26 Şubat 2015 Perşembe

GÜNDÜZSEFASI - SARAH JİO



KİTABIN YAZARI: Sarah Jio
SAYFA SAYISI: 360
TÜRÜ: Romantik
***
KONUSU:

Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü…

Kalbin anahtarıdır gündüzsefası. Ruhlarında en derin izleri taşıyanları bile çiçekleriyle sarmalar, filizleriyle umut taşır. İşte böyle gündüzsefasının süslediği bir yüzen evde yaşayan Penny Wentworth, 1950'li yıllarda ünlü bir ressamla evlidir. Her şeye sahip olan Penny'nin tek eksiği ise küçük evlerini taçlandıracak bir bebektir. Ancak gün geçtikçe tek eksiğinin bu olmadığını anlayacaktır çünkü sevgiyi yürekten hissetmek gerekiyordur. Onun hissettiği tek şey ise içini kemiren acıdır…

Ada Santorini New York'ta yaşadığı trajediden sonra ağır depresyondadır. Kendini toparlamak için Seattle'a Tekneler Caddesi'ne gelir. Burada kiraladığı bir yüzen evde eski bir sandık bulur. Sandıkta Penny Wentworth adında bir kadına ait eski eşyalar vardır. Gariptir ki Tekneler Caddesi'ndeki hiç kimse bu kadınla ilgili konuşmak istememektedir. Merakına yenik düşen Ada, Penny'nin gizemli geçmişine adım atarken kendi geleceğini de örmeye başlayacaktır.

Okuyucuları kalemiyle büyüleyen Sarah Jio'dan bir başyapıt daha. Gündüzsefası'nı okurken, ne kadar imkânsız görünse de her şeyin bir umuda açılacağını göreceksiniz. 


                                               (GÜNDÜZSEFASI ÇİÇEĞİ)


KİTAP  YORUMUM:

Bir Sarah Jio kitabı daha bitirdim. Gerçekten çok samimi ve duygusal bir kitaptı. Sonunu o kadar çok beğendim ki…

Her ne kadar Sarah Jio aynı tarzda yazsa da, yine de her kitabı kalbe işliyor ve unutulmuyor. En sevdiğim yönüyse kitap adının içerikle muhteşem uyumu… Ayrıca geçmişle şimdiki zamanı da birbirine çok iyi bağlayan bir yazar :)

           (SPEED NEEDLE – Seattle’ın sembolü gibi)                           
Bu kitabında da Penny Wentworth’un gizemli geçmişini ve onun geçmişini araştıran Ada Santorini’nin hayatına yeniden devam etmesini anlatmış…

Ada geçmişinde çok büyük bir trajedi yaşamıştır. Buna dayanamayıp işinde ve yuvası New York’tan ayrılıp kendini toparlamak için "Tekneler Caddesi"ne gelir. Tekneler Caddesi denmesinin sebebi, yüzen evlerin olmasıdır. 

                                                                         (SEATTLE - UNİON GÖLÜ)

12 Şubat 2015 Perşembe

SAYILAR - RACHEL WARD (SAYILAR # 1)




KİTABIN YAZARI: Rachel Ward
SAYFA SAYISI: 271
KATEGORİ: Gençlik, Romantik, Az biraz fantastik :)

***

KİTAP HAKKINDA:

Rachel Ward'ın hem okuyucular, hem de eleştirmenler tarafından büyük ilgiyle karşılanan ilk kitabı Sayılar pek çok ödüle aday gösterildi ve belli başlı dillere çevrildi.

Annesinin ölümüyle birlikte Jem eşsiz ama dehşet verici bir yeteneği olduğunu öğrendi: Birinin gözlerinin içine baktığında onun öleceği günü görebiliyordu.

