyanları bile çiçekleriyle sarmalar, filizleriyle umut taşır. İşte böyle gündüzsefasının süslediği bir yüzen evde yaşayan Penny Wentworth, 1950'li yıllarda ünlü bir ressamla evlidir. Her şeye sahip olan Penny'nin tek eksiği ise küçük evlerini taçlandıracak bir bebektir. Ancak gün geçtikçe tek eksiğinin bu olmadığını anlayacaktır çünkü sevgiyi yürekten hissetmek gerekiyordur. Onun hissettiği tek şey ise içini kemiren acıdır…

Ada Santorini New York'ta yaşadığı trajediden sonra ağır depresyondadır. Kendini toparlamak için Seattle'a Tekneler Caddesi'ne gelir. Burada kiraladığı bir yüzen evde eski bir sandık bulur. Sandıkta Penny Wentworth adında bir kadına ait eski eşyalar vardır. Gariptir ki Tekneler Caddesi'ndeki hiç kimse bu kadınla ilgili konuşmak istememektedir. Merakına yenik düşen Ada, Penny'nin gizemli geçmişine adım atarken kendi geleceğini de örmeye başlayacaktır.

Okuyucuları kalemiyle büyüleyen Sarah Jio'dan bir başyapıt daha. Gündüzsefası'nı okurken, ne kadar imkânsız görünse de her şeyin bir umuda açılacağını göreceksiniz. 


                                               (GÜNDÜZSEFASI ÇİÇEĞİ)


KİTAP  YORUMUM:

Bir Sarah Jio kitabı daha bitirdim. Gerçekten çok samimi ve duygusal bir kitaptı. Sonunu o kadar çok beğendim ki…

Her ne kadar Sarah Jio aynı tarzda yazsa da, yine de her kitabı kalbe işliyor ve unutulmuyor. En sevdiğim yönüyse kitap adının içerikle muhteşem uyumu… Ayrıca geçmişle şimdiki zamanı da birbirine çok iyi bağlayan bir yazar :)

           (SPEED NEEDLE – Seattle’ın sembolü gibi)                           
Bu kitabında da Penny Wentworth’un gizemli geçmişini ve onun geçmişini araştıran Ada Santorini’nin hayatına yeniden devam etmesini anlatmış…

Ada geçmişinde çok büyük bir trajedi yaşamıştır. Buna dayanamayıp işinde ve yuvası New York’tan ayrılıp kendini toparlamak için "Tekneler Caddesi"ne gelir. Tekneler Caddesi denmesinin sebebi, yüzen evlerin olmasıdır. 

                                                                         (SEATTLE - UNİON GÖLÜ)

12 Şubat 2015 Perşembe

SAYILAR - RACHEL WARD (SAYILAR # 1)




KİTABIN YAZARI: Rachel Ward
SAYFA SAYISI: 271
KATEGORİ: Gençlik, Romantik, Az biraz fantastik :)

***

KİTAP HAKKINDA:

Rachel Ward'ın hem okuyucular, hem de eleştirmenler tarafından büyük ilgiyle karşılanan ilk kitabı Sayılar pek çok ödüle aday gösterildi ve belli başlı dillere çevrildi.

Annesinin ölümüyle birlikte Jem eşsiz ama dehşet verici bir yeteneği olduğunu öğrendi: Birinin gözlerinin içine baktığında onun öleceği günü görebiliyordu.

Sıkıntılı geçen yaşamı Örümcek denen çocukla karşılaştıktan sonra biraz daha katlanılabilir olmaya başlamıştı, en azından birlikte Londra'ya gezmeye gittikleri güne dek.O gün Jem dehşetle çevresindeki insanların hepsinin gözlerinde aynı sayı olduğunu gördü. Korkunç bir şeyler olacaktı..."Tabii, sorun yok," diye tekrarladım. Hala normal konuşabildiğime inanamıyordum, çünkü içimdeki ses çığlık çığlığa bağırıyordu, inanılmaz bir panik dalgası bütün vücuduma yayılıyordu. Aynı sayı onun da gözlerindeydi. 08122011.Bu insanların hepsine bir şey olacaktı

Bugün.Burada.Arkamı döndüm, hızla, hala kendi kendine küfür etmekte olan Örümcek'in yanına gittim."Örümcek, gitmemiz gerek." Beni duymuyordu. Kendi küçük dünyasında tıkılıp kalmıştı sanki. Kolunu kavradım. "Lütfen, dinle beni. Buradan çıkmamız lazım hemen."Sesimdeki korkuyu fark edemiyor mu? Kolunu sıkan elimin nasıl titrediğini de mi anlayamıyor? 

