3 Kasım 2018 Cumartesi

BIR KADININ YAŞAMINDAN YİRMİ DÖRT SAAT - STEFAN ZWEIG


Stefan Zweig klasiği bir kitap bu. İncecik ama çok düşündüren tarzda.

Burjuva bir kadının hikayesi. Altmış küsür yıllık yaşamında onu tamamen değiştiren, derinden etkileyen tek bir gün var sadece. Yıllarca o günü kimseye anlatamadan tek başına hem sevinç hem de büyük utanç duymuş. Yıllar sonra birisine anlatıyor yaşadıklarını.

Saygın, zengin bir kadın bu. Mr.C. Kocası vefat ettikten sonra hayattaki tüm umutlarını kaybediyor. Çocukları da artık ona ihtiyaç duymadığı için farklı şehirlere gidiyor geziyor. Yaşamak için amaç bulmaya çalışıyor. Bir gün kumarhanede onu mimik ve el hareketleriyle derinden etkileyen genç adamla karşılaşıyor. 

Bu adam hissettiği ne varsa tüm açıklığıyla  ifade ediyor. Poker yüzü denilen şey adamda yok. Aşırı hırslı biri. Kumar bağımlısı. Kadın hayatı boyunca böylesine hissettiklerini ele veren biriyle karşılaşmadığı için bu adamdan çok etkileniyor. 

24 Ekim 2018 Çarşamba

ON KÜÇÜK ZENCİ – AGATHA CHRISTIE 



Merhaba :)

Agatha Christie’nin en ünlü romanını bitirdim. Klasik Christie romanı gibiydi ama bir yandan da değildi. Çok ilginçti gerçekten. Sürükleyici, akıcı ve heyecanlıydı.

10 kişi Zenci Ada'sına davet edilir. Hepsi aynı gün oraya gider. Zenci Adasının sahipleri ortaya çıkmaz. Olay bu 10 kişi etrafında döner. Gayet güzel karşılanırlar yemeklerini yerler. Birbirlerini tanımaya çalışırlarken bir ses duyarlar. Tüm kişilerin belli tarihlerde öldürdüğü insanların isimlerini söyler ses. Tabii hepsi panik olur sesin kaynağını ararlar. Gramofondan gelen bir kayıttır.

İlk gün hizmetçinin karısı ölür. Uykusundan uyanmaz. İlginç olan diğer şey de masanın üstünde duran 10 küçük zenci biblosundan 1 eksilmiştir. Bu detaya bayıldım. Ölen kişiler oldukça biblo sayısı azalıyordu. Diğer ilginç olansa her odada On Küçük Zenci şiirinin olması ve olayların şiirdeki sıraya göre olmasıydı.

21 Ekim 2018 Pazar

KENDİNE AİT BİR ODA – VIRGIANA WOOLF



KİTAP TANITIMI:

Edebiyat dünyasının feminist bir makalesi olarak adlandırılan Kendine Ait Bir Oda, kadın hareketinin elinden düşürmediği önemli kitaplardan biri olmayı başarıyor. Erkeklerin kadınlara uyguladığı baskının ve her zaman süre gelen “Eşitlik” tartışmasının cevabını tarihten alıntılar yaparak yanıtlıyor.

“Kadın ve edebiyat” arasındaki bağlantıyı kurmaca bir yazıyla ve karakterleriyle anlatan Woolf, kadınların neden daha az şiir yazdığını veya neden erkekler kadar yaratıcı olamadığını anlattığı eserinde, tarihsel süreç içerisinde kadının toplumdaki yerini de ele alıyor. Kadınların dünyasına dair ilginç tespitleri, farklı bakış açılarını içeren eserinde Woolf, odasındaki duvarı verdiği cevaplarla örmeye çalışıyor ve şöyle sesleniyor kadınlara: “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!”

KİTAP YORUMUM:

Merhaba bugün sizlere Virgiana Woolf'un feminizm temalı önemli bir kitabını tanıtacağım. Çoğu kişi feminizmi erkek düşmanlığı olarak biliyor ama aslında alakası yok. Her iki cinsiyette eşittir,eştir. Kitabi okuyunca fark ettim ki 1929 yılında yazılmış bu kitapta da günümüzde de kadına bakış açısı aynı. Ne kadar çabalasak da kadınlara gereken önem verilmiyor. Tek değeri ev hanımlığı ve çocuk doğurmak olarak geçiyor. Ancak kadınların da duyguları, düşünceleri ve kendine ait bir yaşamları var. Ne isterlerse yapabilirler ama kadınlara engel oluyor birçok şey.