Sıkıntılı geçen yaşamı Örümcek denen çocukla karşılaştıktan sonra biraz daha katlanılabilir olmaya başlamıştı, en azından birlikte Londra'ya gezmeye gittikleri güne dek.O gün Jem dehşetle çevresindeki insanların hepsinin gözlerinde aynı sayı olduğunu gördü. Korkunç bir şeyler olacaktı..."Tabii, sorun yok," diye tekrarladım. Hala normal konuşabildiğime inanamıyordum, çünkü içimdeki ses çığlık çığlığa bağırıyordu, inanılmaz bir panik dalgası bütün vücuduma yayılıyordu. Aynı sayı onun da gözlerindeydi. 08122011.Bu insanların hepsine bir şey olacaktı

Bugün.Burada.Arkamı döndüm, hızla, hala kendi kendine küfür etmekte olan Örümcek'in yanına gittim."Örümcek, gitmemiz gerek." Beni duymuyordu. Kendi küçük dünyasında tıkılıp kalmıştı sanki. Kolunu kavradım. "Lütfen, dinle beni. Buradan çıkmamız lazım hemen."Sesimdeki korkuyu fark edemiyor mu? Kolunu sıkan elimin nasıl titrediğini de mi anlayamıyor? 

KİTAP YORUMUM:

İnsanların gözlerine bakmaktan hoşlanmayan bir kızın ve onun tam tersi hiperaktif bir erkeğin kaçış hikayesi J
Evet, beraber kaçıyorlar fakat sandığınız gibi değil J

Kızımızın adı Jem, erkeğin adı da Terry. Ama biz erkek karaktere hep Örümcek diye seslenildiğini okuyoruz J Örümcek denmesinin sebebi elinin kolunun hiç rahat durmaması J Yani hiperaktif birisi. Örümcek çok uzun boylu, zayıf ve zenci dış özellikleri bunlar J Jem ise yine onun tam tersi, kısa boylu bir kız.

Jem, insanların gözlerine baktığı zaman onların kaderini görüyor, yani ölüm tarihlerini… Evet doğru okudunuz! Jem insanların gözlerine baktığında ölüm tarihleri kafasında bir şekilde beliriyor. Kitabın ismi de bu yüzden Sayılar… Jem’in bu sırrını kimse bilmez. Taa ki Örümcek’le arkadaş olana kadar…

Herkes onun öz güveninin insanların gözlerine bakamayacak kadar az olduğunu sanır, fakat aslında onların kaderine şahit olmamak için gözlerine bakmaz…

Düşünün, birisinin gözlerine baktığınız zaman onun öleceği tarihi görüyorsun.
Böyle bir durumda kimseyle arkadaş olamazsın ve en önemlisi de hiç mutlu olamazsın. İşte Jem’in de böyle bir hayatı vardı. Taa ki Örümcek gelene kadar J 

13 Aralık 2014 Cumartesi

SINIR ÖTESİ - OSMAN AYSU

                                                   

SAYFA SAYISI: 376
TÜRÜ: POLİSİYE, AJAN 

KİTAP YORUMUM:
Süper bir ajan romanıydı. Farklı istihbarat gruplarının içinde yaşanan olaylar, çevirilen entrikalar, bir ajanın öldürülmesi, İstanbul’da patlayan bomba işte hepsinin kesişim noktası Bağdat…

Bizim ajan Türk, yazar da Türk J Yani okumak için en büyük sebep J

Ajanımızın adı Oğuz Utku. Ajan derken MİT ajanı yani J  6 ay önce Şam’da ki bir saldırıda nişanlısını kaybetmiş ve 12 saat boyunca nişanlısının gitgide katılaşan bedeniyle kapalı bir alanda mahsur kalmış bir adam. O olaydan sonra kapalı alan fobisi oluşmuş ve psikolojik tedavi almış. Hala tam olarak iyileşememiş. Yani kimin öyle bir olaydan sonra ruhsal durumu bozulmaz ki? Hem sevdiğin kadın gözlerinin önünde ölecek hem de onun cesediyle kapalı bir alanda 12 saat mahsur kalacaksın…
İşte Oğuz çok zor toparlanmış. Hala kötü bir şey olunca titremeye başlıyor.

İstanbul’da patlayan bomba ve haber alınamayan, büyük ihtimalle öldürülmüş Ajan Burak olayını çözmek için Bağdat’a Oğuz’u gönderirler. Oğuz aslında onu emekli yapacaklarını sanır ama bu zor görev ona verilmiştir. Sonuçta Bağdat’a gider.