KİTAP YORUMUM:

İnsanların gözlerine bakmaktan hoşlanmayan bir kızın ve onun tam tersi hiperaktif bir erkeğin kaçış hikayesi J
Evet, beraber kaçıyorlar fakat sandığınız gibi değil J

Kızımızın adı Jem, erkeğin adı da Terry. Ama biz erkek karaktere hep Örümcek diye seslenildiğini okuyoruz J Örümcek denmesinin sebebi elinin kolunun hiç rahat durmaması J Yani hiperaktif birisi. Örümcek çok uzun boylu, zayıf ve zenci dış özellikleri bunlar J Jem ise yine onun tam tersi, kısa boylu bir kız.

Jem, insanların gözlerine baktığı zaman onların kaderini görüyor, yani ölüm tarihlerini… Evet doğru okudunuz! Jem insanların gözlerine baktığında ölüm tarihleri kafasında bir şekilde beliriyor. Kitabın ismi de bu yüzden Sayılar… Jem’in bu sırrını kimse bilmez. Taa ki Örümcek’le arkadaş olana kadar…

Herkes onun öz güveninin insanların gözlerine bakamayacak kadar az olduğunu sanır, fakat aslında onların kaderine şahit olmamak için gözlerine bakmaz…

Düşünün, birisinin gözlerine baktığınız zaman onun öleceği tarihi görüyorsun.
Böyle bir durumda kimseyle arkadaş olamazsın ve en önemlisi de hiç mutlu olamazsın. İşte Jem’in de böyle bir hayatı vardı. Taa ki Örümcek gelene kadar J 

13 Aralık 2014 Cumartesi

SINIR ÖTESİ - OSMAN AYSU

                                                   

SAYFA SAYISI: 376
TÜRÜ: POLİSİYE, AJAN 

KİTAP YORUMUM:
Süper bir ajan romanıydı. Farklı istihbarat gruplarının içinde yaşanan olaylar, çevirilen entrikalar, bir ajanın öldürülmesi, İstanbul’da patlayan bomba işte hepsinin kesişim noktası Bağdat…

Bizim ajan Türk, yazar da Türk J Yani okumak için en büyük sebep J

Ajanımızın adı Oğuz Utku. Ajan derken MİT ajanı yani J  6 ay önce Şam’da ki bir saldırıda nişanlısını kaybetmiş ve 12 saat boyunca nişanlısının gitgide katılaşan bedeniyle kapalı bir alanda mahsur kalmış bir adam. O olaydan sonra kapalı alan fobisi oluşmuş ve psikolojik tedavi almış. Hala tam olarak iyileşememiş. Yani kimin öyle bir olaydan sonra ruhsal durumu bozulmaz ki? Hem sevdiğin kadın gözlerinin önünde ölecek hem de onun cesediyle kapalı bir alanda 12 saat mahsur kalacaksın…
İşte Oğuz çok zor toparlanmış. Hala kötü bir şey olunca titremeye başlıyor.

İstanbul’da patlayan bomba ve haber alınamayan, büyük ihtimalle öldürülmüş Ajan Burak olayını çözmek için Bağdat’a Oğuz’u gönderirler. Oğuz aslında onu emekli yapacaklarını sanır ama bu zor görev ona verilmiştir. Sonuçta Bağdat’a gider.

Bağdat dünyanın sürekli konuştuğu bir merkez, çünkü orada çok sıcak olaylar yaşanır. Sürekli bombalar patlar, suçsuz yere insanlar öldürülür, buna rağmen her sabah hiçbir şey olmamış gibi hayat devam eder.

CIA, Savama ve Mossad ajanları yani bütün ajanlar oradadır. Burak ölmeden önce Ankara’ya rapor göndermiş, raporda Leon diye birinden söz etmiş. Ama tam olarak ne olduğunu açıklamamış ya da fırsatı olmamış L Eğer kitabı dikkatli okursanız benim gibi daha kitabın başında Leon’un kim olduğunu bulursunuz J

Oğuz ilk iş olarak Leon’u arar, ama Leon onu bulur J Ayrıca Oğuz çok zeki, tecrübeli ve tedbirli bir ajandır. Ruhsal durumu dışında bu görev için biçilmiş kaftan tabiri caizse…

Oğuz Leon’u aradığı ve olayları karıştırmaya başladığı için diğer istihbaratlar onu tehdit olarak görürler.
Leon’a gelirsek, adam Oğuz’a para karşılığı bilgi vereceğini söyler. Ama meblağ çok fazladır ve Oğuz adamı ikna edici bulmaz.