 Woolf diyor ki erkekler gibi kadınlar da yazar olabilir. Ancak kendine ait bir odası ve parası olmalı. Kendine ait bir odası olmalı çünkü özgürlüğünü yaşayacak bir ortama ihtiyacı var. Parası olmalı çünkü kimseye bağımlı olmadan yazmalı ve kitap çıkarabilmeli. Değindiği birçok konu ve önemli yazarlarin isimleri görüşleri var kitapta. Herkesin okuması gereken kitaplardan. Sonlara doğru biraz sıkıldım açıkçası. Çünkü bahsedilen yazarların  ve fikirlerin çoğunu bilmediğimden konuya hakim olamadım. Yıllar sonra tekrar okuyacağım belki daha iyi anlarım. Kitabın kapanış konuşması da güzeldi bence. .

Kadınların erkeklerin yaptığı şeyleri yapması hâlâ bazı çevreler tarafından çok uygunsuz görülüyor. Kadınlar çocuk sahibi de olabilir kariyer sahibi de. Seçtiği mesleğe, giyimine, yediği yemeğe göre bile yargılayan var. Her yaptığı olay olurken nasıl özgür bir birey olabilir ki kadınlar?

3 Ekim 2018 Çarşamba

1.ÇANKAYA KİTAP FUARI



Merhaba 😀

Bugün Çankaya Belediyesinin düzenlemiş olduğu kitap fuarina katıldım. Fuar Ankarada. Çağdaş Sanatlar Merkezinde. 5 kitap aldım. 1 tane de bez çanta aldim ama kuzenim istedi ona aldim. 35 yayinevi katılmıştı. Çok büyük degil ama 1.Çankaya kitap fuari icin gayet iyiydi bence. 5 ekime kadar devam edecek. Ankarada olanlar katılabilir. Evet aldıklarımın fiyatlarina gelelim simdi.
.
🍁Bir Kadının Yaşamından 24 Saat = 6 tl
🍁Zaman Makinesi = 9 tl
🍁İnsancıklar = 14 tl
🍁Yabancı = 12 tl olmasi lazim.
🍁On Küçük Zenci = 14 tl olmasi lazim.
🍁 Bez çanta = 10 tl
.
Son iki kitabin fiyatini tam hatirlamiyorum ama o civardadir galiba. Instagram hesabımdan da paylaştım.
Instagramdan da takip edebilirsiniz beni                        / @farkli_diyarlar / 😏


1 Ekim 2018 Pazartesi

DİZİ YORUMU // HUMANS


humans wallpaper ile ilgili görsel sonucu


Oyuncular: Eva-Jane Willis, Emily Berrington, Gemma Chan 
Sezon sayısı: 3 (4.sezon onayı aldı mı bilmiyorum ama bence alır.)
Toplam bölüm sayısı: 24
Tür: Bilimkurgu, Dram

***

DİZİ TANITIMI:

Evinizin her ihtiyacını gideren robot-insanlar (Synth denilen androidler)  hayatınızın bir parçası olsaydı nasıl olurdu? Teknolojik ilerlemeyle robotlara bağımlı yaşamımızı, robotların gözünden izlemeye davet ediyor.

*** 
DİZİ YORUMUM:

Bu diziyi gerçekten çok seviyorum. Sizlere tanıtmayı hep istedim. Sınavım bitince bunu izleyip bitirmiştim ancak yazmak ve okumaktan yorulduğum için ara vermem gerekti. Hayalimdeki gibi çok dizi ve kitap yorumu yazamadım maalesef blogda. Şimdi hazır olun. Sizlere bilinçli robotlar hakkındaki en harika yapımlardan birini tanıtacağım elimden geldiğince. Şunu belirtmemde fayda var. Bu dizi Real Humans adlı diziden ilham alınarak yapılmış. Real Humansı izlemedim. İzlemeye değerse eğer bilenler yorum atarak bilgilendirin bizleri :)

Robot konusu çok klasik ama bu diziye bir şans verin. Farkı göreceksiniz. 