Bağdat dünyanın sürekli konuştuğu bir merkez, çünkü orada çok sıcak olaylar yaşanır. Sürekli bombalar patlar, suçsuz yere insanlar öldürülür, buna rağmen her sabah hiçbir şey olmamış gibi hayat devam eder.

CIA, Savama ve Mossad ajanları yani bütün ajanlar oradadır. Burak ölmeden önce Ankara’ya rapor göndermiş, raporda Leon diye birinden söz etmiş. Ama tam olarak ne olduğunu açıklamamış ya da fırsatı olmamış L Eğer kitabı dikkatli okursanız benim gibi daha kitabın başında Leon’un kim olduğunu bulursunuz J

Oğuz ilk iş olarak Leon’u arar, ama Leon onu bulur J Ayrıca Oğuz çok zeki, tecrübeli ve tedbirli bir ajandır. Ruhsal durumu dışında bu görev için biçilmiş kaftan tabiri caizse…

Oğuz Leon’u aradığı ve olayları karıştırmaya başladığı için diğer istihbaratlar onu tehdit olarak görürler.
Leon’a gelirsek, adam Oğuz’a para karşılığı bilgi vereceğini söyler. Ama meblağ çok fazladır ve Oğuz adamı ikna edici bulmaz.

Bu kadar çok olay varken bir de kimin hangi tarafı tuttuğu belli değildir. Yani çift taraflı çalışan ajanlar da vardır. Gazeteci gibi gözüküp CIA ajanı olanlar da… 

7 Aralık 2014 Pazar

KURALSIZ (VERONICA ROTH - DIVERGENT # 2)



Bu yorum ilk kitabı okumayanlar için ağır spoiler içerir.

Güzel bir geçiş kitabıydı. Diğer kitapta her şey sonuçlanacak. Zaten bu kitapta da küçük ipuçları vermişler. J

KURALSIZ; savaşçı olarak görülmesi gerekmeyen ama kurulu düzen ve otoriteye karşı duran kişi demek...

Tris’in gerçek adı Beatrice, zaten biliyorsunuzdur.
Dört’ün gerçek adı da Tobias. Yani Marcus’un utanç duyduğu oğlu.

İlk kitapta bilgeler savaşı atmıştı başlatmıştı, bir sürü fedakar öldürülmüştü. Uyumsuzlar haricinde diğer cesurların beyni simülasyon ile yöneltilip savaşı öyle başlatıyorlar. Çünkü doğal olarak bilgeler silah tutmasını bilmiyorlar. Onlar kalem tutuyorlar J Ama kötüye kullanıyorlar o ayrı mesele…
Bu yüzden savaş için cesurlara muhtaçlar. 

1 Aralık 2014 Pazartesi

KÜRK MANTOLU MADONNA – SABAHATTİN ALİ


Sayfa Sayısı: 164

***


KİTAP YORUMUM :

Sabahattin Ali, Türk öykücü, şair, öğretmen,yazar ve gazeteci. Biraz yazarımızı tanıyalım istedim :) Çoğu kişi Aldırma Gönül’ü duymuştur sanırım J İşte Sabahattin Ali, Sinop Cezaevi’nde yatarken bu şiiri yazmış. Ben de cezaevini gezerken kendi çektiğim fotoğrafı paylaşıyım sizinle sonra yorumumu okuyabilirsiniz. 

Bu arada Sinop Cezaevi gerçekten ürkütücü bir yer. Oraya giren bir daha çıkamıyormuş diyorlar. Sabahattin Ali de Cumhuriyet’in 10. Yılı dolayısıyla yayınlanan bir aftan yararlanarak oradan çıkabilmiş. Sabahattin Ali öldürülmüş fakat kimin öldürdüğü kesin değil. Hatta adamın mezarı bile yok :( Ne kadar üzücü bir durum. İşte Türkiye'de sanatçılara değer vermiyoruz. Aldırma Gönül şiirini Edip Akbayram çok güzel söylüyor bir dinleyin isterseniz...

Kürk Mantolu Madonna fevkalade bir kitap değildi, tıpkı Raif Efendi gibi… Fakat insanda garip tesir bırakan bir kitaptı… [Zaten hangi varlık fevkalade olabilir ki :) ]

Bu kitap pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan her gün yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biri olan Raif Efendi’nin gönlünün en derinliklerine sakladığı tutkulu aşk hikayesini anlatıyor.

