6 Ekim 2019 Pazar

KALBİM PERA – BİROL İNAN



Yazar: Birol İnan

Yayınevi: Mona 
Sayfa Sayısı: 96
İlk Baskı Yılı: Temmuz 2019
***
KİTAP TANITIMI:
Sinan denize ve doğaya âşıktı. Haftanın üç dört günü balığa çıkardı, usta balıkçılardan tüm teknikleri öğrenmişti. Mercanları, çipuraları çekerken oltasını ahşap küpeşteye yaslar, denizin sesini dinler, balıkların güneşte parlayan renklerini incelerdi. Kırmızının tonlarının oynaştığı Menteş ve Karaburun yarımadasını seyretmek onu hayata bağlıyor, yaşam sevgisiyle dolduruyordu. Ancak hiç ummadığı bir anda karşısına çıkan bir sorun onu mavi özgürlüğüne daha da çok yaklaştıracaktı!
“Ben koymadım, Tanrı koydu bunu aklıma Alya. Merak etme, sadece altı buçuk ay sürecek. Zaten zaman denilen olgu gerçekten var mı, yok mu kim bilir? Zaman denizde belki kayar, bilinmez. Zihinde bir fikirse pekâlâ kayabilir. Peki, Hindistan’a varacak mıyım? Göreceğiz. Eğer zaman ortama göre değişiyorsa, senin ve benim bu sürede yaptıklarımızı konuşur, yaşadığımız zamanı kıyaslarız.”
***
KİTAP YORUMUM:


Merhaba :)

Bu kitabı yazar bana hediye olarak gönderdi. İmzalı hem de 😊

İlk kez bir yazardan imzalı kitabım oldu hem de hediye olarak geldi. Yazarımız Birol İNAN çok nazik birisi. Ben kitabı okuyan birisin gönderisine yorum atmıştım. Kitabı o kadar çok görüyordum ki instagramda. Bir göndermediği ben kaldım sanırım deyip yazarı etiketlemiştim. Kitabı merak ettiğimi de eklemiştim sanırım. Sonra yazar bana dm atmış. Adresimi istemiş. Çok şaşırdım yazımı ciddiye aldı diye. Öylesine yazmıştım çünkü. Göreceğini düşünmeden. Ama görmüş ve hiç ikiletmeden kitap göndereceğini yazmış. Kendisine buradan tekrar teşekkür ederim 😊

Kitap da elime ulaştı. Ayrıca bir tane adıma imzalı bir tane de imzasız gelmiş. İmzasız olanı çekilişle hediye edeceğim. Yakında başlatırım. Takipte kalın beni instagramdan :)

Kitabı özetlemek gerekirse konusu bir yolculuk hikayesi. Sonsuzluğa benzetilen denize çıkılmış bir yol var kitapta. Kitabın kapağını da çok sevdim. Huzur veriyor baktıkça. Denizi ben de çok severim. Mükemmel duruyor yani kapak. İlgi çekici


Sinan başarılı bir mimar. Yetenekli ve çok yaratıcı. Zamanla yeteneğini fazla kullanmadan para için işler yapmaya başlamış biri. Karısı Aylin’den ve kızı Pera’dan ayrılınca da iyice kendini kaybetmiş. Alkol bağımlısı. İşini çok seviyor. Hayatındaki en önemli şey işi. Her şey iyice sıradanlaşmışken bir anda ona iş teklifi geliyor. Utku ve Pınar çifti ondan bir ev yapmasını istiyorlar. O ikisinin evliliği de sorunlu. Pınar Utku’yla uğraşmayı bırakıp kendisini eve versin diye bu projeyi başlatıyor.

Sinan çocukluğundan beri denize aşık birisi. O maviliğe hayran. Denizle ve yelkenlerle ilgili çok şey biliyor.

Sinan doğayla uyumlu harika bir ev tasarlıyor. Bahçesini evi her şeyi ayrıntısıyla düşünüp yapıyor. Yardımcısı Alya da ona çok katkı sağlıyor. Bu projede çalışırken Alya ile yakınlaşıyorlar.

Ama sonra Sinan doktor olan arkadaşı Murat sayesinde hastaneye gidip muayene oluyor ve siroza yakalandığını öğreniyor. Ondan sonra da yıllardır ertelediği yolculuğa çıkmak için cesaretini topluyor. Hastane köşelerinde ölmeyi beklemek istemediğinden yelkeni Pera ile bir yolculuğa çıkıyor. Ona değişik insanlar ve hayvanlar eşlik ediyor.

Sinan vasiyetini hazırlayıp herkesle vedalaşıp yolculuğa çıkıyor. Farklı yerleri geziyor. Eski arkadaşlarına uğruyor. Yeni kişilerle tanışıyor.

Sinan bu yolculukta, kendiyle ilgili bir hesaplaşma yapıyor. Yaşadığı zamanı boşuna harcadığını anlıyor. Denize kavuşmak için niye bu kadar geç kaldığına hayıflanıyor. Bazen ölmek istiyor bazense umut edip yaşama bağlanıyor. Çok şeyi tecrübe ediyor.

Aşık oluyor, kızını özlüyor, denizi seviyor, yeni dostlar ediniyor Mustafa ve köpeği Şanslı gibi..

Mustafa’yı kaptan olarak işe alıyor. Sinan’ın aksine o çok inançlı birisi. Sinan’ı dinliyor ve onu anlıyor. Köpeği de onlara yoldaş oluyor. Birlikte güzel vakit geçiriyorlar.