Yapay zeka, düşünebilen, insan gibi davranan robotlar, andreoidler veya bu dizideki adıyla sentetikler… Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Lütfen aşağıya yorum bırakın çünkü merak ediyorum fikirlerinizi.

Dünya değişiyor. Teknoloji gelişiyor. 
İnsanlık ilerliyor evet ama ya insanlığı ilerlettiğimizi sanırken aslında her şeye hükmetmek isteyen bencil yaratıklar oluyorsak? Bunu düşündünüz mü hiç?

30 Ağustos 2018 Perşembe

ÇOK BİLİNMEYEN GÜZEL KİTAP SERİLERİ


Merhaba bugün blogumda yeni bir şeye başlayacağım. Yeni seriler keşfettikçe buraya ekleyeceğim. Aynı şekilde sizin de okuduğunuz ve popüler olmayan güzel seriler varsa yorumda belirtin. Bu arada yaptığım sıra en güzelden kötüye falan değil. Her biri çok güzel. Ben sırayı aklıma gelme sırasına ve okuma sırama göre yapıyorum.

1) LORİEN EFSANELERİ – PITTACUS LORE
Bu seriyi kütüphaneden bulduk arkadaşlarımla. Sonradan 3.kitabının çıkması çok uzun sürdü. Seriyi toptan alıp baştan okumayı da çok istiyordum çünkü yıllar önce okudum ilk iki kitabını. Bir gün markette 10 tl ye ikinci kitabını görünce hemen aldım. Sonra Okuoku sağ olsun bir indirim yaptı. Diğer iki kitabı da onar liraya aldım. Tek sıkıntı seri pek bilinmediği için yayınevi diğer kitapları çevirmiyor. Artemis yayınları lütfen artık seriyi tamamen çevirip bitirin. Okuoku sayesinde bilinme seviyesi de yükseldi. Fiyatı cok uygun olduğu için millet aldı daha neyi bekliyorsunuz seriyi çevirmek için? =)


(FOTOĞRAF BANA AİT)

Seri 7 kitaptan oluşuyor. Bazı ekler var onlardan biri 2.kitabin icine koyulmuş. Seri çevrilirse yine bu şekilde yaparlar ve daha az kitap çıkartırlar.

DÖRT NUMARA BENİM YORUMUM İÇİN TIKLAYIN :)
ALTI NUMARANIN GÜCÜ YORUMUM İÇİN TIKLAYIN :)



Seri ile ilgili ilginç olan şey yazari. Yazar bilinmiyor. Kendini hiç göstermemiş. Kitabin başında bir tanıtım var ama seri ile ilgili bir şey. Onu okuyunca kitap daha da gerçek duruyor. Sanki tüm olanlar gerçekmiş gibi hissediyorsunuz.

2) PERG EFSANELERİ – BARIŞ MÜSTECAPLIOĞLU

27 Ağustos 2018 Pazartesi

GÖRÜNMEZ ADAM – H.G. WELLS


Bilimkurgunun kültlerinden birisi olan Görünmez Adam kitabını yorumlamayı çok istedim. Belki bu konudan sıkılmışsınızdır görünmezliğin işlendiği onca kitap ve filmler var. Ama bu kitap çok eski zamanda yazılmış ve müthiş bir zeka sonucu ortaya çıkmış. Görünmezliği mantıklı açıklayan ilk kitap sanırım.

H.G.Wells'in okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak =)

Bir bilim insanı yıllarca deneyler yapıyor görünmezliği bulmaya çalışıyor. En sonunda buluyor. Bunu tüm dünyaya yaymadan önce kendi üstünde deniyor / denemek zorunda kalıyor. En başta sadece bilim tutkusuyla başlayan bu macera sonradan insanlık dışı bir şeye dönüşüyor. Wells bile Görünmez Adamı bize sevdirmeye çalışmıyor daha çok onu eleştiriyor ve yermeye çalışıyor. Bu çok garipti. Görünmez Adamı kimse anlamaya çalışmıyor çünkü insanlar bilmediğinden korkar. Özellikle görmediği ama sesini duyduklarından. Herkes ona zarar vermeye çalışıyor arkadaşı bile.


(FOTOĞRAF BANA AİT ALMAYINIZ.)

