ERTUĞRUL ÖZGÜN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ERTUĞRUL ÖZGÜN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2019 Pazar

EYLÜLE KADAR – ERTUĞRUL ÖZGÜN



Yazar: Ertuğrul Özgün

Yayınevi: Dorlion Yayınevi
Sayfa Sayısı: 256
İlk Baskı Yılı: 2019

KİTAP TANITIMI:
Eylüle Kadar, Doğu Karadeniz’in denize bakan bir köyünde, kan bağına dayalı akrabası bulunmayan, tek bir hanede babasız büyüyen dört çocuğun en küçüğü olan Sinan’ın, 1972 yılının son çeyreğinde yatılı öğretmen okulunu kazanıp Artvin’e gitmesiyle başlayan hikâyesidir.
Çocukluğunun geçtiği Trabzon’dan sonra, Artvin’de kendini ideolojik fikir hareketlerinin ve öğrenci olaylarının içinde bulan Sinan’ın Çanakkale’ye sürgün edilmesiyle yoğunlaşarak artan zorlu mücadelesi, 12 Eylül 1980 ihtilali sabahına kadar sürer.
Sisteme karşı yürüttükleri kavgada gençlik örgütlerinin sosyal ve siyasal yapılanmalarında yer alan, çocuk denilebilecek yaşlarda girdikleri bu kavgayı sürdürürken çocukluklarını yaşamayan, gençliklerini yaşamayı ise erteleyen, fikir ayrılıkları yüzünden sevdalarını yüreklerine gömüp yaşadıkları kalp acılarını sevdiklerine açıklayamayan nice Sinanlar yer alır “kayıp kuşak” diye de adlandırılan bu kuşakta...
Eylüle Kadar’da, milliyetçilerinin olduğu gibi devrimcilerin de kendi yaşlarına bakmadan ülkeyi yönetmeye talip oldukları, ancak bunu gerçekleştirmek isterken kavgaların silahlı çatışmalara dönüştüğü bir dönemin ve bu döneme adını yazdıran bir kuşağın (yetmiş sekiz kuşağı) hikâyesi anlatılır.

KİTAP YORUMUM: 

Merhaba arkadaşlar harika bir dönem kitabıyla geldim. 12 eylül 1980 darbesinden önce gençliğini yaşamış olan, çocukluğu yarım akalan bir neslin hikayesi bu. O nesildeki Sinan’ın hayatını anlatıyor. Otobiyografik bir roman.

Düşünceniz ne yönde olursa olsun objektif değerlendirin. Okumaya başlayın. Ben çok merak ediyordum. Ama aynı zamanda çekiniyordum da çünkü siyaset sevmem. Ama o dönemleri de bir kurgu içinde okumayı hep istemiştim. Kitaba başlayınca da sayfalar akıp gitti. Aradıklarımı buldum. Yazarımız milliyetçi olan bir gencin hikayesini anlatmış. Ama devrimcileri aşağılamadan, onları kötülemeden bunu anlatmayı başarmış. Bu ideolojik farklılıkları, zarar görenlerin hep fakir evlatlar olduklarını, çocuk yaşta sırtlandıkları yükün sorumluluğunu çok iyi anlatmış yazar.

Benim anladığım şu, hangi görüşte olurlarsa olsunlar o dönemdeki çocuklar erken büyümek zorunda bırakılmış, vatan aşkı yüzünden bu ideolojilerden birini savunmaya zorlanmışlar, tarafsız olamayacakları bir dönem çünkü. Üst düzeydekiler, zenginler de bu fakir Anadolu evlatlarını kullanmış. Kardeşi kardeşe kırdırmışlar. Onların vatan millet sevgisini yanlış kullanmışlar. Dilerim ki o kişiler huzura ermesin.

Ayrıca herkesin istediği aynı aslında. Bağımsız güçlü bir Türkiye istiyorlar. Ama bunu elde edecekleri yöntemlerin farklı olduğunu savunuyorlar. İşte sözde ideoloji sahibi o güçlü zengin kişiler de artık kimseler onlar, bu masum gençleri zor durumda bırakıyorlar. Gençlerin davalarına sahip çıkma mücadeleleri, haklarını arama çabaları beni çok duygulandırdı.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...