Raif Efendi saf bir yüze sahip, biraz dünyadan uzak ama buna rağmen bir insana tesadüf ettiği zaman tebessüm etmek isteyen bakışlara sahip bir adam. 

Dediğim gibi fevkalade bir adam değil fakat insanda merak duygusu uyandıran, çekinik ama insanları iyi tanıyan hatta insanların acziyetlerini resme dökebilen, sevdim mi tam seven, sırlarını içinde tutan, sıradan bir adam. Ailesinin bile kendisini sevmediği, hatırını sormadığı, varlığı ile yokluğunun fark edilmediği, yılların tecrübesiyle yorulmuş, sevdiğine bir gün kavuşmayı umut eden bir adam…

Kürk Mantolu Madonna ise biraz vahşi, biraz mağrur ve çok kuvvetli bir ifadeye sahip bir kadın. Masumluk ve iradeyi, sonsuz bir melal ile kuvvetli bir şahsiyeti aynı anda taşıyan bir kadın…

İşte bu kitap bir kadın gibi çekinik ve utangaç Raif Efendi’nin, erkek gibi açık konuşan, sevecek adam bulamayan Kürk Mantolu Madonna’sına kalbinin en derinliklerinde yaşattığı aşkı anlatıyor. İkisi tamamen zıt karakterlere sahip ama bir o kadar da uyumlu, aynı dertlerden yakınan kişiliklere sahip…

14 Kasım 2014 Cuma

ALTI NUMARANIN GÜCÜ & KAYIP DOSYA - PİTTACUS LORE (LORIEN # 2)

                                                 

YAZARI: PİTTACUS LORE

ÇEVİRMENİ: SELİM YENİÇERİ

YAYINEVİ: ARTEMİS YAYINLARI

SERİ SIRASI: LORİEN EFSANESİ-2

SAYFA SAYISI: 520

KİTABIN TANITIMI:


Onlar Yaklaşıyor.

Onlar Bizi İzliyor.

Onlar Tılsımı Biliyor.
Onlar Miraslarımızı Biliyor.
Onlar Bizim Hakkımızda Çok Şey Biliyor.
Biz Bir Daha Asla Güvende Olmayacağız.
Biz Birbirimizi Bulmalıyız.
Biz Birleşmeliyiz.
Biz Savaşmalı Ve Kazanmalıyız.
Biz Son Savunma Kalesiyiz.
KİTAP YORUMUM:

Dört numara benim’ in ikinci kitabıyla sizlerleyim.

*Hatırlarsanız ilk kitap Henri’ nin ölmesi, ikinci savaşı bizimkilerin kazanması ve Altı, Dört ve Sam’ in Paradise’ den taşınmasıyla bitmişti.*
  
    İkinci kitapta 7 numara ile tanışıyoruz. Kitabın başında ondan bahsediliyor. Adı Marina, Cépan’ ı Andelina ile yıllardır İspanya’ da bir kilisede yaşıyor. Andelina rahibe olmuş, Marina ona Lorien’ i düşünmeleri gerektiğini, egzersiz yapmaya ihtiyaçları olduğunu söylüyor ama o onu dinlemiyor. Marina’nın yetenekleri oluşmaya başlıyor. Su altında nefes alıp, görebiliyor. Diğer Garde’ ler gibi telekinezi gücüne sahip ve en önemlisi iyileştirme gücüne sahip. *Hepsi birbirinden mükemmel*
            
    Bu arada Altı, Dört ve Sam Paradise geri dönüp büyük bir gizemi çözmeye çalışıyorlar. Orada çok ilginç şeyler oluyor ve maalesef John’ u çok kıran kötü bir olay meydana geliyor. Bu arada John ve Altı arasında bazı yakınlaşmalar meydana geliyor.
*Boşuna ümitlenmeyin devam kitaplarında arkadaş kalma kararı alıyorlar *


Marina’ nın kaldığı kiliseye Mogodorlular sardırıyor. 7 yaşındaki küçük Ella *beklide o kadar küçük değildir ;)* diye bir arkadaşı oluyor. Zaten sadece iki tane dostu var: Hector ve Ella. Saldırı olunca Ella’ nın aslında 10 numara olduğunu ve ona yardım etmek için resmi  Cépan(resmi, belirlenmiş olmasa da)’ ı Crayton ile ordalarmış. Ella’ nın gücü yaş değiştirebilmek.