İlk başta Görünmez Adam yapacağı harika şeyleri düşünerek çok daha tutkulu bir halde oluyor ama sonradan acı gerçekleri fark ediyor. Soğuk bir kış gününde hem de kar yağarken çıplak bir halde dolaşmak çok zor. Kar birikintisi üzerini kaplarsa varlığı ortaya çıkar. Çamura basarsa ayak izi bırakır ve çocuklar fark eder. Yemek yerse sindirmeden insan içine çıkamaz çünkü yemekler görünür haldedir.

 Görünmez olunca kiralık evini de kaybetmek zorunda kaldığı için kış gününde yatacak yer bulmak çok zor olur. Böyle iğrenç durumlar onu insanların gelip gitmediği Iping kasabasına yönlendirir. Üstüne bir palto giyer. Yüzünün tamamına sargı bezleri, takma burun ve kocaman gözlükler yerleştirerek kasabaya gelir. Bu esrarengiz yabancıyı hiç misafiri olmayan han sahipleri şaşkınlıkla karşılar. 

Bu adam uzun süre gözlerden uzakta yaşar ama işte insanlar merak etmeden duramaz. Bu adamı rahat bırakmazlar. Oysa tek istediği parasını ödediği odasında kimseyi görmeden huzurla çalışıp deneyi tersine çevirecek bir yol bulmaktır.

17 Ağustos 2018 Cuma

LEKELİLER - SARAH DALTON (LEKELİLER # 1)

Yazar: Sarah Dalton
Çevirmen: Hazal Dinçer
Yayınevi: Agapi
Sayfa sayısı: 328
İlk basım yılı : 2015
Tür: Distopya, Genç Kurgu
KİTAP TANITIMI:
Genetik Geliştirme Bakanlığı, bir Kırılma gecesinde İngiltere'yi ele geçirir ve her şeyin mükemmel olduğu bir dünya yarattığını düşünür. Ancak her güzel şeyin ve kusursuz bir dünya yaratmanın elbette bedeli olacaktır.

Büyüleyici klonlarla dolu bir dünyada Mina Hart, genleri değersiz bir Lekeli'dir. Ve bu durumu onun bütün haklarını elinden alır; eğitim hakkını, normal bir yaşam hakkını, aile kurma ve tabii ki çocuk doğurma hakkını. Tehlikeli bir sır saklayan Mina'nın, Aziz Jude Okulu'ndaki ilk gününde Angela'yla tanışana kadar hiç arkadaşı olmamıştır. Ancak arkadaşlıkları hayatlarına Angela'nın üvey kardeşi Daniel dâhil olunca biraz karışır. Çünkü Mina, Daniel'ın doğal haline ve gizemli gücüne karşı koyamayacaktır. İşin içine Mina'nın konuşmasının dahi yasak olduğu mükemmel klon Sebastian da karışınca her şey birbirine girer ve nihayetinde kendilerini aşk ve isyan dolu bir yolculuğun ortasında bulurlar.

KİTAP YORUMUM:

Çok fazla bilinmeyen bir serinin ilk kitabi Lekeliler.
Günümüzden yıllar sonra Genetik Geliştirme Bakanlığı mükemmel klonlar oluşturur. En güzel, en yakışıklı, en etkileyici insanlar ortaya çıkar. Sonra bu gittikçe artar ve gerçek insanları genleri değersiz bir Lekeli olarak ilan ederler. Dünyayı mükemmel klonlar ele geçirir.
İnsanları değersiz gördükten sonra çok daha iğrenç şeyler yaparlar. Gerçek insanların eğitim hakkını, çocuk doğurma hakkını , aile kurma hakkını ellerinden alırlar. Kısacası onları belli bir yaşa gelince kısırlaştırıp akli dengelerini de bozarlar ve normal yaşama hakları olmaz.

Laboratuvarda üretilen klonlar, doğal insanları hizmetçi olarak görür ve kullanır. Çok ilginç bir olay cidden. Şu anda dünyada klon yapmak her ülke tarafından yasak ama böyle bir şey olsaydı tıpkı bu kitaptaki gibi olurduk biz insanlar. 

Okurken hep kendimi o dünyada hissettim ve iğrendim böyle bir zihniyetten. Her şey yapay ve sahte. Yapay ve sahte olan güzellikler  doğal güzelliğin önüne geçmekle kalmayıp onu esir ediyorlar.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...