Bu yolculukta her şeyi sorguluyor Sinan. Onun değişik düşüncelerini okuyoruz. Geride bıraktığı insanların yola nasıl devam ettiğini öğreniyoruz. Projeye başladığı o harikülade evin sonradan modernizme uyup nasıl değiştirildiğini daha sonra da Pınar’ın pişman olupğ Sinan’ın projesine geri döndüğünü okuyoruz. Mustafa ile yaptığı sohbetleri okuyoruz.

Kitabı sevdim güzeldi. Ama Sinan’ın bu kadar çok içmesine kızdım. Bir de siroz olduğunu öğrendikten sonra bile içmeye devam etti. Sınırı aştı. Kendi sonunu kendi hazırladı aslında. Hayatla hesaplaştı. Bir yandan yaşamak istedi ama diğer yandan da kendini ölüme hazırladı. 


Sinan’ın herkesi kendinden uzak tutmaya çalışmasını anladım aslında. Acınacak bir yaşam sürmek istemedi. Kendini çok sevdiği denizlere bıraktı. Özgürlüğü hissetti. Zaman kavramını umursamadan yaşamaya çalıştı. Doğayla iç içe oldu. Aslında herkesin bazen hayalini kurduğu şeyleri yaşadı. Her şeye rağmen hayalini yaşadı. Geç kalmış olsa da…

Kitap bize bunu öğretiyor aslında. Hayalimize geç kaldığımızı hissetsek bile yine de o hayale kavuşmak için çabalamamız gerektiğini. Hayallerimize önem vermemizi. Doğayı sevip korumamızı. Doğaya ayak uydurmamızı. Daha pek çok şeyden bahsediyordu 😍

En önemlisi de sevdiklerimize sırtımızı dönmememiz gerektiğini anlatıyordu bence. Hiçbirimiz ne kadar zamanımızın kaldığını bilmiyoruz. Pişman olmamak için sevdiklerimizle anın tadını çıkarmalıyız. Her ne olursa olsun onlarla güzel anılar yaşamak için, geriye güzel şeyler bırakmak için yaşamalıyız.

Sinan’ın hikayesi dopdoluydu. Az bir zamanı kaldığını öğrenince hayaline kavuşmak için denize koştu. Yaptığı yanlışlarda vardı. Kızıyla daha çok vakit geçirebilirdi. Alya ile de öyle. Üzüldüm sonunda.

Mesela ben Sinan ve kızıyla ilgili daha çok şeyler anlatacağını sanıyordum. Baba kızın denizdeki yolculuğu olacak sanıyordum okumadan önce. Okuyunca biraz hayal kırıklığı oldu yelkenlisiyle olduğunu öğrenince. Ama yine de güzeldi 😊 

Rahatsız olduğum şeyler de var tabi. Karakterlerin yaşam tarzı bizden farklı. Zengin çevreye daha çok hitap ediyor bence. Bazen su gibi içki içilmesinden, çokça ıstakoz, ahtapot falan yenmesinden rahatsız oldum. Sinan'ın çok olmasa da kadınlarla olan yakınlaşmaları da rahatsız etti beni. Mesela Alya'ya aşık olduğunu söylüyordu ama onu aldatıyordu. Tamam resmi olarak sevgili veya evli olduklarını söylemediler birbirlerine. Ama bence seviyorsan birini ona ihanet etmemelisin. Sadık olmalısın. O kişinin göremeyeceği kadar uzakta olsan da. Yakın hissedemedim karaktere kendimi. Sevdiğim özellikleri, denize aşık olması, yaratıcı fikirleri olması ve hayalini yaşamak için yola çıkması...

Yine de güzel bir kitaptı. Çokça doğadan bahsedildi. Denizlerden, güzel koylardan, çeşitli insanlardan, müzikten...Okumanızı öneririm. Türk yazarlarımıza sahip çıkmalıyız. Destek olmalıyız. 

Hayatınızda pişmanlığınız az olsun. Sağlığınız bol olsun. Sevdiklerinizle de hiç ayrı düşmeyin inşallah.

Mutlu haftalar dilerim :)


14 yorum:

  1. Yazar sana ne güzel bir jest yapmış öyle, nasıl mutlu etmiştir kim bilir :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle ya çok mutlu oldum. ilk kez böyle bir şey yaşadım. çok iyi bir his :))

      Sil
  2. hakkında en ufak bilgim olmayan bi yazar. nazik biriymiş :)

    YanıtlayınSil
  3. hıms egede geçiyo herhalde, hoş duruyooo, okunurmuş hıhım ivit :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. evet egede başlıyor ama dolaşıyorlar. ama genelde hep denizlerde :)

      Sil
  4. Kitabın ince olmasından belli bazı şeylerin detaylandırılmayacağı, Kalbim Pera'nın kapağı çok hoş dediğin gibi.

    YanıtlayınSil
  5. Bu kitabı birkaç yerde gördüm ve not aldım. Doğma büyüme Pera li olunca ilgimi çekti hemen ☺️

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. evet bu aralar çok görünüyor instada. ne güzel :)

      Sil
  6. Yazarın jesti çok hoş olmuş. Sosyal ilişkileri iyi yazarları seviyorum :-)

    YanıtlayınSil

Değerli Okuyucular:
Lütfen yorumlarınızda küfür, argo ve ahlaksızlık kullanmayınız!!!
Onların haricinde her türlü eleştiriye açığım :)
Yorumlarınız denetlendikten sonra yayınlanacaktır!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...