Bu kadar çok olay varken bir de kimin hangi tarafı tuttuğu belli değildir. Yani çift taraflı çalışan ajanlar da vardır. Gazeteci gibi gözüküp CIA ajanı olanlar da… 

7 Aralık 2014 Pazar

KURALSIZ (VERONICA ROTH - DIVERGENT # 2)



Bu yorum ilk kitabı okumayanlar için ağır spoiler içerir.

Güzel bir geçiş kitabıydı. Diğer kitapta her şey sonuçlanacak. Zaten bu kitapta da küçük ipuçları vermişler. J

KURALSIZ; savaşçı olarak görülmesi gerekmeyen ama kurulu düzen ve otoriteye karşı duran kişi demek...

Tris’in gerçek adı Beatrice, zaten biliyorsunuzdur.
Dört’ün gerçek adı da Tobias. Yani Marcus’un utanç duyduğu oğlu.

İlk kitapta bilgeler savaşı atmıştı başlatmıştı, bir sürü fedakar öldürülmüştü. Uyumsuzlar haricinde diğer cesurların beyni simülasyon ile yöneltilip savaşı öyle başlatıyorlar. Çünkü doğal olarak bilgeler silah tutmasını bilmiyorlar. Onlar kalem tutuyorlar J Ama kötüye kullanıyorlar o ayrı mesele…
Bu yüzden savaş için cesurlara muhtaçlar. 

1 Aralık 2014 Pazartesi

KÜRK MANTOLU MADONNA – SABAHATTİN ALİ


Sayfa Sayısı: 164

***


KİTAP YORUMUM :

Sabahattin Ali, Türk öykücü, şair, öğretmen,yazar ve gazeteci. Biraz yazarımızı tanıyalım istedim :) Çoğu kişi Aldırma Gönül’ü duymuştur sanırım J İşte Sabahattin Ali, Sinop Cezaevi’nde yatarken bu şiiri yazmış. Ben de cezaevini gezerken kendi çektiğim fotoğrafı paylaşıyım sizinle sonra yorumumu okuyabilirsiniz. 

Bu arada Sinop Cezaevi gerçekten ürkütücü bir yer. Oraya giren bir daha çıkamıyormuş diyorlar. Sabahattin Ali de Cumhuriyet’in 10. Yılı dolayısıyla yayınlanan bir aftan yararlanarak oradan çıkabilmiş. Sabahattin Ali öldürülmüş fakat kimin öldürdüğü kesin değil. Hatta adamın mezarı bile yok :( Ne kadar üzücü bir durum. İşte Türkiye'de sanatçılara değer vermiyoruz. Aldırma Gönül şiirini Edip Akbayram çok güzel söylüyor bir dinleyin isterseniz...

Kürk Mantolu Madonna fevkalade bir kitap değildi, tıpkı Raif Efendi gibi… Fakat insanda garip tesir bırakan bir kitaptı… [Zaten hangi varlık fevkalade olabilir ki :) ]

Bu kitap pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan her gün yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biri olan Raif Efendi’nin gönlünün en derinliklerine sakladığı tutkulu aşk hikayesini anlatıyor.

Raif Efendi saf bir yüze sahip, biraz dünyadan uzak ama buna rağmen bir insana tesadüf ettiği zaman tebessüm etmek isteyen bakışlara sahip bir adam. 

Dediğim gibi fevkalade bir adam değil fakat insanda merak duygusu uyandıran, çekinik ama insanları iyi tanıyan hatta insanların acziyetlerini resme dökebilen, sevdim mi tam seven, sırlarını içinde tutan, sıradan bir adam. Ailesinin bile kendisini sevmediği, hatırını sormadığı, varlığı ile yokluğunun fark edilmediği, yılların tecrübesiyle yorulmuş, sevdiğine bir gün kavuşmayı umut eden bir adam…

Kürk Mantolu Madonna ise biraz vahşi, biraz mağrur ve çok kuvvetli bir ifadeye sahip bir kadın. Masumluk ve iradeyi, sonsuz bir melal ile kuvvetli bir şahsiyeti aynı anda taşıyan bir kadın…

İşte bu kitap bir kadın gibi çekinik ve utangaç Raif Efendi’nin, erkek gibi açık konuşan, sevecek adam bulamayan Kürk Mantolu Madonna’sına kalbinin en derinliklerinde yaşattığı aşkı anlatıyor. İkisi tamamen zıt karakterlere sahip ama bir o kadar da uyumlu, aynı dertlerden yakınan kişiliklere sahip…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...