Marina ilk kez savaştığı halde gayet başarılı :) Fakat yine her savaş sonrası olduğu için her yer harap oluyor. Her iki taraf da bir çok müttefik kaybediyorlar.

Yani ’'Savaşı kazanan taraf bile aslında kaybetmiştir.’’ sözü çok doğru.

10 Kasım 2014 Pazartesi

DÖRT NUMARA BENİM - PİTTACUS LORE (LORIEN # 1)

                                                   

SAYFA SAYISI: 428

Arka Kapak Yazısı: 

9 kişi kaçtık. 
1 numara Malezyada öldürüldü. 
2 numara İngilterede... 
3 numara Kenyada avlandı. 

Diğerlerinin peşine düşmeden önce Benim için gelecekler... Dört numara benim.

Biz Tam şu an yanınızdan geçiyor olabiliriz. 
Biz Siz bunu okurken sizi izliyor olabiliriz. 
Biz Yaşadığınız şehirde, kasabanızda olabiliriz. 
Biz Herkes olabiliriz. 
Biz O günü bekliyoruz. 
Biz Birbirimizi bulacağız. 
Biz Bir zafer kazanacağız. 
Biz Birlikte olabilirsek Biz Kurtuluruz. 
Siz Siz de kurtulursunuz.

Eğer biz kaybedersek her şey yok olur. Buraya dokuz kişi geldik. Sizin gibi görünüyor, sizin gibi konuşuyor ve aranızda yaşıyoruz, ama sizden değiliz. Hayal ettiklerinizi yapabiliyoruz. Hayal edebileceğiniz güçlere sahibiz. Bugüne kadar gördüğünüz her şeyden daha sağlam ve hızlıyız. Biz, çizgi romanlarda ve filmlerde hayran olduğunuz süper kahramanlarız. Ama gerçeğiz!

Planımız büyümek, eğitilmek, güçlenmek, birlik olup onlarla savaşmaktı. Ama bizi bulup savaşı önce onlar başlattı. Şimdi hepimiz kaçıyoruz. Hayatlarımızı gölgelerde, kimsenin bakmayacağı yerlerde geçiriyor, insanların arasına karışmaya çalışıyoruz. Siz bilmeseniz de aranızda yaşıyoruz. Ama onlar biliyor. Pıttacus lore Lorıeni yöneten yüce bilge, on iki yıldır dünyada, dünyanın kaderini belirleyecek savaşa hazırlanıyor. Nerede olduğu belli değil.

*** 

Kitap Tanıtımı: 

Kitap John’un ağzından anlatılıyor. İlk başta biraz garipsedim. Çünkü bu aralar okuduklarım hep kız karakterin ağzından anlatılıyordu. J

John ve Henri sürekli yer değiştiriyorlar. Çünkü güvende olmaları için bu gerekli. Ne kadar göz önünde olmaz isen o zaman insanlar seni merak etmez. Onlar da bu taktiği uyguluyorlar. Farklı okul, farklı çevre, farklı arkadaşlar, farklı isimler, farklı kimlikler…

Sürekli başka yere taşınmalarının asıl sebebi MOGADORLULAR’dan kaçmak. Mogadorlular uzayda başka gezegende yaşayan uzaylılar ve onlar kötü karakter. John ve Henri ise LORİEN’de yaşayan uzaylılardan ve iyi karakter 

Lorien yemyeşil gayet güzel bir gezegenken Mogadorlular onlara savaş açıyorlar, hem gezegen hem de Lorienliler ölüyorlar. Aslında hala Lorien için umut var. Yani zaman içinde düzelebilir. John ve diğer 8 kişi Mogadorlulara savaş açacakları zamana kadar Cepanları tarafından eğitiliyorlar. Cepan onları koruyup, eğiten kişi. Henri de John’un Cepanı.


Diğer 8 kişi Dünya’nın farklı yerlerinde, birbirlerinin nered olduklarını bilmiyorlar. Bunlara Lorien’de Yüce Bilge tarafında numaralar verilmiş. Çünkü onlar Lorien ırkının son emsilcileri. Diğerlerini Mogadorlular öldürmüş ve şimdi de bunların peşindeler.
Numaralar sırasıyla öldürülmelerini sağlıyor. Yani sırası gelmeyen kişiyi öldürmeye çalışan Mogadorlu kendisi ölüyor

İlk üç kişi öldürüldü. John 4 NUMARA. Yani sıra onda.

Uzaylı dediğime bakmayın onlar da bizim gibi insan görünümünde sadece özel yeteneklere sahipler. Yani yeşil, küçük, tipsiz varlıklar değiller. J Böylece kolayca insanlar arasına karışabiliyorlar. Hepsinde telekinezi gücü var. Eşyaların ve diğer şeylerin yerini değiştirebiliyorlar. İnsanlardan doğal olarak daha güçlü ve daha hızlılar.
Kitap gittikçe ilginçleşiyor. 

4 Kasım 2014 Salı

UYUMSUZ (VERONİCA ROTH)

                                                                                                                   

SAYFA SAYISI: 516


ARKA KAPAK TANITIMI:

Beatrice Prior'ın Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. 

Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda. 

Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez. 

Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.

Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor!


KİTAP YORUMUM:


Evet, biliyorum geç okudum bu seriyi. Fakat dersler, diğer kitaplar derken anca sıra geldi bu seriye...

Başkarakterimiz Beatrice. Beatrice’ in zamanında Chicago 5 topluluğa ayrılmış durumda topluluklar:
           
             Bilgelik: Bilgiyi her şeyden üstün tutarlar. Mavi renk onlar için önemlidir. –Huzur ve dinginlik verir.-
            Dostluk: Tarıma önem verirler. Bilgelik sayesinde tarımı geliştirmişlerdir. Neşelidirler. Barışın yanlısı savaşın karşıtıdırlar.
            Cesurluk: Hareketli, korkusuz ve özgür olmayı severler. Delidolu, doludizgin, eğlenceye önem veren mutlu bir hayat yaşarlar. Hayat onlara güzel J
            Dürüstlük: Yalan söylemezler. (Anlaşılacağı üzere J) yalan söyleyen bir kişiyi bedensel tepilerden anlarlar. Lafı dolandırmadan söylerler. (Pat diye J)
            Fedakarlık: Kendinden önce başkasını düşünmeyi daha makul buluyorlar. Gösterişi, aynaya bakmayı yanlış sayıyorlar –Kibir kötüdür!- Kıyafetleri ve diğer her şeyleri gri renk. Fazla ders çalışmak yasak –Üstünük olmaması için- topluluksuzlara onlar yardım ediyor. Diğer toplumlardakiler onlara kabaca KASINTI diyorlar.
            Topluluksuzlar: Adaylık aşamasını geçemeyenler, bir topluma ait olmayıp, sefil bir şekilde yaşayanlardır.

Beatrice ve ailesi fedakârlık topluluğuna aitler.

Herkes 16 yaşına gelince topluluğunu seçmek zorunda. İlk önce simülasyona tabii tutuluyorlar.

Simülasyon: Beyinde korku üreten kısmı tetikler ve sanrılara neden olur. Bu bilgiler de bilgisayara aktarılır ve topluluğun belirlenir. Birden fazla topluma eğilim gösteren kişiler UYUMSUZ olarak isimlendirilir.

Betrice’in sonucu uyumsuz çıkar. Uyumsuz kişiler, simülasyonun  gerçek olmadığını bilir ve istediği gibi yönlendirir ya da simülasyondan çıkabilir. Kontrol edilemezler. Onların beyni diğerlerinden farklı çalışır.

Beatrice seçim günü Cesurluk’u seçiyor. Abisi Caleb Bilgelik’i… Anne ve babaları üzülüyorlar haklı olarak. Fakat böyle bir olay fedakarlarda çok az gerçekleşiyor. Yani oradan ayrılanın Cesurluk’a geçmesi çok nadir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...